Ana sayfa İletişim

Öğretmenler

Eğitim Makaleleri Milli Eğitim Mevzuatı KPSS Günlük Planlar Yıllık Planlar Egzersiz Planları Belirli Günler ve Haftalar Sosyal Kulüpler Oyunlar (Piyesler)

Dersler

SBS Hazırlık SBS Türkçe İngilizce Testler ve Denemeler

Öğrenciler

Türkçe Sözlük Atasözleri sözlüğü Deyimler Sözlüğü Şiirler Öyküler Tekerlemeler Eğlence

Müzik

Akord Yapma Şarkı Sözleri Türkü Sözleri Türkü Öyküleri

Dost Siteler

Günlük 5,000 tekil hit
bu alana ve web sayfamıza reklam verebilirsiniz


İlköğretim Okullarında Doğru Ve Güzel Yazı Yazma Çalışmaları

Fethi Turan ( Konya İl Millî Eğitim Müdürlüğü İlköğretim Müfettişi) Dil, en yalın ifadeyle, “insanlar arasında bir iletişim aracıdır.”(1) Kültürün sonraki kuşaklara aktarılmasını sağlar. Kültürün, bilginin gelişmesi ve kalıcı olması da “dil” ile mümkündür. Ulusu oluşturan, ulusal birliği sağlayan en önemli unsur da dil birliğidir. Ortak bir dil, ulus olmanın öncül koşuludur. Her ulus kendi dilini korumak, geliştirmek, gelecek kuşaklara ve hatta mümkün olan diğer insanlara öğretmek arzusundadır. Dilin bu öneminden dolayı devletler ulusal dillerini koruma altına almışlardır. Anayasa’mızda Türk dili, anayasanın değiştirilmeyecek hükümlerinden olan 3. maddesinde: “Türk Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.”(2) Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevini düzenleyen 42. maddesinde ise: “Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez...”(3) şeklinde yer almıştır. 1739 Sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu’nun 10. maddesinde de: “Millî birlik ve bütünlüğün temel unsurlarından biri olarak Türk dilinin eğitimin her kademesinde, özellikleri bozulmadan ve aşırılığa kaçılmadan öğretilmesine önem verilir; çağdaş eğitim ve bilim dili hâlinde zenginleşmesine çalışılır ve bu maksatla Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu ile iş birliği yapılarak Millî Eğitim Bakanlığınca gereken tedbirler alınır.”(4) hükmü yer almaktadır. İlköğretim Kurumları Yönetmeliği, genel ilkelerinin (b) bendinde: “İlköğretim okullarının bütün sınıflarında her derste ve her durumda, Türkçenin doğru ve güzel öğretilmesi, yazılması ve konuşulması temel hedeftir.”(5) denir. İlköğretimin amaçlarının 4. maddesi (c) bendinde ise: “İlköğretim görmüş bir yurttaş; Türkçeyi doğru ve açık bir şekilde konuşur, okur ve yazar.”(6) denilmektedir. İlköğretim okullarımızın Türkçe öğretim programının genel ve özel amaçları özet olarak: Türkçenin “anlama, anlatım, dilbilgisi ve yazı” ile ilgili davranışlarının kazandırılmasını öngörmektedir. Mevzuatımızda ve öğretim programlarımızda yer almasına rağmen, Türkçenin yeteri kadar öğretildiği, konuşulduğu ve yazıldığı konusunda ciddî kuşkular vardır. Bu konuda eğitim sisteminin her kademesi, sorunun nedenini bir başka eğitim kademesine atmaktadır. Üniversiteler ortaöğretim kurumlarını, liseler ilköğretim kurumlarını, Türkçe öğretmenleri sınıf öğretmenlerini, sınıf öğretmenleri aileyi, çevreyi... suçlamaktadırlar. Sorunun nedenini başkasına atmak, böylece sorumluluktan kurtulmak sonuçta kimseye bir şey kazandırmamaktadır. Türkçenin yeteri kadar doğru konuşulmaması ve yazılmaması sorunu da orta yerde durmaktadır. Bu yazının amacı da sorumlu aramak değil. Almanya’da öğretmen ve veli olarak bulunmuş ve hâlen bu sorunun merkezinde bulunan biri olarak, inceleme-araştırma ve gözleme dayalı tespitleri değerlendirerek Türkçe öğretiminin bir bölümünü oluşturan Türkçenin “doğru ve güzel yazılması” ile ilgili, ilköğretim kurumlarında yapılabilecek çalışmalar hakkında düşüncelerimi ilgililer ile paylaşmaktır. Hâlen ilköğretim okullarımızda “Türkçenin doğru ve güzel yazılması” etkinlikleri hangi dersler aracılığıyla ve nasıl yapılmaktadır? 1) Yazılı anlatım ders saatlerinde, okunan /işlenen parçaların özetini çıkarmak, anı yazmak, önemli gün ve haftalar ile ilgili öğrencilerin düşüncelerini, gözlemlerini yazmalarını istemek en çok yapılan çalışmalardır. Özet çıkarma çalışmalarında, öğrenci metindeki paragraflardan birer ikişer cümle alarak veya ezberleyebildiği kadar cümleyi yazarak ödevini yapar. Diğer konularda da amaca uygun bir çalışma istisnalar dışında yapılamaz. Bu çalışmalar öğretmenler tarafından göz atılarak kontrol ve parafe edilir, bazen yazılanlar öğrenciler tarafından okunur, bu sırada genel hatalara dikkat çekilir, kısaca doğru örnekler verilmeye çalışılır. Doğru ve güzel yazma, yazım kurallarını uygulama ve noktalama işaretlerini kullanma ise yeteri kadar önemsenmez, sadece ifadenin zenginliği üzerinde durulmaya çalışılır. İfade zenginliği de yeteri kadar verilemez. Yöntemi bilinmeden ve verilmeden yapılan yazılı anlatım çalışmaları, aynı zamanda güzel ve doğru yazı için olumsuz alıştırma çalışmalarına dönüşmektedir. 2) Yazı dersi ise, haftanın bir günü özel bir saate sıkıştırılmış ve genel olarak programda da yer aldığı haliyle yazının formu, düzgün yazılması ile ilgili çalışmaları kapsar. Bu çalışmaların da yazının içeriği, anlatım/ifade gücü ve yazım kuralları ile bir ilgisi yoktur. Bir dil dersinden çok bir sanat dersi kimliğindedir. Sınıfın araç-gereç bulma imkânına göre işlenmeye çalışılır. Sanki güzel yazı yazmak bu ders saatine özgü bir amaçtır ve bu ders saati ile sınırlıdır. Bu alanda, öğretmen okulu mezunlarından sonra, sisteme giren öğretmenler, özellikle Türkçe öğretmenleri kendilerini yeterli görmemektedirler. Çünkü üniversitelerin Türk Dili ve Edebiyatı bölümlerinden mezun öğretmenler yazı programımızın öngördüğü amaçları gerçekleştirecek şekilde yetiştirilmemişlerdir. Hatta kendileri örnek yazı yazamamaktadırlar. Sonuçta yazı dersi Türkçe programının bütünlüğü içerisinde ele alınıp işlenmemektedir. 3) Dilbilgisi etkinliklerinde amaç, doğru anlamayı, konuşmayı ve yazmayı sağlamaktır. Dilbilgisi kuralları ise Türkçenin diğer alanları için olduğu gibi, doğru ve güzel yazı için de araçtır. Okullarımızda dilbilgisi çalışmaları, öğrencilerin lise giriş sınavlarına hazırlandığı, kurallarının ezberletildiği çalışmalar şeklindedir. Bu derslerde dilbilgisi kuralları soyut bir şekilde öğretilmekte, kurallarının kavranması ve kullanılması üzerinde yeteri kadar durulmamaktadır. 4) Seçmeli ders olarak “Güzel Konuşma ve Yazma” dersi ise; 1997-1998 öğretim yılından itibaren uygulamaya konulmuş ye programı 2492 sayılı Tebliğler Dergisinde yayımlanmıştır. 4. 5. sınıflarda sınıf öğretmeni tarafından okutulan G.K.Y. dersi, Türkçe dersine ilave edilmiş bir ders olarak algılanmakta ve çoğu zaman Türkçe dersine ilave edilerek Türkçe dersi içinde değerlendirilmektedir. Böylece güzel ve doğru yazma beceri ve alışkanlığına yeterli katkıyı sağlamayan derslerden biri durumuna gelmektedir. 6. 7. 8. sınıflarda ise; G.K.Y. dersinin işlenişi, yetkin öğretmen bulunamaması ve dersin seçmeli olması gibi sebeplerle maalesef amacına uygun işlenmemektedir. İlköğretim Kurumları Yönetmeliği ilke olarak, Türkçenin bütün sınıflarda, her derste ve her durumda, doğru ve güzel öğretilmesi, konuşulması ve yazılmasını hedeflemesine rağmen(7), Türkçe dersi saatleri dışında, Türkçenin doğru ve güzel konuşulması, yazılması, yapılan yanlışların düzeltilmesi, öneminin vurgulanması istisnalar dışında, gerçekleşmemektedir. Hatta öğretmenler öğrenciler ile muhatap oldukları, ders anlattıkları, yazılı sorularını öğrencilere yazdıkları/yazdırdıkları zaman bile çok açık hatalar yapmaktadırlar. Türkçenin doğru ve güzel yazılması Türkçe ders saatleri ile sınırlı kalmakta, Türkçeyi doğru konuşma ve yazma, yalnız Türkçe ve sınıf öğretmenlerinin görevi olarak görülmektedir. Derslerin işlenişinde gerekli araç-gereç ve kaynak kullanılmamakta, okullarımızın çoğunda Türk Dil Kurumu’nun son baskısı bir imlâ kılavuzu ve sözlüğü bulunmamaktadır. Bazen bir ilçede bile T.D.K.’nun imlâ kılavuzunu bulmak mümkün olmamakta, öğrenciler ve okullar genellikle gazetelerin promosyon olarak verdiği sözlük ve imlâ kılavuzları ile yetinmektedirler. Sonuçta, öğrenciler sınıf seviyelerine göre verilen birkaç cümlelik bir yazıyı, yazım kurallarına uygun bir şekilde doğru olarak yazamamakta, öğretmenler doğru yazı yazma konusunda sınıflarının seviyesini ve nasıl bir çalışma yapılması gerektiğini bilememektedirler, hatta bu konuda aralarında Türkçe ve edebiyat dersi öğretmenlerinin de bulunduğu iki ayrı aday öğretmen grubu ile yapılan bir çalışmada lise 1. sınıf edebiyat kitabından alınmış, elli kelimelik bir metin, çalışmaya katılan hiçbir öğretmen tarafından hatasız olarak yazılamamıştır(8). Bu konuda aday öğretmenler de kendilerinin yeterli düzeyde yetişmediklerini kabul etmişlerdir. Tabiî ki bu sorun öğretmenlerimizin, hele aday öğretmenlerimizin değildir. Herhangi bir meslek grubu ile yapılacak bu tür bir çalışmada, sonucun bundan farklı olmayacağını söylemek fazla iddialı olmasa gerek. Öğretim açısından sorun olduğu gibi, program açısından da durum farklı değildir. “Günümüzde, Türkçenin doğru kullanılması için Türkçe öğretiminin bilimsel temellere uygun olarak yapılması çok önemlidir. Bunun için de Türkçe ders programlarının çağdaş program hazırlama anlayışına göre yeniden ele alınıp hazırlanmasında yarar görülmektedir”(9). Türkçe dersi programı özellikle kullanışlılık açısından diğer ders programlarına göre faydalanılması en zor programdır. Mevcut programın, “genel ve özel amaçlar, kazandırılacak davranışlar, açıklamalar, yöntem, araç-gereçler ve ölçme-değerlendirme” bölümleri(10), ancak çok dikkatli incelendiğinde yeteri kadar anlaşılmaktadır. Öğretmenlerimizin yıllık ve ünite plânlarını genellikle hazır olarak, ünite dergileri, hazır plân kitapları ve internet üzerinden sağladıkları günümüzde, programı bir bütünlük içinde inceleyip anlamaya çalışan öğretmen sayısı oldukça azdır. Türkçe programının alanları (anlama, anlatım, dilbilgisi ye yazı) arasında yeterli bir bütünlük bulunmamaktadır. Bu alanların amaç ve davranışları, birbirini tamamlar, destekler nitelikte değil, birbirinden bağımsız ve kopuk olarak programda yer almıştır. Türkçe Programı, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığının 22/09/19981 tarih ve 172 sayılı kararı ile uygulamaya konulmuştur. Türkçe dersinde konu-araç-davranış ilişkisi ile ilgili Bakanlığımızca ilk genelge 11/11/1981 tarihinde 322.20/9913-81 sayı ile yayımlanmış(11), bu hususun yeteri kadar anlaşılamaması üzerine yirmi yıl sonra, 24/08/2001 tarih ve 10009 sayılı yazı(12) ile bu konuda tekrar bilgi verilmesine ihtiyaç duyulmuştur. Özellikle sisteme yeni giren öğretmenler, ancak kendilerine yapılan bireysel rehberlikten sonra bu hususu anlamaktadırlar. Yirmi yılı aşkın bir süredir uygulanmakta olan program hakkında hâlen açıklamaya ihtiyaç duyulması, programdan kaynaklanan sorunlar olduğunu ve programın yenilenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Program Açısından Ne Yapılabilir? 1)Türkçe dersi programı, yalın, anlaşılır bir hâlde düzenlenmeli, dersi oluşturan alanlar yeniden belirlenmelidir. Bu alanlar; * Anlama (okuma, dinleme), * Konuşma/sözlü anlatım, * Güzel ve doğru yazı (dikte), * Yazılı anlatım (kompozisyon oluşturma), * Dilbilgisi, şeklinde olabilir. 2) Diğer derslerin öğretim programlarında olduğu gibi bu alanların amaçları, konuları ve davranışları açık olarak belirlenmelidir. 3) Alanların her biri için ayrı ayrı belirlenen davranışlar birbirleri ile ilişkili olmalıdır. 4) Alanların işlenişleri ile ilgili; açıklamalar, kullanılacak araç-gereçler, uygulanacak metot ve teknikler ve ölçme-değerlendirme bölümleri bütünlük teşkil etmelidir. 5) Güzel ve doğru yazı dersi için ayrı bir ders saati ayrılmamalıdır. (Doğru ve güzel yazı yazmak, Türkçe dersi saatlerinin tümünün, hatta diğer derslerdeki yazılı çalışmaların amacıdır.) 6) Özellikle 6. 7. 8. sınıfların yazı programlarında yer alan ve daha çok ilgi ve yetenek gerektiren, kesik uç kullanma, dekoratif yazı, bezeme, marka, amblem, afiş konuları,Türkçe yazı programından çıkarılmalı, seçmeli dersler arasında bulunan,GüzelKonuşma ve Yazma dersinin konuları arasına alınmalıdır. Okulda seçmeli olarak güzel yazı dersi seçilirken, okulun ve çevrenin ihtiyaçları ve imkânları kadar, öğrencilerin talepleri de göz önünde bulundurulmalıdır. Öğretim Daha İyi Nasıl Olabilir? İlkokuma-yazma çalışmaları, doğru ve güzel yazı yazma çalışmalarının da ilk basamağıdır ve birlikte yürütülmelidir. Bu etkinlikler sırasında yeri ve zamanı geldikçe programın öngördüğü dilimizin yazım kuralları verilmelidir. Bu etkinliği, hâlen mevcut programımız da öngörmektedir. Fakat sonucun başarılı olmadığı anlaşılmıştır. Birinci sınıfta öğretmenler okumayı esas amaç olarak kabul etmekte, güzel ve doğru yazı yazmayı ikinci plâna almakta ve üzerinde yeterli çalışmaları yapmamaktadırlar. Öğrenciler de hayatları boyunca kalıcı ve değiştirilmesi zor olan olumsuz davranış ve alışkanlığı birinci sınıfta kazanmaktadırlar. İlkokuma-yazma çalışmaları bir yarışa dönüşmekte, doğru ve güzel yazı, çözümleme yöntemi anlayışına ve hedeflerinin de aksine, çabukluğa, aceleye, okuma bayramlarına, kurdelelere, kızarmış elmalara kurban edilmektedir. Böylece; birinci sınıfın sonunda okur, ancak doğru ve güzel yazmaz, ikinci sınıflar ortaya çıkmaktadır. Bunda, öğretmenler dışında yöneticilerinde sorumluluğu vardır. Aile ve çevre baskısı da öğretmenleri olumsuz etkilemektedir. Özellikle çocukta öğrenmenin, beceri kazanımının yoğun olduğu, alışkanlıkların yerleştiği birinci sınıftaki ilkokuma-yazma çalışmaları, doğru ve güzel yazının olumlu ya da olumsuz temellerinin atıldığı lâboratuvarlardır. 1. Sınıftan itibaren, yani ilkokuma-yazmaya hazırlık çalışmalarından başlayarak doğru ve güzel yazma isteği, ilgisi, becerisi ve alışkanlığı adım adım kazandırılmalıdır. Nasıl? 1) Cümle alıştırmaları sırasında öğretmen programda yer alan ve harflerin yazılış yönlerini gösteren tabloyu göz önünden ayırmamalıdır. Hâlen bazı sınıflarda çerçeveletilip duvara asılan tablo maalesef öğretmen tarafından yeterince incelenmemiştir. 2) Cümleler ile metin oluşturulmaya başlandıktan sonra, ilkokuma-yazmanın düzeyini tespit etmek için, yapılan yazılı kontrol alıştırmaları sırasında, cümleleri doğru yazma kadar, harfleri formuna uygun yazma, verilen noktalama işaretleri ve yazım kurallarının uygulanmasına da dikkat edilmelidir. Bu kontrollerin seviyesi ve zamanı yıllık ve ünite plânlarında belirtilmelidir. 3) Öğrencinin defteri veya kâğıdı üzerinde düzeltme mutlaka yapılmalıdır. Programda yer alan “düzeltme sembolleri” kullanılmalıdır. (Mevcut düzeltme sembolleri tartışılıp geliştirilebilir.) Öğrenci ders yılı sonunda sınıf seviyesine göre harfleri, rakamları, matematik sembollerini tanıdığı gibi, yazı dersi düzeltme sembollerini de tanımalıdır. 4) Kontrol çalışmaları, öğrenci psikolojisi göz önünde bulundurularak öğrencilerin değerlendirilmesinden ziyade, öğretmenin kendi çalışmalarını, sınıfın seviyesini, öğretim hızını değerlendirmesi şeklinde olmalıdır. Diğer öğrenciler ile yarışma, sınıfta öğrenciler arasında derecelendirme şeklinde olmamalıdır. Ancak öğretmen yaptığı bu çalışmaların sonuçlarını gerekirse, veli, okul müdürü, rehber öğretmen ve müfettiş ile değerlendirmelidir. 5) Türkçe dersi içerisinde yapılacak bütün çalışmalar için, öğretim yılı başında, öğrenci velilerinin görüşü ile çevre imkânları da dikkate alınarak kararlaştırılacak defterler kullanılmalıdır. 6) Ayrıca güzel yazı defteri, ödev defteri, özet defteri vs. adı altında herhangi bir defter kullanılmamalıdır. Çünkü güzel yazı defteri ile öğrenci, güzel yazı yazmak, yalnızca bu ders saati ve bu defter için gereklidir gibi, yanlış bir algılamaya kapılabilmektedir. 7) Öğrencinin defterinde kontrol edilmemiş bir tek cümle, kelime bulunmamalıdır. Öğretmen öğrencilere kontrol edip düzeltme yapabildiği ve daha sonra doğrusunun tekrar öğrenciye yazdırabildiği kadar yazı yazdırmalıdır. 8) İlköğretimin ilk üç sınıfında kesinlikle eve yazılı ödev verilmemelidir. “Okullarda Öğrencilere Yaptırılacak Ödevler Hakkında Yönetmelik”(13) dikkate alınmalıdır. Ayrıca; 1. sınıfta okuma-yazma metinlerinin oluşturulmasından başlayarak yıllık ve ünite plânlarında, Türkçe dersinin diğer alanları gibi, doğru ve güzel yazı yazma çalışmaları da plânlanmalıdır. Bu plânlarda; 1. sınıf için 20, 2. sınıf için 40, 3. sınıf için 60, 4. sınıf için 80, 5. sınıf için 100 kelimeyi geçmeyecek; 6.7. ve 8. sınıflar için ise, en fazla 150 kelimelik, “dikte metinlerinin”(14) uygulanması yer almalıdır. Dikte metinlerinin hazırlanışı ve uygulanması: * Metinler sınıf ve Türkçe öğretmenleri tarafından bağımsız olarak hazırlanabileceği gibi, zümre öğretmenleri tarafından ortak olarak da hazırlanabilir. * Metinler sınıf seviyelerinin öngördüğü noktalama işaretleri ve yazım kurallarını kapsamalı, sınıf seviyesine göre öğrencilerin kelime hazinelerine uygun olmalı ve öğrencilerin kelime hazinelerini geliştirmeyi de amaçlamalıdır. * Dikte metinleri düzenli olarak uygulanmalıdır. Bunun süresi ayda bir olarak tavsiye edilebilir. Amaç, yalnız bu metinleri doğru ve güzel yazmak değil, diğer tüm derslerde ve öğrenciye hayatı boyunca doğru, güzel yazı yazma alışkanlık ve becerisi kazandırmaktır. Metinler araçtır. * Dikte metinlerinin bir kısmı öğrencilere önceden verilebilir. Öğrenciler bu metinlere evde, aileleri ile birlikte hazırlanabilirler, ancak sınıfta dikte metinlerinin uygulanışı titizlik içerisinde yapılmalıdır. Öğretmen belli bir tempoda metni okumalı, öğrenciler okunan metni defterlerine yazmalıdırlar (Öğretmenin eve götürüp kontrol etmesi açısından bu çalışmaların kâğıtlara yapılması da mümkündür.). Yapılan çalışma 2. sınıftan itibaren ders saati dışında ve düzeltme sembolleri kullanılarak değerlendirilmeli, sonuçlar öğrencilere bildirilmelidir. * Öğrencilerin başarı durumlarının belirlenmesi için, önceden bir “Değerlendirme Ölçeği” (Örnek Tablo I)* hazırlanmalı, değerlendirme ölçeği, her sınıf için üzerinde çalışılan metindeki kelime sayısına göre ülke geneli için ortak hazırlanabileceği gibi, zümre öğretmenleri veya eğitim bölgeleri zümre toplantılarında da hazırlanabilir. Öğrenciler ve veliler de bu değerlendirme ölçeğinden haberdar edilmelidirler. * Öğretmen, sınıfta kimin kaç hata ile çalışmaları tamamladığını, kimin hatasız yazdığını, hataların nerede yoğunlaştığını, öğrencilerin önceki çalışmaya göre gelişimini takip edebileceği “Dikte Takip Formları” (Örnek Tablo II)** hazırlamalı ve çalışmaları dikte takip formlarına işlemelidir. * Amaç sadece tespit yapmak olmadığı için, çalışma kontrolden, düzeltmeden ve değerlendirmeden sonra da sürdürülmelidir. Hatası olan öğrenci mutlaka metnin tümünü hatasız olarak defterine yazmalıdır. Özellik gösteren, tekrarlanan hatalar, metinden ayrı olarak da doğru bir şekilde yazılmalı, böylece kalıcılık, alışkanlık, pekiştirme sağlanmalıdır. Öğretmen yapılan her çalışmayı bir sonraki doğru ve güzel yazı yazma çalışması için esas almalı, yazım kuralları, noktalama işaretleri ve kelime hazinesi yönünden programın seviyesine göre geliştirmelidir. * Çalışmalar sonucunda “değerlendirme ölçeğine” göre verilen notlar, belirlenmiş bir oranda (örneğin % 20) Türkçe dersi notuna da etki etmelidir. * Doğru ve güzel yazı yazma çalışmaları, sadece sınav gibi, çalışmaların notla değerlendirildiği, yukarıdaki çalışmanın dışında, notla değerlendirmenin yapılmadığı, dikte takip formuna işlenmeyecek, alıştırmalar ile de yapılmalıdır. Hazırlık alıştırmalarında, öğrencilerin çalışmaları arkadaşları veya kendileri tarafında da kontrol edilebilir. Böyle bir çalışmada örnek metnin doğrusu tahtaya yazılarak veya tepegözle yansıtılarak, öğrencilerin kendilerinin veya arkadaşlarının hatalarını görmeleri ve düzeltmeleri sağlanmalıdır. *Yukarıdaki çalışmalar 1-5’inci sınıflarda sınıf öğretmenleri, 6-8’inci sınıflarda ise Türkçe öğretmenleri tarafından yürütülmelidir. Ayrıca, her okulda, her sınıfta mutlaka TDK’nun son baskısı olan İmlâ Kılavuzu ve sözlüğü bulundurulmalıdır.Bakanlığımız sınıf seviyelerine uygun imlâ kılavuzları hazırlatmalı öğrencilere ulaştırmalıdır. Öğretmen ve öğrenciler imlâ kılavuzu ve sözlükleri etkili olarak kullanmalıdırlar. Doğru ve güzel yazı yazma, bir bütün olarak Türkçe öğretimi ile ilişkilidir. Sorunu ortaya koyup, hâlen uygulanan program ve öğretim yöntemlerinin, arzulanan sonucu vermediğini belirtmek ve çözüm sunmak, umarım “doğru ve güzel yazı yazma” konusunun tartışılmasına katkı sağlayacaktır.

Geri Git