
Knight Online Premium ve Goldbar
Knight Türkiye
Avrupa bütünleşmesi hareketinin tarihsel kökenlerini XIII. yüzyıla kadar götürmek mümkündür. Bununla birlikte bu düşünceyi gerçekleştirecek koşullar ancak XX. yüzyılda oluşmuştur. XX. yüzyılın ilk yarısında iki büyük savaşın acısını yaşayan Avrupa, bir daha bu tür çatışmaların yaşanmaması için çözüm arayışına girmiştir. Çözüm olarak da Avrupa devletleri arasındaki düşmanlığı ortadan kaldıracak bir "bütünleşme"nin gerçekleştirilmesi düşüncesi benimsenmiştir.
Aslında bu bütünleşme daha çok bir "Batı Avrupa" bütünleşmesidir. 2. Dünya Savaşı sonrası ortaya çıkan soğuk savaş düzeni, ikiye bölünmüş bir Avrupa ve Doğu-Batı kutuplaşmasını beraberinde getirmiştir. Batı Avrupa’nın iki önemli devleti olan Almanya ve Fransa’nın da aralarındaki düşmanlığa son vermiş, bu iki ülke arasında dengeli bir yapılanma ve bütünleşmenin anahtarı olmuştur. Bu açıdan bakıldığında Sovyet Rusya karşısında birlik olmuş, ekonomik problemlerini çözmüş bir Batı Avrupa, ABD’nin de çıkarlarına uygun düşmektedir. Nitekim ABD, iktisadî açıdan Marshall yardımları ile Batı Avrupa’daki işbirliği çalışmalarına zaten destek olmakta, NATO sayesinde de ihtiyaç duyulan istikrarı sağlamaktadır.
Mevcut durumun uygun koşulları doğurmasıyla 18 Nisan 1951 tarihinde Almanya, Fransa, İtalya, Belçika, Hollanda ve Lüksemburg (Benelüks) Avrupa Kömür Çelik Topluluğunu (AKÇT) kuran Paris Antlaşması’nı imzalamışlardır. Antlaşmada "tarihi düşmanlıklar yerine temel çıkarların birleştirilmesi hususundaki kararlılıkları"nın altını çizmişlerdir. Bilindiği gibi kömür ve çelik savaşın hammadesini oluşturmaktadır. Bu anlaşma ile savaş malzemelerinin üretimi ve yönetimi ülkelerin tekelinden çıkarılıp bu altı üyenin eşit söz hakkına sahip olduğu "uluslar üstü" bir topluluğa devredilmektedir.
AKÇT’nin başarılı olmasının ardından, Topluluğu oluşturan 6 ülke daha geniş kapsamlı bir ekonomik entegrasyonu sağlamak amacıyla 1957’de Roma Antlaşması ile Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) ve Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu (EURATOM)’nu kurmuşlardır.
AET’de nihaî hedefin siyasi bütünleşme olduğu belirlenmiş, ancak bu hedefe ulaşmak için ekonomik dengelerin sağlanması gerektiği vurgulanmış, bu çerçevede üye ülkeler arasında ortak pazar ve gümrük birliğinin oluşturulması plânlanmıştır. Gümrük birliği üye ülkelerin kendi aralarındaki gümrükleri kaldırıp, üçüncü ülkelere karşı ortak bir gümrük tarifesi uygulamasıdır. Buradaki amaç üye devletler arsında bir iç pazar oluşturarak, hem kendi aralarındaki entegrasyonu gerçekleştirmek hem de dünya ekonomisindeki diğer rakiplerine karşı güçlenmektir. Bu temelden yola çıkan Topluluk, zaman içersinde gerekli yapısal değişiklikleri de gerçekleştirerek bu gün Avrupa Birliği olarak adlandırılan uluslar üstü yapıya dönüşmüştür.
Topluluğun başarısı üye sayısının artmasına neden olmuş, 1951’de 6 üye ile kurulan topluluk 2000’li yıllara gelindiğinde üye sayısını 25’e çıkarmıştır. Topluluğun genişlemesi 1972’de Birleşik Krallık, Danimarka ve İrlanda; 1982’de Yunanistan; 1986’da İspanya ve Portekiz; 1995’te Avusturya, İsveç ve Finlandiya; 2004’te Slovenya, Slovakya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Polonya, Malta, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Estonya, Letonya ve Litvanya’nın katılımıyla gerçekleşmiştir. 2006 yılında da Romanya ve Bulgaristan’ın üyeliği beklenmekte, ardından Balkanlara da yayılacağı düşünülmektedir.
Avrupa Birliği daha önceki yıllarda örneği görülmeyen, kendisine özgü "uluslar üstü" bir organizasyondur. Üye ülkeler Bakanlar Konseyinde aldıkları karar uyarınca belli konulardaki uygulama yetkilerini Birliğe devrederler. Bu tarihten itibaren bu konularda Birlik kararlarını uygulamak zorundadırlar. Avrupa Birliği’nin politikalarını üreten temel kurumları şunlardır:
I. Avrupa Birliği Bakanlar Konseyi
Topluluk hukuk düzeni içerisinde üye devletler menfaatlerinin doğrudan ifade bulduğu kurumdur. AB’nin kurumsal yapısı içerisinde nihai karar alma yetkisine sahip en güçlü organdır. Konsey her üye devletin, o üye devleti taahhüt altına sokmakla yetkili bakan düzeyindeki temsilcilerinden oluşur. Konsey başkanlığı üye ülkeler arasında 6 ayda bir rotasyona tabidir. 6 ayda bir, o dönem için AB Bakanlar Konseyi Dönem Başkanlığını yürüten üye devletin ülkesinde Zirve toplanır. Bu toplantılara AB Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu başkanları da katılır. Üst düzey siyasî müzakere ve pazarlık platformu oluşturma niteliğindedir. Konsey AB’nin hem yasama hem de yürütme organı konumundadır.
II. Avrupa Komisyonu
AB’nin uluslar üstü özelliğinin en belirgin olduğu kurumdur. AB’nin ortak çıkarlarını belirlemek ve korumanın yanı sıra, daha fazla bütünleşmeye itici güç teşkil etmek amacıyla oluşturulmuştur. Komisyon üye devlet hükümetlerinin karşılıklı mutabakatı ve AP’nin onayı ile 5 yıllık süre için atanan 20 kişiden oluşur. Aynı şekilde bir de başkan seçilir. Topluluğun yürütme organı konumundadır. Üye devletler ya da topluluk kurumlarından talimat almazlar, bağımsızdırlar. Almanya, Fransa, İtalya, İspanya ve Birleşik Krallık’tan ikişer, diğer üyelerden birer temsilci vardır. Komisyonu görevi boyunca üye devlet hükümetleri görevden alamaz. Ancak AP’nin güvensizlik oyu ile heyet olarak görevden azledilebilirler (tek tek azledilemezler). Komisyon kararları basit çoğunluk (en az 11 oy) ile alınır, kollektif sorumluluk ilkesi geçerlidir, toplantı ve oylamalar gizlidir.
III. Avrupa Parlamentosu
AB içinde halkların temsilcisi konumundaki kurum niteliğindedir. Üye devlet vatandaşlarını Birliğin işleyişi ile ilgili olarak işbirliğine davet etmektedir. Avrupa bütünleşmesinde demokratik denetim ve meşruiyet sağlamak üzere öngörülmüştür. Parlamento üyeleri her üye devlette yapılan doğrudan seçimlerle 5 yıllık bir süre için seçilir. Parlamenter sayısı üye ülkenin nüfusuna göre belirlenmektedir. Seçilen üye kendi ülkesini değil Avrupa halklarını temsil eder. Bu nedenle de parlamenterler siyasî görüşlerine göre grup oluştururlar, bireysel oy kullanırlar ve herhangi bir yerden talimat almazlar.
IV. Avrupa Toplulukları Adalet Divanı
ATAD her üye devletten bir yargıcın tüm üye devletlerin mutabakatı ile AB Bakanlar Konseyi tarafından atanır. Yargıçlar 6 yıllık bir görev süresi için belirlenir. Birlik hukukunda ortaya çıkan sorunları çözüme ulaştırır.
V. Avrupa Sayıştayı
15 üyeden oluşan Sayıştay, Birliğin tüm gelir ve giderlerini inceleyerek, işlemlerin hukukîliğini ve usule uygunluğunu kontrol eder.
Avrupa Birliği daha önceki yıllarda örneği görülmeyen, kendisine özgü "uluslar üstü" bir organizasyondur. Üye ülkeler Bakanlar Konseyinde aldıkları karar uyarınca belli konulardaki uygulama yetkilerini Birliğe devrederler.
S.Buket MEYDAN
Geri Git