
Knight Online Premium ve Goldbar
Knight Türkiye
İnsan ihtiyaçlarının sonucu olarak rehberlik ortaya çıktı. Ancak bu ihtiyacın derecesi, önemi kişiden kişiye değişmekte. Her bireyin farkında olduğu veya olmadığı problemleri olabilir. Her birey doğuştan bu sorunları çözebilme gücüne sahiptir. Danışmana düşen görev; danışmanın problemini görebilme ve problemini çözebilme becerisine sahip olmasıdır. Bireyin birçok ihtiyacı olabilir, danışmanın görevi amacı “şimdi, burada” ilkesine bağlı olarak en önemli ve en acil ihtiyacını karşılamak ve diğer ihtiyaçlarını öğreneceği yöntemlerle çözmesini sağlamaktır.
2. Dünya Savaşı yıllarında, savaş ortamından kaynaklanan umutsuzluk ve problemler savaş sonrasında sivil hayata uyumsuzluk problemler ortaya çıkmaya başlamıştı. Psikiyatristler ve klinik psikologlar bu durumda yetersiz kalınca psikolojik danışma gündeme geliyor. Yine o yıllarda öğrencilerin mesleklere yönlendirmeleri için Persons tarafından bir meslek bürosu kuruluyor ilk kez Howword Üniversitesinde Rehberlik dersi okutuluyor Sesil Petterson ilk psikolojik danışma yapılıyor. B. Dovvis bir okula ilk kez rehber olarak atanıyor. 1903’ten itibaren Rehberlik Derneği kuruluyor.
Türkiye’de 1947 de Marsüll planıyla bu yönde gelişmeler ve Amerikan modellerine yönelme görülür. Araştırmalar sonunda eğitim sistemi (klasik) ve müfredat üzerinde eleştiriler beliriyor. Yoğun müfredatın dışında, bireyin gelişim kişilik meslek seçimi gibi sorunlarına değinilmediği görülüp şuralarda rehberlik kavramı tartışılıyor. Rehberlik saatleri belirleniyor, bu işe yetkin öğretmenler hizmet içi eğitimle yetiştirilip rehber olarak okul bir da çalışıyorlar ancak, bunu yeterli olmadığı ancak bu alanda mezun kişilerin, psikolojik danışma da yapmak suretiyle okullara PDR mezunları atanmaya başlandı.
Yine o dönemlerde Alfred, Binel, Tolman tarafından geliştirilen testler, Stanfood’da standart hala getirildi. Özellikle mesleki rehberlikte bu testler çoğunlukla kullanılmaktadır. İlgi, tutum, yetenek testleri kullanılmaktadır. (kişilik, başarı testleri)
Rehberlik kavramıyla birlikte psikolojik danışma kavramı da okullarda yerleşmeye
başlandı ancak uzman olmadığı için danışma yapılamıyordu.
Okullarda Yapılan Günlük Aktivitelre
Okulun geleneksel yapısına bağlı olarak yapılan faaliyetlerdir. Örgüt yapısı
evrenseldir. Müdür, öğretmen, öğrenci ve rehberlik uzmanlarıdır. Rehberlik hizmetleri
bireye yönelik olduğu için bireyin ihtiyaçları doğrultusunda değişir. Rehberlik
hizmetleri 1- okuldu bir uzmanın olup olmaması, 2- Okulun özellikleri, 3- Öğrenci
ilgilidir, 4-Okulun genel görevleri de dikkate alınır.
Okuldaki Aktiviteler
Bireysel analiz teke tek görüşmelerle kısa sürelerde, bireyin bireyin problemlerini
anlama ve bireyi tanıma amaçlanır.
Bireyi tanımak için standart testler ve bireyin dosyalarını bireysel analizde
yardımcı olabilir. Bir diğer yardımcı yıl da otobiyografi tekniğidir. Ancak otobiyografi
kişinin kendi ağzından kendi yaşantılarını anlatmasına dayandığından, sübjektif
olacaktır ve ne derece güvenilir olacağı düşünülmelidir. Çocuk olayları kendini
haklı gösterecek şeklide anlatabilir. “Vak-a Analizi” yapmak gerekir (özellikle
küçük yaştaki çocuklar için)
Yetişkin bir bireyle karşı karşıya oturulup, rahatlıkla konuşur, diğer teknikleri
de kullanabiliriz. Bireysel analiz, psikolojik danışmadan çok, rehberlik faaliyetleri
açısından önemlidir. Bireysel analiz genellikle günlük okul faaliyetleri sonucunda
ortaya çıkan. Problemlerin çözümünde kullanılır. Ancak sonun psikolojik derinlik
taşıyorsa bireysel veya grupla danışma gerekli olabilir. Genellikle eğitsel ve
mesleki durumlarda kullanılır ve küçük
BİREYSEL DANIŞMA
Bireysel danışma, danışman ve danışanın karşı karşıya gelip yapılan danışmadır.
Bireyin gelişimi ve uyumuyla ilgili problemlerini temel alan danışma modelidir.
Bireyin problemlerini çözmesi ve karar verme inancına bağlıdır. Bireyi renkaz
alan bir modeldir.
Danışmanla danışan arasındaki psikolojik
OKULUN GENEL GÖREVLERİ
REHBERLİK FAALİYETLERİ
Yönetim ve eğitim hizmetlerinin gerçekleşmesi için bu disiplin tutumu gereklidir.
Fakat rehberlik hizmetleri demokratik tutumu gerektirir. Bu iki farklı yapıyı
birleştirmek için
BİREYSEL ANALİZ
Okul rehberlik faaliyetlerinin önemli bir yönüdür. Bireysel analizin temeli;
bireyin, diğer bireylere benzerlik ve farklılıklar, kişisel özelliklerinin belirlenmesidir.
Bu bilgiler görüşme yoluyla da elde ettiği bilgilerin psikolojik temellerini
değerlendirip dosyalayabilme yeteneğine bağlıdır. Her düzeydeki bireyde kullanılabilir.
Çoğunlukla ilkokul seviyesindeki çocuklarda kullanılır. Çünkü bu çağladaki çocuklar,
günlük okul aktiviteleri sırasında ortaya çıkan problemlerini kolaylıkla öğretmenine,
açabilecek, yapıya sahiptirler. Sorunlarını anlatır ve öğretmenin çözüm bulmasını
beklerler.
Orta öğretim düzeyinde kişilik özellikleri ve meslek eğilimini belirlemeye daha
çok yönelinir öğrenme aktiviteleri üzerinde yoğunlaşmalıdır.
Temel ihtiyaçlar Maslow’un ihtiyaçları piramidini düşünebiliriz. İyi bir motivasyonla
en alt basamaktaki ihtiyaçlarından başlayarak kendini gerçekleştirme basamağına
kadar gelebilir, bu yönde düzenlenmelidir program.
Gelişimsel ihtiyaçlar yaşam dönemlerinde kısmen veya tamamen karşılanabilir.
Her yaşam döneminde bir takım gelişimsel dönemler vardır. Bu dönemler dikkate
alınarak, öğretmenler ve rehberler, rehberlik programlarında yer vermelidirler.
Rehberlik Programında Olması Gereken Notlar
Rehberlik programında olması Gereken Noktalar
Vs. Bilgiler edinilir ve verilir. Görüşme sırasında sorunlar ve bireyin duygusal problemleri gündeme gelebilir bunlar ya bireysel danışmaya uygunsa bireysel danışma yapılabilir. Bireysel danışma 5-6 seans, görüşme bir seferlik olabilir.
GRUPLA REHBERLİK
Amerika’da rehberlik hizmetleri programlanırken ilkokul öğrencileri için bu hizmetlerin
gerekip gerekmediği yaklaşık 15 yıl kadar tartışılmış sonuçta meslek formatı
olarak gerektiğine karar verilmiştir.
İlkokul rehberliğinin hedefi ve belirlenirken çocuğun bu aşamada eğitimsel, gelişimsel deneyimlerini kazandığı, ilkokulun özellikleri vs. Göz önünde bulundurarak program hazırlanmalıdır.
İLKOKUL REHBERLİĞİ NELER İÇERİR
Psikolojik kontak; bireyle danışman arasındaki ilgi, istek, gönüllülük esastır.
Danışman saydam, bağdaşım içerisinde, danışanı kabul eden ve en önemlisi sempatik
anlayışa sahip olması gerekir ancak bu şekilde danışanın dünyasına girebilir
ve danışman da bu süreç de kendine iç güdü geliştirebilir.
Danışmanın problemi olabilir ancak danışman bu problemlerini danışma ortamına
getiriyorsa yeniden bir öğrenme süreci veya problemi halletme yönüne gitmelidir.
Danışmanlık ve rehberlik hizmetleri bir uzmanlık işidir. Gönüllü ve istekli olan
her birey bunu yapamaz. Uzmanlık işidir ve belirli bir eğitim ve yaşantı geçinmiş
olmak gerekli.
Rehberlik veya danışma programının kusurlu olabilmesi için danışmanın; olumlu istekli tutumu gereklidir, aksi halde danışma ve rehberlik ortamı hazırlanamaz. Okul ve okul personeliyle ilişkiler her zaman var ancak rehberlik hizmetlerini bu kişilerin yapmasına izin vermemeliyiz.
GÖRÜŞME
Görüşmede, birey ve problem hakkında ön bilgiler toplanır danışanla birlikte
dosyaya yerleştirilir. Dosyaya konularak başka formlar birey tarafından doldurulur.
Daha çok problemin türü, danışmaya gelme nedeni, vs. incelenir.
EĞİTİMİN TEMEL SİSTEMLERİ
Okul : Okul bir kavramdır. Okula değişik sıfatlar ve adlar verilebilir. Okulu
ilk, orta, yüksek sıfatlarının verilmesi, düzeyini giderek yükseldiğini gösterir.
Okulun Özellikleri : Okul, önceden belirlenmiş eğitim amaçlarına uygun olarak,
eğitmek istediği öğrencilere, yeni davranışlar kazandıracak yaşantılar hazırlayıp
sunan bir sistemdir.
Okul Öncesi : İnsanın eğitime en elverişli olduğu ve en hızlı öğrendiği çağlar
bebeklik ve birinci çocukluk çağlarıdır.
Amacı :
1. Çocukların beden, zihin ve duygu gelişmesini iyi alışkanlıklar kazanmasını
sağlamak.
2. İlköğretimi hazırlama
3. Şartları elverişsiz çevrelerden ve ailelerden gelen çocuklar için ortak bir
yetişme ortamı yaratmak.
SORUNLARI
Okul öncesi eğitimin binalarını yapmak, araç gereçlerini hazırlamak öğretmenlerini
yetiştirmek, yasaklanan bir eğitim işi olmaktadır. Bu konuda devlet yavaş kalınca
halk umudu özel kesime bağlamıştır. Özel kesimin ortaokulları ise pek çok ailenin
baş edemeyeceği kadar pahalıdır.
Bakanlık son bir gelişimle okul öncesi eğitimi yönetmek için merkezde bir genel
müdürlük kurmuştur. Böyle bir ayrımın yapılması özel eğitimde olduğu gibi, ilköğretimin
elini okul öncesi eğitimden çekmesine büyük hizmet veren anasınıflarının derslik
kıtlığı çeken ilkokullarca yavaş yavaş kapatılmasına yol açabilir.
İLKÖĞRETİM
Amaçları :
1. Her Türk çocuğuna iyi bir vatandaş olmak için gerekli temel bilgiyi beceri
davranış ve alışkanlıkları kazandırma onu milli ahlak anlayışına uygun olarak
yetiştirmek.
2. Her Türk çocuğunu ilgi istidat ve kabiliyetleri yönünde yetiştirerek bir üst
programa hazırlamaktır.
Sorunları : Okullaşma oranı beş yıllık kalkınma planının gerisindedir. Okul yapımı
için gereken paranın hükümetlerce sağlanması bunun başlıca nedenidir.
Başlama yaşının siyasal nedenlerle altıdan yediye, yediden altıya düşürülmesi
kargaşa yaratmıştır.
Mesleki ve teknik liselerdeki ortaokulları ilköğretim kapsamı içine sokulup buralardan
alınmamış böylece ortaöğretimin de kapasitesi düşürülmüştür.
GENEL ORTAÖĞRETİM
Amaçları :
1. Bütün öğrencilere ortaöğretim seviyesinde ortak bir genel kültür vermek suretiyle
onlara kişi ve toplum sorunlarını tanıtmak çözüm yolları aratmak ve yurdun iktisadi
ve sosyal kültürel kalkınmasına yardımcı olmak.
2. Çevreye yönelik çeşitli eğitim etkinliklerinde bulunmak.
3. Her düzeydeki kurumlarla işbirliği yapmak ve var olan olanakları birlikte
kullanmak.
Sorunları : Genel ortaöğretimin eğitim programı üniversiteye öğrenci hazırlamayı
yüksek düzeyde sürdürmekte öğrencileri bir mesleğe hazırlayan ya da bir meslek
kazandıran programlara geçiş çok yavaş olmaktadır. Genel ortaöğretim okullarının
Anadolu, fen, genel gibi farklı konumlarda olması ve eğitim ortamları yönünden
aşırı farklılaşması öğrencileri ikiye ayırarak adil öğretimin yapılmasını engellemektedir.
YÜKSEKÖĞRETİM
1. Çeşitli kademelerde bilimsel öğretim yapmak.
2. Toplumun yararını kişisel çıkarının üstünde tutan
3. Beden zihin ruh ahlak duygu bakımından dengeli vatandaşlar yetiştirmek.
Sorunları : Bütçenin yetersiz olup gerekli bilimsel araştırmaların yapılmaması.
Eğitim düzeyinin düşük olup nitelikli eğitim verilmemesi.
YAYGIN EĞİTİM
Amacı :
1. Okuma yazma öğretmek eksik eğitimlerini tamamlamak için sürekli eğitim imkanları
hazırlamak.
2. Çağımızın bilimsel teknolojik iktisadi sosyal ve kültürel gelişmelerine uymalarını
sağlayıcı eğitim imkanları hazırlamak.
3. Boş zamanları iyi bir şekilde değerlendirme ve kullanma alışkanlıklarını kazandırma.
Sorunları : Örgün eğitimdeki sorunlara burada da rastlamaktayız. Bunlara ek olarak
en önemli sorunu örgün eğitimden kopuk ayrı bir sistem özelliği göstermesidir.
ÖZEL EĞİTİM
Gelişimleri ya da özgürleri yüzünden normal çocuklardan ayrılık gösteren çocukların
kendilerine özgü yöntemlerle eğitilmesini amaçlamaktadır.
Sorunları : Çocukların ayrı sınıflara konularak dışlanması ve okul olanaklarından
yeterince yararlanamamaları.
EĞİTİM SİSTEMİ
Sistem, bir takım daha küçük parçalardan oluşan, fakat kendiside aynı zamanda
daha büyük bir sistemin ya da sistemlerin parçası olarak işlevde bulunan bir bütündür.
Toplumda oluşan örgütlü eğitim, başka bir deyişle üyelerin eğitsel ilişkilerini
düzenleyen ve karşılayan toplumsal birimler toplumun eğitim sistemini oluşturur.
Eğitim sistemi, insanlardan oluştuğu için toplumsal, topluma hizmet etmek için
kurulduğu için de açık sistemdir. Böylece eğitim sistemi toplumsal açık sistemdir.
Bu sistemin özellikleri şunlardır. Amaçlılık, girdiler, işletme, çıktılar, dönüş,
çevre, çevreye uyarlama, büyüme, güç yitimi, alt sistemler.
EĞİTİMİN TEMEL SİSTEMLERİ
Eğitimin temel sistemleri okullardır. Okul eğitim hizmetlerinin üretildiği yer
olduğu için temel sistemdir. Okulları belli düzeyde kümelendiğinde büyük sistemleri
oluşturur. Böylece okul öncesi eğitim, ilköğretim, ortaöğretim, yüksek öğretim,
yaygın eğitim ve hizmet içi eğitim sistemleri ortaya çıkar.
EĞİTİM SİSTEMLERİNİN ÖZELLİKLERİ
Eğitim sisteminin kendine özgü özellikleri üç düzeyde açıklanmıştır.
1) Üst Sistemler : Bakanlık merkez örgütünü, Yükseköğretim kurulunu ve üniversiteler
arası kurulu kapsamaktadır.
2) Aracı Üst Sistemler : İl ve ilçe eğitim örgütlerini, yurtdışı eğitim temsilciliklerini
ve üniversite rektörlüklerini kapsamaktadır.
3) Temel Sistemler : Okul öncesi, ilköğretim, ortaöğretim okullarını, yaygın
eğitim ve hizmet içi eğitim merkezlerini, fakülteleri, enstitüleri, yüksekokulları,
bağımsız bölümleri ve bunlara benzer eğitim kuruluşlarını kapsamaktadır.
EĞİTİM SİSTEMİNİN AMACI
Eğitim sisteminin amacı, etkili (verimli, yararlı, sağlıklı) olarak yaşamasını
sürdürmektir. Eğitim sistemi yaşamını sürdürmek için eğitime ilişkin hizmet,
düşünce, ve mal üretir.
A) Üst sistemlerin amacı, yurt düzeyinde eğitim sisteminin etkili işlemesi için
yönetim kararları üretmektir.
B) Aracı Üst Sistemlerin amacı, üst sistemlerin gönderdiği yönetim kararlarını
temel sistemlere ulaştırmak için etkin bir aracılık ve güçlendirme hizmeti ile
kendi sınırları içinde yönetim kararları üretmektir.
C) Temel sistemlerin amacı ise, eğitime gereken hizmetleri, malı ve düşünceyi
üretmektir. Temel sistemler kendi yaşamlarını ürettikleri ürünle sürdürebilirler.
EĞİTİM SİSTEMİNİN ÇEVRESİ
Eğitim sistemi çevresi tüm ülkedir. Eğer bir eğitim sistemi öğrenci teknoloji,
araç gereç alışverişi için başka ülkelerle ilişki içinde ise bu ülkelerin ilgili
sistemleri de eğitim sisteminin çevresi içindedir.
Üst sistemlerin çevresi en geniş olandır. Üst sistemlerin bu geniş çevreye uyabilmesi
için etkili çalışan uyarlama alt sistemleri kurmaları gerekir. Temel sistemler,
asıl çevresine uyarlanacak olanlardır. Temel sistemlerin ürettiği eğitimin nitelikli
olabilmesi bilimsel bulgulara, yeni teknolojilere ve en önemlisi de çevrenin
gereksinimine uygun olmasına bağlıdır.
OKULUN ALT SİSTEMLERİ
Beş tür alt sistem vardır.
1. Üretim Alt Sistemleri : Okulun var oluş nedeni, eğitim hizmetlerini üretmektir.
Üretim alt sistemleri eğitim yapıldığı yerlerdir. Okulda bulunan diğer alt sistemler
okulun üretim alt sistemlerini etkili çalıştırmak için bulunmaktadır.
2. Alışveriş Alt Sistemleri : Okula öğrencileri, eğitim iş görenlerini, eğitim
araç gereçlerini, eğitim ve yönetim teknolojisini vb. Alan bölüm ve birimlerdir.
3. Uyarlama Alt Sistemleri : Okulu çevresine açan, okulun çevresini işlemesini
sağlayan, okula çevrenin etkilerini taşıyan alt sistemler uyarlama alt sistemleridir.
Bunlar okulun araştırma ve geliştirme bölüm ve birimleridir. Diğer bir görevi
de, okula eğitimdeki yenileşmeleri getirmektir.
4. Yaşatma Alt Sistemleri : Okulun can ve mal varlığını koruyan bölümler ve birimlerdir.
Okulu yaşatmanın anlamı okulun var olması için gereken ögeleri okulda tutmak,
çalıştırmaktır.
5. Yönetim Alt Sistemleri : Okulu bütün alt sistemleriyle bir bütün olarak işleten,
amaçlarına yönlendiren, eğitimin amaçlarını gerçekleştirmesini sağlayan, okulun
yönetim alt sistemleridir.
Anlaşılması güç inançlar nasıl teşhis edilir : Krumbolitz sabitleşmiş mantıksız
düşünme modellerini ortaya çıkarmada faydalı birkaç tekniğe sahiptir. Bunun bir
yolu şüphesiz Figür 11.1 de belirtildiği gibi kendi yaşam çevrenizdeki düşünce
kalıplarını araştırmanızdır. Mesleki önerilerle geliştirilmiş bulunan aşağıda
sıralanmış teknikler genel olarak diğer metotların nasıl birbiriyle bütünleştiğini
göstermektedir.
Geçmişte yaşanan olayları açığa çıkarmak (reconstruction) : Amaç, geçmişte yaşanan
kritik olayları yargılamak ve ortaya koymaktır. Geçmişte yaşanan olayların her
biri, bize hedef kişinin kendine nasıl bir dünya kurduğu ve bu özel kurallar
ve mantıksız düşünceler hakkında çok şeyler anlatır. Örneğin hedef kişi yeni
bir iş arıyordur ve belki size geçen haftaki veya iki yıl önceki başarısız bir
mülakatını anlatıyordur. Dikkatli sorgulamalar, duyguların anlaşılması ve tahlili
ile, geçmişte yaşanan analizi mümkün sorunlu inançların kesin olarak yeniden
tanımlanması sağlanabilir. Geçmişteki olaylar yeniden yaratılır ve siz bu olayları
değiştirip yeni bir anlam ve yorum verebilirsiniz.
Planlanmış olduğunuz serbest diyalog sayesinde, hedef kişinin kuruntularını analiz
etmede ya da geçmişte yaşadığı bir olayı yeniden tanımlamada size yardımcı olacak
olan Psikodinamik teorisinde yer alan örnekler, 226. Sayfanın 8.3 figüründe bulunan
yeniden yorumlama (reconstruction) teknikleriyle hayli benzerdir.
Oto Denetleme : Burada hedef kişi dünyadaki konumunu değerlendirmede cesurdur.
Davranış teorisi geleneklerinde kendi kendine gözlem çok önemlidir. Hedef kişi
bir sınıfın içinde kendini tedirgin hisseder. Hareketsiz bir şekilde içinde bulunduğu
genel durumu ve bu konumda kendisine konuşan kişiyi dikkatle takip eder. Tecrübelerinden
kaynaklanan birbirinden kopuk rasgele düşünceler, belki listelenebilir. Oto denetlemede
amaç, davranışın, istek ve arzuları değiştiriciliğinin kendiliğinden farkına
varılmasıdır. Enteresandır, terk etmeye yönelik küçük çabalar genellikle zihinde
oluşmuş mantıksız düşünce kalıplarını değiştirmektir.
Mantıksız düşünce kalıplarını değerlendirmede bir diğer yaklaşım tarzı, görev
türüne göre yüksek sesle düşünmektir. Her türlü görevi almasında Onu cesaretlendirmeliyiz.
Örneğin bir çözüm alıştırması. Hedef kişi işini yaparken, Ondan yüksek sesle
düşünmesini isteyin ve işini yaparken bütün zihinsel çelişkilerini not edin.
Şüphesiz bu psikodinamikteki rasgele düşünme örneğine benzer ise de bu tekniğin
amacı ve düşünmeyi kullanım biçimi farklıdır.
Psikometrik Değer : Krumboltz, Danışmana, düşünce oluşumlarını değerlendirmede
yardımcı olması için düzenlenmiş çok çeşitli bilgi verilerini listeler.
Kavramaya Yönelik Çalışmanın Ana Noktaları : Mantıksız düşünceler hakkında bir
kanı oluştuğunda ve karar verildiğinde, “Yapılacak olan nedir” sorusu gündeme
gelir. Krumboltz’un ilk önerisi, varsayılan zannedilen kesin inançları test etmektir.
Basit olarak bu hedef kişiyle anlaşılması zor inanç hakkında ortak teşhis koymakla
yapılabilir. Örneğin, siz ve hedef kişi hastanız “Ben hiçbir zaman bayan bir
mesai arkadaşla çalışmam” gibi mantık dışı bir inancı ortaya çıkarabilir, ifşa
edebilirsiniz. Şimdi yapılacak iş inancı yargılamaktır. Bu inanç nereden yerleşti
? Daha önceki statüsünden mi kaynaklanmakta? “Free association” uygulamalara
geçmiş statüsünü bulmada kullanılabilir. Hastanızın beyanlarının altındaki saklı
niyetini öğrenmek için sorular sormayı isteyebilirsiniz. Geçmişte rolünü oynadığı
statüsünü yeniden yaratmak isteyebilirsiniz. Burada ve metnin diğer kısımlarında
önerilen bir çok tekniklerle inançları test etmenin mümkün olduğunu göreceksiniz.
Sistematik testlerle inançlar sık değişecektir.
Bir danışman olarak siz, kelimelerle davranışlar arasındaki uyumsuzluğu karşılaştırmak
isteyebilirsiniz. Baştan başa tahlili olan bu bölümde karşılaştırmanın iyi yapılması
kazanır. Aşağıdaki örnek ve varyasyonlarının tamamında anlaşılması zor inançlarla
mücadele işlenmektedir.
Hasta : Ben bayan bir mesai arkadaşımla tek başıma kalamam.
Danışman : Seni duyduğum kadarıyla, kelimelerle kesin bir şekilde “yalnız kalamam”
dediğini duydum, fakat sol elinin hafifçe kıpırdadığını ve titrediğini not ettim.
Burada Danışman birkaç seçeneğe sahiptir. 1- Siz hastanızla ilişkilerde, yardım
edici bir pozisyon elde ederken, hastanızın hünerlerini dinlemek ve durumundan
bahsetmesine izin vermek gibi bir yol denemek mümkündür.
Hastanın gerçek problemine odaklanmak için, hedefe varmadaki esas hedefe yönelik
olmadıkça, öneriler sizi ve hastanızı sadece “davranış boyutunda” tutar. Böyle
olunca da, sonuca ulaşmak için, yapacağınız mülakata göstereceğiniz özel ilgi
önem kazanır. Her nasılsa, krumboltz, bunun yeterli olamayacağı konusunda akıllıca
öneride bulunur. Bu hasta uygunsuz ve gerçek dışı bir hedef ortaya koyabilir.
Dikkatli sorularla, dinlemeyle bazen de yorum ve açıklamalarla daha işe yarar
ve uygun hedefler bulmasında hastaya yardımcı olabilirsiniz. Hastanız size personel
yöneticisi olmak istediğini söyleyebilir. Bu hedefe karşı çıkmak, hedefi test
etmek ve hedefine karşı çıkmak fakülteye gitme ya da problemlerini hali hazırdaki
patronluk konumu içinde çözmek, danışmanlığın ihtiyaç duyduğu önemli noktalar
olarak ortaya konabilir.
Bir Görüşmenin İçeriği ve Analizi
Davranışları kavramaya yönelik olarak yanlış mantığın ortadan kaldırılmasının
kapsayacak biçimde meseleyi üç ana noktada özetler. Mantıksız idealleri, hatalı
mantığı ya da özel kuralları teşhis ettiyseniz, aşağıda sıralanan 3 soru ile düşünme
sürecine açıklık getirmenizi hastanız sizden isteyecektir.
1- Doğru olduğunu nereden biliyorsunuz.
2- Eğer doğru ise bunu hangi basamaklardan çıkarabildiniz.
3- Hangi delil sizi doğru olmadığına inandırabilirdi.
Bu sistemin arkasındaki mantıklı düşünmenin temelinde var olan ve hastanın kendi
doğrularının farkında olmasını kolaylaştıran, Krumbotz’un mülakatlarından bir
tanesine ait seçenekleri not edebilirsiniz. Hasta meslek seçimine ilişkin maddi
gerekçesini inkar ediyor ve Krumboltz’a göre sorun çok kompleks. Mübadelenin
değişik bir özeti aşağıda :
I- Orta derecede şüpheci olduğunuzu kısaca tanımladınız.
S- Oh evet. Bu önemli bir tanesi olabilir. Ben orta derecede şüpheciyimdir. Herkes
hakkında düşünmek beni korkutmaz. İyi bir fotoğrafçı beni etkiledi. İsmini bilmiyorum
ama beni etkiledi. Onun işi varoşlardaki süregelen toplum hayatı üzerindeydi.
O bu işi California’da Santa-Barbara’da yaptı. “Bundan sonra hangi arabayı alacağım?”
Bu insanlar için önemli olan şeylerden bir tanesidir.
I- Oh! Oh!
S- Ve “Biz yeni bir havuz yaptırdık” ve “ Benim erkek kardeşim Bob, 200 yard
koştu ve muhasebeci olabilmek için büyük bir okula başladı” (Gülerek). Hayır
bu olmaz. Kabus gibi.
I- Bu nedenle bu çeşit maddi varlıklar senin için çekici değil... Hadi ben senin
bunun içine bir parça iteyim.
S- Peki.
I- Çok para kazanmak istediğini söyledin.
S- Ama ben...
I- Ama sen para kazandıktan sonra o parayla ne yapmak istiyorsun? Kazandıktan
sonra hesabına mı katacaksın?
S- Oh. Parayı hesabıma katmayı düşünmüyorum. Bunu yapmanın önemli bir şey olduğunu
düşünüyorum. Çünkü para kişinin toplum içindeki değeri için bir ölçüdür. Fakat
ona sahip olduktan sonra ne yapabilirim. Hiçbir fikrim yok.
I- Hımım.
S- Hiçbir zaman paramın yeterli olacağını düşünmem. Çok güzel bir ev ve bir Lam
bur alabileceğim. Bunun ne olduğunu bilemeyebilirsin. Fakat bu çok pahalı İtalyan
bir spor arabası.
I- Hımım.
S- Çünkü bilmiyorum. Bu beni her zaman heyecanlandırıyor.
I- Hımım.
S- Küçük bir tane alabilirim. Aman Allah’ım. Söylediğim şeye inanamıyorum. Ve
sonra kutsal uskumru olacağım. (güldü). Söylediğim şeye inanmıyorum.
I- Ona sahipsin.
S- Arkadaşı kastediyorum. Onun iyi birisi olduğunu söylüyorum.
Buradaki yer değiştirme hastayı kendi değerlerine inkarcı bir gözle bakmaya zorlar.
Hasta materyalizmden kaçınma ihtiyacını belirtti. Fakat temel inançlarını ve
maddi olan şeylere karşı arzularını kabullenmeyi bastırdığı zaman. Şimdi bu bilgiler
ışığında danışman birçok alternatif yöne hareket edebilir. Yüzeysel olarak mesleki
danışmanlığa dönebilir ve çok para kazanmaya fırsat verici bir meslek araştırır.
Alternatif olarak hasta kişi tek başına önceki hayatına inme konusunda cesaretlendirebilir.
Maddi arzularını ve bunların nasıl geliştiğini test eder.
Mesleki danışmanlığın final bölümü, davranışları kavramaya yönelik olarak, danışman,
davranışları tam olarak saptamak için araştırma yapar ve hastayı arzuladığı amaçlarına
erişmesi için doğrudan harekete yönlendirir.
Meichenbaum’un Davranışları Kavramaya Yönelik Olarak Yeniden Yapılandırma Terapisi
Meichenbaum, davranışları kavramaya yönelik çalışmalar ile ilgili çok iyi özete
sahiptir. Özette CBT’nin ilk basamağı, problemlere uygun çözümler bulma sürecindeki
sorunlarını tanımlama konusunda yardım etmekle ilgilidir. İkinci basamak. Kavramaya,
duygusal ve davranışsal değişikliğe yönelik gerçek destekle ilgilidir. Üçüncü
basamak, davranışları sağlamlaştırmaya, genelleştirmeye ve davranışların kontrolüne
ve kötü gitmesine engel olmaya yöneliktir. Şüphesiz, kısa bir paragrafla birlikte
bu kitap bir çok yeni fikirler getirir. Bir terapist olarak bizim görevimiz,
hastamızla birlikte problemleri tanımlamak, sonra da kavramaya yönelik duygusal
ve davranışsal değişikliği üretmek için 4. Bölümde belirtildiği gibi, çok çeşitli
teknikleri uygulamaya koyma. Son olarak, eğer gerçek yaşam çevresinde korunması
için davranış değişikliklerini garantiye almak istiyorsak ona göre davranmak.
Meichenbaum tarafından geliştirilen ve insanlığın varlığıyla ve davranışıyla
ilgili inançları konusundaki ölçütlerini bilirsek faydalı olabilir.
Meichenbaum’sun Merkezi Yapılandırma Teknikleri :
Meichenbaum (1985), Beck ve Ellis’in önemli çalışmalarını içeren davranışı kavramaya
yönelik terapisini kendi anlayışına göre birkaç öneli noktada özetler.
Davranışların Önemi : Meichenbaum’un üzerinde durduğu behaviorism ile davranışları
kavramaya yönelik teori arasındaki bağ ile ilgili kavramsallığı önelidir. Davranışları
kavramaya yönelik davranış bölümünün, Deck, Krumboitz ve bir derecede Ellis tarafından
sunulan “Kavramaya” yönelik vurgusu, bazen gözden kayboluyor.
Böylece eğitim ile ilgili iddialı teknikler, sosyal öğrenme teorisi modeli ve
kötüye geriye gidişin önlenmesi, kavramaya yönelik davranış teorisinin sadece
bir yönünü vurgular.
Strese Karşı (Stress İnoculation) : Hastaya streslerini etkili bir biçimde dağıtmayı
öğretmek faydalı bir tekniktir.
REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMA EĞİTİMİN GELİŞMESİ
Yükseköğretim kurumlarımızda Rehberlik ve Psikolojik danışma eğitimi, ilk olarak,
1953 yılında Gazi Eğitim Enstitüsü’nün Pedagoji Bölümünde programa bir rehberlik
dersinin konması ile başlamıştır. 1962 yılında, Orta Doğu Teknik Üniversitesi
sosyal Bilimler Bölümünün Psikoloji programına “Danışma Psikoloji” dersi konmuş
ve bu ders 1982 yılına kadar varlığını sürdürmüştür.
1965 yılında kurulan Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde Eğitim Psikolojisi
ve Rehberlik Bölümü adı ile bir bölüm de oluşturulmakla birlikte, bu bölümün
programında rehberlik alanı ile ilgili bir ders bulunmuyordu. Daha sonraki yıllarda
bünyesine öğretim üyelerini kattıkça Rehberlik ve Psikolojik danışma alanında
ilk lisans üstü eğitim program, 1967 yılında, Hacettepe Üniversitesi Sosyal ve
İdari Bilimler Fakültesi Eğitim Bölümü’nde başlatılmıştır. Bunu kısa bir süre
sonra Boğaziçi Üniversitesi o yıllarda yürütmekte olduğu lisans üstü programlara
ek olarak, psikoloji lisans öğrencilerine 18-21 kredilik bir psikolojik danışma
ve rehberlik sertifikası programı uygulamakta idi. Yüksek öğretim kanununun,
yürürlüğe girdiği 1982 yılına kadar birkaç yükseköğretim kurumunda lisans ve
lisansüstü düzeyde verilmekte olan rehberlik ve psikolojik danışma eğitiminin
o yıllardan sonra hızla yaygınlaştığı görülmektedir.
Halen Rehberlik ve Psikolojik Danışma alanında lisans eğitimi veren yükseköğretim
kurumlarının sayısı 14’tür. Uygulanan programın adı, Eğitim Fakültelerinde “Rehberlik
ve Psikolojik Danışma” veya “Psikolojik Danışma ve Rehberlik”, Eğitim Bilimleri
Fakültesi’nde ise, bölüm adı ile aynı olarak “Eğitimde Psikolojik hizmetler”
idi. Yükseköğretim kurulu, 1989 yılında, uygulanan programların adına bir birlik
sağlamak gereğini duymuş ve tümünün adını “Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık”
olarak belirlemiştir.
Rehberlik Ve Psikolojik Danışma alanında yapılan çalışmaları değerlendirmek,
meslek üyeleri arasında danışmayı artırmak ve bu alanda bilimsel çalışmaları
organize etmek amacı ile meslek örgütleri kurulmuştur. Bunlardan ilki, yükseköğretim
de Rehberliği Geliştirme ve Rehber Yetiştirme Vakfı olup, 1972 yılında kurulmuştur.
Bu ara çalışmalara ara veren vakıf 1989 yılında yeniden faaliyete geçmiştir.
Yine 1989 yılında “Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği” adı ile bir dernek
kurulmuştur. Bu dernek aynı adı taşıyan bir de dergi çıkarmaktadır. 1977 yılında
Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Bölümünde, 1979 yılında Ankara Üniversitesi Eğitim
Fakültesinde, orta öğretimde rehberlik uygulamalarının tartışıldığı iki bilimsel
toplantı, 1986 yılında yine Eğitim Bilimleri Fakültesinde ve 1988 yılında Bilkent
Üniversitesinde, yüksek öğretimde rehberlik ve psikolojik danışma uygulamalarının
tartışıldığı bilimsel toplantılar düzenlenmiştir.
Psikolojik Danışma Ve Rehberlik alanı bir meslek olma yolunda hızla gelişmeler
ve değişmeler gösterirken, bu alanda çalışan psikolojik danışmanların sayı ve
nitelikleri de hızla değişmektedir. Bunlar hakkında kaynaklarda şu bilgiler verilmiştir.
Amerikada 1958-59 öğretim yılında sadece orta öğretim okullarında görevli psikolojik
danışma sayısı 12000 iken, bu sayı 1959-60 öğretim yılında 18739’a çıkmıştır.
Daha sonraki yıllarda yine sadece orta öğretim okullarında tam zamanlı çalışan
danışmanların sayısı 1962-63 öğretim yılında 27180’e 1966-67 de 36200’e 1970-71
de 43200’e, 1975-76 da 49961’e ulaşmıştır. Bu sayılar her geçen gün daha da artmıştır.
Amerika’da 80’li yılların başında sadece orta öğretim okullarında çalışan danışmanların
sayısı 75000 olarak tahmin edilebilir. Aslında tüm okul ve diğer kurumlarda çalışan
danışman sayıları kesin olarak bilinmemektedir. 1975-76 öğretim yılında ortaöğretim
okullarında danışman öğrenci oranı 1/522 dolayındadır. Gelecekte bu oranın 1/250
olması amaçlanmaktadır. Amerika’da 420 kadar üniversite ve diğer yüksek öğretim
kurumunda psikolojik danışma ve rehberlik alanında lisansüstü düzeyde uzmanlık
ve doktora programları yürütülmekti bu programlardan uzmanlık düzeyinde her yıl
ortalama 6000 kadar, doktora düzeyinde ise 600 kadar psikolojik danışman mezun
olmaktadır.
Amerika’da Psikolojik Danışma olabilmek için en az uzmanlık düzeyinde öğrenim
görmüş olmak gerekmektedir. Okullardaki danışmanlara ödenen ücret, genel olarak
aynı okullarda çalışan öğretmenlere ödenen ücretten biraz daha fazladır. Danışmanların
çok büyük çoğunluğu ulusal düzeydeki Amerikan kişilik hizmetleri ve Rehberlik
Derneğinin üyesi olup, alandaki tüm danışmanlar bu Derneğin çeliştirdiği mesleki
standartlara uymak zorundadır.
Türkiye’de Psikolojik Danışma ve Rehberlik uygulamaların yeni olduğu ve dolayası
ile bu uygulamalar için okullarda görev alan danışmanların sayı ve niteliklerinin
de sınırlı kaldığı bir gerçektir. Yine, okullardaki psikolojik danışma ve rehberlik
uygulamalarında karşılaşılan önemli sorunlar bulunduğunda bilinmektedir.
Ülkemizde Psikolojik Danışma ve Rehberlik ilgili gelişmeler kuramsal düzeyde
1950’lerden, okullarda programlı uygulamalar olarak 1970’ler den daha geriye
gitmektedir. Buna göre, ülkemizde psikolojik danışma ve rehberlik uygulamaları
yapılan okullar ile bu okullarda görevli danışmanların ya da uzmanların sayısı
pek sınırlı kalmıştır. Türkiye’de Psikolojik Danışma ve Rehberlik uygulamaları
planlı ve programlı olarak ilk kez 1970-71 öğretim yılında 24 orta dereceli okuldan
başlatılmıştır. Uygulamalara giren okulların sayısı 1971-72 öğretim yılında 50’ye,
1972-73 te 64’e, 1973-74 te 91’e çıkarılmıştır. Sayılar sürekli değişmekle birlikte
1984-85 öğretim yılında çoğu psikolojik danışma ve rehberlik uygulamaları yapılmaktadır.
Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda çalışan danışman sayısı Mart 1974’te
130, Mart 1977’te 243, 1981-82 öğretim yılı başında 496 dır. Son yıllarda danışman
sayısında bazı nedenlerden dolayı artma yerine, eksilmeler olmuştur. Nitekim
1984-85 öğretim yılında sadece 400 kadar danışmanın görev yapmakta olduğu, tahmin
edilmektedir. Bu günde sayılarının fazla değiştiği söylenemez. Ülkemizde okullarda
görevli danışmanlar akademik özgeçmiş bakımından birbirinden farklı olup, genellikle
yüksek okul ve lisans düzeyinde öğrenim görmüşlerdi. Lisans üstü düzeyde ve özellikle
alanlarında yüksek lisans öğrenimi görmüş alanların sayısı pek sınırlıdır. Bir
araştırmaya göre danışmanların yaklaşık %53’ünün lisans öğrenimi gördüğü %37’sinin
Eğitim Enstitülerini bitirdiği diğerlerinin ise çeşitli kaynaklardan geldiği
görülmektedir.
Ülkemizde Rehberlik ve Psikolojik Danışma uygulamalarında karşılaşılan sorunlar
hakkında yapılan araştırmalarda eğitimle ilgili şu sorunlar bulunmuştur.
- Müdürler ve öğretmenler psikolojik danışma ve rehberlik konusunda eğitim görmemiştir.
- Uzmanların mesleki bilgileri yetersiz.
- Müdürler ve öğretmenler psikolojik danışma ve rehberlik konusunda hizmet- içinde
eğitilmiyorlar gibi. Gibi sorunlar özellikle okullardaki uzmanların farklı eğitim
alanlarından gelmeleri okullardaki rehberlik ve psikolojik danışmanlar hakkında
yanlış anlayış gelmesine sebep olmuştur.
Danışmanların Yetiştirilmesi
Günümüzde okul danışmanı yetiştirmek için genellikle yüksek lisans (bilim uzmanlığı-
mastır) düzeyinde bir eğitim öngörülmektedir.
Amerika’da danışman olmak için en az yüksek lisans (mastır) düzeyinde öğrenim
görme zorunluluğu vardır. Ülkemizde şimdilik çok sayıda danışmana olan ihtiyaç
karşısında, lisans düzeyinde ve hatta yetenekli, seçkin öğretmenlere açık olan
sertifika programları biçiminde danışman yetiştirme yolları zorunlu olarak şimdilik
bu düzeylerde sürdürülmektedir.
Danışman yetiştirme programları üzerinde önemli bir çalışma, 1964’te Amerikan
Danışman Eğitimi ve Denetimi Derneği (ACES) tarafından yapılmış yüksek-lisans
düzeyinde orta öğretim danışmanları için hazırlanan program bir süre denendikten
sonra 1967’de kesinleşerek uygulamaya konulmuştur.
Bu programda belli konu alanları ve alt konular şöyle belirtilmiştir.
1- İnsan davranışlarının temelleri
2- Eğitim ve eğitimin temelleri
3- Psikolojik danışma ve rehberlik
a) Rehberlik ve öğrenci kişilik hizmetlerinin dayandığı felsefe ve ilkeleri
b) İnsan özellikleri ve bunları ölçme yöntemleri
c) Mesleki gelişim kuramları
d) Eğitsel ve mesleki bilgi toplama ve yayma
e) Psikolojik danışma, Kuram ve uygulamaları
f) İstatistik ve araştırma yöntemleri
g) Psikolojik danışma ve rehberlikte grup süreçleri ve uygulamaları.
h) Mesleki ilişkiler ve etik kurallar
i) Rehberlik ve öğrenci kişilik hizmetlerinin koordinasyonu ve yöntemi
j) Gözetim altında alan çalışması ve staj.
Ülkemizde hizmet öncesinde danışman yetiştirme programlarının hazırlanmasında
burada verilen örnek dikkate alınarak değişik eğitim düzeylerine göre çeşitli
programlar geliştirilebilir ve mevcut programlar gözden geçirilebilir. Yine,
bu program önerisinden yararlanarak danışmanlar için gerekli alan hizmet içinde
yetiştirme programları hazırlanabilir.
Öğretmenin Rehberlik Görev İçi Eğitimi
Hangi okul seviyesinde olursa olsun, öğretmen veya öğretim üyesi rehberlik çalışmalarında
önemli bir unsurdur. Rehberlik programının başarısı, geniş ölçüde onun rehberlik
konusundaki bilgi, anlayış ve maharetlerine dayanmaktadır. Hangi okul seviyesinde
olursa olsun öğretmenin rehberlik ve danışma konusunda görev içi eğitime tabi
tutulması gerekmektedir.
Görev – içi eğitim (hizmet-içi veya iş başında eğitim) öğretmene, bir yandan
öğretmenlik çalışmalarına devam ederken kurslar, konferanslar, seminerler, yeni
anlayış ve metotları ve yeni denemeleri göstermek, öğretmenleri meslek yönünden
tazelemek için görev-içi eğitim her zaman ihtiyaç olacağı tabidir.
Rehberlik görev-içi eğitimi çeşitli yollarla yapılabilir.
a) Eğer civarda rehberlik konularını okutan bir yüksek okul veya üniversite varsa,
öğretmenler o dersleri takip edebilirler.
b) Okul içinde bir uzman tarafından yönetilen kurslar tertip edilebilir.
c) Dışardan devam edilecek bir kaynak şahsın katılması ile öğretmenler rehberlik
semineri yapılabilir.
d) Okulun öğretmenleri, özel alakalarına göre, okulda karşılaşılan pratik problemleri
hal için özel gruplar oluşturarak çalışabilirler, veya tüm öğretmenler kurulu,
rehberlik ve danışma konusunda hazırlanmış bir programa göre öğretmenler toplantısı
yapabilir.
Görev içi eğitim faaliyetleri için şu hususları önermek mümkündür.
- Faaliyetler, normal okul saatleri içinde olmalıdır.
- Konular, öğretmenlerin istek ve ihtiyaçlarından doğmuş olmalıdır.
- Çalışmaların maliyeti ve yönü hakkında öğretmenlerin fikri olmalıdır.
- Öğretmenler bu çalışmalar için motive edilmeli fakat zorlanmamalı.
- Okul müdürü bu faaliyetlere yakından ilgi göstermeli ve destek olmalıdır. Kaynak
kişilerden yararlanma fırsatları aranmalıdır.
- Çalışmalar belli bir plan ve programa göre yürütülmelidir.
Çalışmalar değerlendirilmelidir.
Görev içi çalışmalar şu beş aşamada olur.
1- Öğretmen ve öğretim üyelerinin görev-içi eğitim faaliyetlerine “hazır” olup
olmadıkları belirlenmesi.
2- Görev-içi eğitim için ihtiyaçların saptanması
3- Programın planlanması
4- Programın uygulanması
5- Görev-içi eğitim programının değerlendirilmesi iki türlü yapılır. Birincisi,
hemen program bitiminde yapılan değerlendirme, ikincisi programın başarısı öğrenciler
üzerinde görüleceği için 6 ay veya 1 yıl sonra öğretmenlerin kanılarına baş vurma
yoluyla yapılır.
Grup Terapistinin Eğitimi
Grup terapisi öğrencileri öğretimleri sırasında
1- Deneyimli grup terapistlerini çalışırken gözlem yapmak
2- Yeni gruplarının klinik denetlenmesini yakından izlemek
3- Kişisel bir grup yaşantısından geçmek
4- Kişisel psikoterapi uğraşından yararlanmak gibi aşamalardan geçmesi gereklidir.
Deneyimli Klisyenlerin Gözlenmesi
Öğrenci terapistler deneyimli bir grup terapistini çalışırken izlemekten çok
büyük bir yarar sağlarlar. Klinisyenler önceleri gözleniyor olma düşüncesinden
önemli ölçüde rahatsızlık duyarlar. Fakat süreç içerisinde öğrenciler için hem
terapist için hem de grup üyeleri için yararlı olur.
Gözlem, fiziksel kolaylıklardan faydalanarak yapılabilir. Bu tek yönlü ayna kullanarak
veya video bandına toplantıyı çekerek daha sonra öğrencilerin izlemesi sağlanarak
yapılabilir. Gözlemciler az ise grup odasından oturmaları daha uygundur. Fakat
sessiz ve grup çemberinin dışında kalmaları gereklidir. Grup üyeleri bu gözlem
hakkında bilgilendirilmelidir.
Gözlemin öğrencilere fayda sağlaması için en az dört ay sürmesi gereklidir. Öğrencilerin
haftada iki kez toplanan bir grubu gözlemesi yeterlidir.
Toplantı sonrası tartışma grup lideri ile gözlemci öğrencileri bir araya getirmek
için ve iyi bir eğitim için mutlak bir zorunluluktur. Bu biçimde öğrenmeye ilişkin
ilginç sonuçları vardır. Bir çok avantajı söz konusudur. Bir öğrenciye nasıl
yapıcı bir saydamlık kazanacağını öğretir. Hastanın tedavi sürecinde yakın dost
olarak görülebildiği bir saygı duygusu verir, ve terapiyi esrarlı bir havadan
çıkarır. Bu terapinin büyülü, esrarlı ve otoriter olmaya akılcı ve işbirliğini
kapsayan bir süreç olduğunun bir ifadesidir.
Denetleme :
Denetlenmiş bir klinik yaşantısı grup terapistinin eğitiminde olmazsa olmaz bir
kuraldır. Yeni terapistin ilk grubu son derece tedirgin edici bir yaşantıdır.
Deneyimli bir klinisyenin rehberliğine ihtiyaç vardır. Denetleme ve değerlendirme
olmadığında özgün hatalar tekrarlanıp durur. Bu nedenle eğitim kursu bir denetleme
yaşantısını kapsama durumundadır. Grup terapistlerinin eğitiminde en az 180 saat
bir denetleme olmalıdır. Denetleyici en az denetlemenin başlangıcında bir ya
da iki toplantıyı izlemesi gerekir. Bu denetleyiciye isimlerle yüzleri saptamak
ve grubun havasına koklama olanağı verir. Denetleme görüşmesi grup toplantısından
hemen sonra ya da ertesi gün yapılır. En iyi denetleme şekli her toplantının
son otuz dakikasını izlemek ve denetleme görüşmesini hemen sonra yapmaktır.
Eğitilenler İçin Bir Grup Yaşantısı
Kişisel bir grup yaşantısı eğitim programının bütünleyici bir parçası olarak
genelde benimsenmiştir. Amerikan Grup Psikoterapi Birliğinin uyum komitesi bir
gruba en aza altmış saatlik katılımın gerekli olmasını öğütlemiştir. Bu yaşantı
yoluyla öğrenmeyi sağlar. Grubun gücü, yaralayıcı ya da iyileştirici gücü yaşanır.
Duyguların açığa vurulmasının ne kadar güç olduğu öğrenilir. Lider rolü hakkında
da bir şeyler öğrenme fırsatı doğar. Burada en yaygın kullanılan model T-grubu
veya “destek grubu” dur. Bu grup kısa süreli olabilir ve yaklaşık olarak on iki
toplantı sürebilir, en yaygın model tüm bir yıl boyunca devam eden T-grubudur.
Bir yaşantısal grup, eğer katılımcılar isteğe bağlı olarak girmişse ve bunu sadece
bir eğitim alıştırması olarak değil kişisel gelişim için de bir fırsat olarak
görüyorlarsa daima daha etkilidir.
Öğrenci psikoterapistler için bir yaşantısal grubu kimin yöneteceği çok önemlidir.
Liderin büyük bir özenle seçilmesi gereklidir. Lider, eğitilenler için çoğu kez
önemli bir rol modeli olarak hizmet görecektir. Ve bu nedenle yoğun bir klinik
ve grup deneyimiyle birlikte olması en yüksek düzeyde mesleki standartlara sahip
olmalıdır.
Lider eğitim programlarıyla ilgili bir görevli ya da öğretim üyesi mi olmalıdır?
Sorusuna şu cevap verilmiştir. Eğer grup kurum dışında ve öğrenci değerlendirmesinde
hiç bir rol oynamayacak bir lider tarafından yönetilirse kişisel gelişim ve eğitim
için çok daha etkili bir araç halini alır. Grup kurum içinde ve lider yönetici
konumunda grup üyeleri ile konuşulması liderin kesin bir gizlilik ve yansızlık
sürdüreceği gruba verilen güvence ile üyelerin endişelerinin en aza indirgenmesi
gereklidir.
Bir liderin grubun başında konumu açık bir şekilde ortaya koyması akıllıca olur.
Üyelerden gruba karşı belirli yükümlü
DANIŞMANLIKTA EĞİLİM VE KONULAR (ÇIKIŞLAR)
Bu bölümün ilk kısmı danışmanlıktaki bazı son konuları tanımlayıp tartışmaktadır.
İlk kısımların içeriği bakımından biraz üstü kapalı fakat konunun açıklığı bakımından
ayrı ayrı ifade edilmiştir. İkinci kısım bir çok önemli eğilimleri ve tahminleri
ifade etmektedir. Her iki bölümde eğitim danışmanlığı ve yönetim kategorisi ayrıca
danışma rolü ve fonksiyon kategorisi olarak genel kategorilere ayrılmıştır. Kategoriler
arasında üst üste katlanmadan tamamı ile kaçınılmaz.
GENEL KONULAR
KONU 1 : Rehberlik terimi terk edilmelidir.
Hayır : Çünkü
1- Rehberlik terimi tam olarak herhangi bir okulda uygulanması gereken belirli
konu dışı aktiviteleri tanımlar.
2- Bu terim birçok bireyin öğrencilere yardım etmede yeraldığı düşüceyi uygun
bir biçimde taşır.
3- Bu terimin tarihi değeri vardır ve bu terimin kullanımı eğitimsel oturumdaki
danışmanın rolünün yerini tutar.
4- Bu terimin yerini tutacak daha iyi ne kabul görmüş bir terim yoktur. Evet,
Çünkü.
1- Bu terim özellikle danışmanın işine direkt olarak uygulandığında anlamsız.
Belirsiz ve kapalıdır.
2- Rehberlik teriminin en fazla akla gelen kavramları danışmanların yapmaya teşebbüs
ettiklerinin tam karşıtı olarak yönlendirme otoriterlik ve despotçuluktur.
Tartışma: Wrenn ve diğerlerinin ifade ettiği gibi rehberlik terimi farklı kişilere
değişik şeyler ifade eden modası geçmiş bir terimdir, ve muhtemelen de asla yapılan
bir şeyi tam olarak tanımlama. Konuyu bilmeyen kişiler rehberliği öğrencileri
idare etme ve yönetme olarak düşünmektedirler. Halbuki doktorlar hizmetlerin
varolduğu ve öğrencilere onları yeteneklerini geliştirebilmelerinde yardımcı
olan bir terim olarak görülmüşlerdir. Belki esas gerçek bizi bu terimi terk etmeye
çağıran iki farklı bir görüşü bir araya getirememizdir.
Dilin ve çevrenin bağımlılığını aydınlatma çabasında olan sosyal psikologlar
eskimoların kelime hazinesinde kar kelimesi için bir çok farklı kelimelerin varolduğunu
fakat dünyayla ilgili çok az kelimesinin bulunduğuna işaret etmektedirler. Buna
zıt olarak bizim kelime hazinemizin yeryüzü için bir çok tanımlayıcı kelimeleri
vardır. Ve kar içinde kelime çok azdır. Açıkçası hem farklılıkları hem de özellikleri
bakımından kelimeler insanlara önemli olması yönleriyle yardımcı olurlar. Buna
dayalı olarak “Rehberlik” terimini kullanımda anlam açısından tuhaf bir ikilemle
karşı karşıyayız. Rehberlik kelimesinin doktorların yaptığıyla ortak mantıki
bir ilişkisi yoktur. Doktorların şu anda yaptıkları gibi danışmanların demek
istedikleri özellikten rehberlik yoksundur. Eğer rehberlik kelimesinin kullanımı
kelimenin gerçek anlamıyla sınırlandırılmış olsaydı bu kelimeyi kullananlar rehber
olarak çağrılırdı. Danışman olarak değil, böylece rehberliği doğru dürüst icra
edebilirler. Bununla birlikte kendine saygısı olmayan danışmanlar rehberlik kelimesine
razılar, çünkü bu kelime danışmanlığa uygun olmayan aktiviteleri ifade etmektedir.
Eğitimciler genel olarak rehberlik kelimesiyle ne demek istediklerinin farkındayken
bu kelimeyi kamuoyuna yeterli bir şekilde açıklayamamışlardır.
Okulun kazan dairesi görevlisi ve yangın sorumlusu kendisini bir mühendis olarak
tanımlayabilir, fakat herhangi bir kimse kendisine ne iş yaptığını sorduğunda
onun profesyonel bir mühendis olmadığını, fakat kaloriferci olduğunu anlar. Okul
personeli tarafından kendisine okul danışmanı olduğu söylenen herhangi bir kimse
bunun ne anlama geldiğini sorup kafasını karıştıracak bir cevap alabilir. Çoğu
kez böyle bir cevap öğrencilerle ilgili danışmanlıkta çok az bir referans içerir.
Genel olarak birçok liste edilmiş aktivite bütün rehberlik programını birleştiren,
bir çok hizmeti daha iyi tanımlar. Belki bu konuyla ilgili endişe okul danışmanlarına,
sorulunca ortadan kalkacaktır. Ve destekleyici rehberlik hizmetleri yardımcı
(alt) meslek sahiplerine verilir. Fakat bir şey açık, belirsiz dili ortadan kaldırmamız
gerekiyor ve danışmanların yapmış olduğu anlaşılır, sıradan insanlar tarafından
kabul görmüş ne ayrı şekilde diğer meslek sahiplerinde kabul edebileceği daha
iyi tanımlayıcı bir özelliği olan terime yönelmekte fayda vardır.
KONU 2: Danışman sağlamanın tek kaynağı öğretmenlerin derecelerine göremi oluşturmalı?
Evet: Çünkü
1- Öğretmenin hazırlaması ne tecrübesi haklı olarak okuldaki kişiler için temel
eğitimi oluşturur.
2- Sınıf tecrübesi anlamlı olarak danışmanlık yapılmasına öğrenme süreçleri bilgisini
sağlayarak katkıda bulunur.
3- Diğer disiplinlerden toplanmış bireyler marjinal olmaya meyillidirler. Ve
benzer alanlarda kalanlardan daha az yeteneklidir.
4- Daha önceki öğretim tecrübesi diğer öğretim personeli tarafından danışman
kabulünü kolaylaştırır.
5- Öğretmenin hazırlanması ve tecrübesi eğitimdeki profesyonel işi gösterir.
6- Daha önceki öğretim tecrübesi eğitimde uzmanlaşmada daha akıllıcaa bir seçim
yapmaya imkan verir.
Hayır: Çünkü
1- Danışmanlık ve öğretmenlik temelde farklı aktivitelerder.
2- Tecrübelik danışman eğitimciler sık sık öğretim kökenli davranışları değiştirmekte
ki bu danışmanlığa çok zararlıdır. Karşılaşılan zorluklardan söz ederler.
3- Günümüzde danışmanlık doktorlarından alınan öğretmen dereceleri öğretmenlerle
ilgili ideal ilgileri sağlamada yeterli değildir.
4- Diğer disiplinlerden alınan personelin kullanımı daha güçlü adaylar çekmekle
bir vasıta görevleri yaparlar ve daha güçlü adaylardan öğretmen eğitiminin dereceleri
genellikle daha iyidir.
5- Dikkatli olarak yönlendirilmiş pratisyen ve intern doktorluk tecrübeleri anlayışlı
okullar öğrencileri öğretmenleri ve öğrenme süreçlerini sağlamada daha etkili
yollardır.
6- Öğretmen eğitimini ve tecrübelerini yerine getirmek gerçek dışı olarak danışmanlık
mesleğine girmeden önceki zamanı uzatır ve şüphesiz potansiyel adayların cesaretini
kırar.
Tartışma: Bu konu oldukça uzun bir konudur. Bu konu meslek gruplarında ve sertifika
düzenlemelerinden sorumlu kişiler arasında birçok ateşli tartışmaların kaynağı
olmuştur.
Danışmanlık hizmetleri halk okulları için eğitilmiş danışman personelle rekabet
eden okul dışı temsilciliklere kadar yayılmıştır. Aynı zamanda danışman sağlanmasını
kaynağı olarak öğretmenlik mesleğindeki katı kurallardan dolayı okullar kendilerinin
nöbetleşe bir kaynağı sağlamalarını inkar ederler ve aslında diğer alanlardan
tecrübeli danışmanların girişini engeller. Bu faktör öğretim dışı alanlardan
okul danışmanlığına girişteki bir çok engelle birleştirilince kapalı bir sistemi
devam ettirmeye meyillidir. Okulların ve ya da devlet sertifika düzenlemelerinin
geleneksel yollar dışında bu alana girişe izin vermesinin çok az kanıtı vardır.
Sonuç olarak bu konu mantıktan ve kanıttan ziyade geleneksel renkli hislerin
temelini oluşturacak tartışmaya devam edecektir. Ne yazık ki okullar kendilerinin
potansiyel olarak değerli bir danışmanlık personel kaynağı olduklarını inkar
etmeye devam ediyorlar. Malesef okullar geleneksel olmayarak eğitilmiş okul danışmanlarının
değerlendirilmesine ve tecrübesine imkan sağlayan deneysel, esnek olan yaklaşımı
olmamaktadırlar.
KONU 3: Mesleki gazetelerin veya dergilerin teori ve araştırmayı ya da uygulama
ve pratiği vurgulaması gerekir mi?
Uygulamanın Vurgulanması Gerekir : Çünkü
1- Danışman uzmanlar mesleki gazete ya da dergilerde yayınlanan teknik araştırma
materyallerinin çoğunu sindirecek araştırma becerisine sahip değildir.
2- Bir çok çalışan okul danışmanı çalışmasında “nasıl ve ne yapacağım” yaklaşımı
ele almaktadır.
Teori ve Araştırmanın Vurgulanmalıdır; Çünkü
1- Yayınlanan materyalleri sindirmeyen tüketicinin problemleri yetersiz hazırlıktan
ileri gelmektedir ve derginin içeriğinin uygunluğu üzerinde herhangi bir şey
yansıtmaz çünkü bu alandaki ilerlemeler yeterli araştırmaya bağlıdır.
2- Uygulama sağlam bir biçimde teori ve araştırma üzerinde tasarlanmıştır. Ortak
olan şey “nasıl ve ne yapacağının” tamamiyle, diğer şeylerin niçin yapıldığının
anlaşılmasıyla ortaya çıkmaktadır.
3- Dergiler sadece katkıda bulunulan şeyi yayınlar, baş yazılar, yayınlanması
zorunlu olan yazılar hariç çok az bir etkiye sahiptirler.
Tartışma : Bir çok uygulama okulu danışmanları uzun bir süredir mesleki dergilerin
kendi ilgilerini yansıtmadığını ya da kendilerinin geliştirmeye ihtiyaç duyduğu
fonksiyonlaşmayı içermediğini iddia etmişlerdir.
Uygulama okulu danışmanları dergilerin yayın yapmak zorunda olan ya da ortadan
kalkmak zorunda olan profesörlere hizmet için var olduğundan yakınıyorlar. Görünüşe
göre uygulama okulu danışmanları kendilerine özel durumalda açık yönlendirme
sağlayacak olan makaleler istiyorlar. Bu kişiler özel oturumlar için genel çözümler
tavsiye etmeyi içeren gerçeklikten yoksun olmaya meyilli görünüyorlar. Aslında
bu tip insanlar kendi oturumları için edebiyattaki görünümdeki gibi sonuç çıkarmak
ve izlenim edinme zorunluluklarını gözardı ediyorlarmış gibi görünüyor.
Tüketiciye içeriğin uygunluğu ile ilgili bilgileri sağlayan bütün dergiler yayın
politikalarını açıkça belirtirler. Sonrada o kişi bunu kendi durumu ve ihtiyaçlarına
göre tecrübe etmelidir.
KONU 4: Hazırlık ve tecrübe yönünden karşılaştırıldığında okul danışmanlarına
öğretmenlerden daha fazla maaş ödenmelimidir?
Evet : Çünkü
1- Öğretmenlerle karşılaştırıldığında danışmanların sorumluluğu daha büyüktür
ve danışmanın görevi daha karmaşık ve zordur. Çünkü danışman bireysel kişilik
gelişimiyle ilgilenir.
2- Danışmanın günü daha uzundur. Çünkü: danışmanın akşamları öğrencilerin aile
konferanslarının araştırmaların ve benzeri şeylerin danışmanlıklarıyla geçer.
3- Danışman büyük oranda halkla uğraşmak zorundadır ve halkın baskılarına daha
çok maruz kalır.
Hayır: Çünkü:
1- Sorumluluktaki farklılığın derecesi kanıtlanamaz ya da belirlenemez.
2- Öğretmenin günü benzer şekilde ev ödevlerini, testleri değerlendirme öğrenci
aktivitelerinin danışmanlığını yapmak gibi uzatılır.
3- Okulda öğretimden daha önemli bir fonksiyon yoktur.
4- Part-time çalışma taraflı ve parçalanmış bir bilgiye götürür ve okul danışmanı
olarak meslike kimliği kazandıramaz.
Tartışma : Bu çağdaş danışman eğitimde önemli bir konudur. 1960’dan başlayarak
günümüze kadar ACES ve ASCA gibi meslek grupları danışman eğitimi için, standart
formülleştirmek için çok büyük çabalar harcamışlardır. Geçen 10 yıl boyunca standartlar
geliştirilmiş, yayınlanmış, denenmiş ve makulleştirilmiştir. Şuan ise büyük ölçüde
bu meslek oldukça zor olan standartları yerine getirmeyle karşı karşıyadır. Bu
konu kendisini şu temel soruda çözümler.
Standartlar Nasıl Güçlendirilmelidir? Alternatiflerden biri bağımsız olarak kurumun
kendisini eksik bulduğu alanlarda geliştirmesi için sorumlu olduğu aksıyonu takip
ederek “ kendi- çalışma” metodu ile gönüllü kurumsallaşmayı uygulamasıdır. Tahminen
program adı, meslek gruplarının ikna edici çabaları, kamuoyu ve eksiklikle uygunluk
getirirler. İkinci alternatif ve resmi bir yetkinin olmasıdır. Fakat oldukça
formüle edilmiş prosedürleri içerir. Bu hazırlanmış programlardır. Komite standartlara
dayalı olan yargıları yaptıktan sonra kabul edilen programların listesini değerlendirir
ve yayanlar uygulamanın en sert şekli resmi olarak herkes tarafından kabul edilmiş
birlik tarafından standartların güçlendirilmesi olacaktır. Şüphesiz son adım
en çabuk uygunluğa denk gelmektedir. Hiç şüphe yok ki bu son adım en çabuk danışmanları
hazırlamaya delalet eden kurumların sayısını açaltacaktır.
KONU 7: Danışman hazırlığı üniversite öğrencisi seviyesinde mi ele alınmalıdır?
Evet : Çünkü:
1- Mevcut mezuniyet seviyesi eğitim hazırlıkta çok zaman gerektirmektedir ve
danışmanlık personelinin eksikliklerine katkıda bulunmaktadır.
2- Danışman hazırlığının içeriğini karekterize eden genel seviye belirsizlik
mezun olmuş meslek sahiplerine yetki vermez.
3- Eğer danışmanlar üniversite diplomasının alınmasındaki mesleğe girselerdi
önemli mali tasarruflar, bireysel ve iş veren kurumlarını çoğaltırlardı.
Hayır : Çünkü :
1- Danışman işi olgun ve geniş tecrübeli bireyi gerektirir.
2- Danışman hazırlığı, uzmanlaşmış mezun seviyede yeterli, sosyal, davranışsal
bilimlerde ileri düzeyde hazırlık olmamış kişileri içerir.
3- Diğer kurumların ne okulların geleneksel hiyerarşisi içinde mezun seviyede
eğitilmemiş danışmanlar ileri seviyede diplomalara sahip meslektaşlarıyla karşılaştırıldıklarında
dez avantajlı durumlardadır.
Tartışma : Bu konu 1970’lerin başında düzeltilmiştir ve mesleki toplantılarda
özellikle de eğitim standartlarının ve diploma gereksinimlerinin tartışma olduğu
zamanlarda çok ateşli tartışmaların odak noktası olmuştur. Bir çok kimseye göre
mezun olmadan alınan hazırlığın benimsenmesi geri kalmış bir adımı temsil etmektedir
ve standartları geliştirmekte, göstermekte yapılan çabaları ve mesleği iyileştirmeyi
engellemektedir. Diğerleri bu konuya uzun süredir ihtiyaç duyulan bir yenilik
olarak görmüşlerdir ve yaşamı geçmişle ölçmüşlerdir.
En azından Texas ve Güney Karolina son zamanlarda danışmanlara sadece ortaokullarda
mezun olmadan çalıştırılma izni veren diploma düzenlemelerini benimsemişlerdir.
Son zamanlarda Texas’ta mesleki okul danışmanı olarak diploma bir yıllık mezuniyet
hazırlığı gerektirmektedir.
Bu dikkate alınması gereken bir husustur. Üzerinde durulması gereken bir gerçek
var ki, danışmanların hazırlık devresinin daha alt bir eğitimde kalmasını destekleyenler
bunu meslek dışı bir görüş noktası ya da mesleki danışmanlar için eksik bir eğitim
olarak görmektedirler.
Biz, mesleki danışmanların hazırlanmasının mezuniyet programlarında kaldığına
inanıyoruz. Danışmanın etkililiği kendisinin çalıştığı bireylerin büyük ölçüde
anlaşılmasına ve bireyleri etkileyen karmaşık ve farklı faktörlere bağlıdır.
Bu anlayış, gerekli olan anlama ve bilgiye katkıda bulunabilecek alanlarda şumullu
ve derinliğine çalışmayı gerektirir. Bu genişliği ortadan kaldırmak mezuniyet
derecesi olmayan çalışmayı sağlamıştır. Yeterince olgunlaşmamış uzmanlık sadece
danışmanların hastalarının endişeleriyle yeterince ilgilenmedikleri eleştirilerini
doğrulamaya yaramaktadır. Bundan başka, mezuniyet seviyesinin altında erken olgunlaşma
pek az kişinin hazırlandığı mesleki bir görevi gerektirir.
KONU 8: Hangi noktada, denetim altına alınmış tecrübeler danışmanın hazırlanmasında
tanıtılmalıdır?
Giriş noktasında; Çünkü
1- Böyle gelişmeler meslek, kimliğin ilk gelişmesini kolaylaştırır.
2- Bu tecrübeler “öğrenerek yapmanın” ideal bir örneğini temsil ederler, ve üyenin
teoriyi test etmesini sağlarlar.
Temel Becerilerle Alıştırmadan Sonra
Çünkü :
1- Hasta tecrübesini daha iyi duruma getirmek kadar, danışmanın öğrenmesini maksimum
düzeye ulaştırmakta, en küçük mesleki yeteneği gerektirir.
2- Ahlaki değerler danışmanların hastalarıyla ilişkilerinde öncelikle gelen alanlarıyla
ilgili yeteneklerini ve kişisel karekteristik özelliklerini minimum düzeyde gözden
geçirmelerini gerektirir.
Tartışma : Denenmiş tecrübe danışman eğitiminde, daha önceki öğretici sentezin
odak noktası belirlenir. Öğretici hazırlanma ve labaratuvar tecrübesi “practicum”
da denetim altındaki interlikteki gerçek danışmanlık aktivitesinde doğrudan uygulamaya
götürür. Ard arda gelen programlar canlı danışman aktivitelerinin arttırılan
sorumluluğuna doğru mantıkı ilerlemenin hazırlanmasıyla sonuçlanır. Bir çok danışman
eğitimcinin hem fikir olduğu nokta eğilim ve mesleki bilgi alanlarında test ve
değerlendirme tekniklerinde danışma teorisi ne tekniğinde adayın bireysel sorumluluğunu
dikkate aldığında hazırlık çalışmasının yeterli performansına ihtiyaç duyulmasıdır.
Bununla birlikte daha önceki öğrenmelerin sentezi ve yeni öğrenme artışları en
iyi şekilde bu sınırlı alanlardaki yeterli hazırlığın gerçek danışman oturumunda
uygulanmasından daha önce geldiği zamanda ortaya çıkıyor olmasıdır.
Genellikle labaratuvar tecrübeleri kurs çalışmalarıyla bütünleştirilir. İki yıllık
eğitim programının ilk yılında alınan kurslar istatiksel işlemlerinin uygulanması
testlere alıştırma mülakatların gözlenmesi mesleki materyallerin analizi ve tanıtılması,
rol gerçekleştirme ve benzeri konulara yer ayrılmıştır. Bunlar danışman eğitiminin
sürekli bir bölümüdür. Genellikle “practicum” aktiviteleri temel olarak direk
danışmanlık tecrübesinin toplumdan soyutlanmış olan lise ve kolej öğrencilerini
ve diğer hastaları içerir. Hastaların bireysel danışmanlığı meşgul olan adaylar
yakın denetime tabi tutulur. Fikir olarak denetim direkt gözlem teyp kayıtları
ve video kasetleriyle işlem görür. Bir çok danışman eğitimci denetim süresinni
doğasının danışmanların bağımsız olarak görev yaptığı başarıların büyük ölçüde
ölçülmesini belirleyen hususlara inanırlar. Hasta ile çalışırken eğitime tabi
tutulan kişiye büyük bir dikkat gösterilir: denetleyici normalde ilişki, münasebep,
yapı, gönüldeşlik, içerik değişkenliklerine sürec değişiklikleri gibi yönlerden
danışmanın ilerlemesini değerlendirir. Practicum denetleyicileri, danışmanlarla
olan ani konsultasyonlar için tarihleri belirli olan konferans tartışmalarına
hazırdırlar.
Bütün denetlenmiş ilişkilerde mesleğin ahlaki prensiblerine uygun olarak danışmanları
korumak için önlemler alınmıştır.
Öğrenci danışmanı danışmanla ilişkisini tamamladıktan sonra denetimce ve danışman
arasındaki konferanslar danışman ve danışan etkileşimi ortaya koyar ya da dikkat
gerektiren açıklıklarla uğraşır. Danışman ve denetmen mülakatın bir çok yönlerini
gözden geçirirler. Danışman ve denetmen öğretmen, öğrenci ilişkisinde süreç kökenli
bir ilişkiye eğilimlidirler.
Bu konferansların temel amacı danışmanın ilerlemesi ve mesleki gelişimidir. Danışman
hareketlerini, hislerini, tutum ve davranışlarını hastasının algılarını ihtiyaçlarını
ve kaynaklarını tartışır.
Küçük gruplarla idare edilen öğrenci danışmaları, diğer eğitilenlerin katıldığı
konferanslar kendi algılarıyla ilgili konularla ilgili olarak danışman ve denetleyici
katılımcı hakkında önerilerde bulunurlar.
Danışman Rolü ve Fonksiyonları
KONU 9: Danışmanın fonksiyonlarını kim ve ne belirliyor?
Danışman ve Onun Çalışma Oturumu
Çünkü:
Mesleki danışmanlık becerilerden ve niteliklerden en iyi şekilde faydalanmayı
belirlemedeki yargıyı, hükmü pratiğe dökmeye hazırlar. Oturumlar hem yüzeysel
hem de dramatik olarak değişirler bu yüzden özel fonksiyonlar eğer etkili olacaksa
mevcut duruma uygun olmak durumundadırlar.
Danışmanın Yönetimi ve Açıklığı
Çünkü:
1- İşveren tanımlanmış bir dizi görevin yerine getirilmesi için birisini tutar.
2- Bir hizmetin tüketicileri çalışandan ne istediğini en iyi şekilde bilen kişilerdir.
Tartışma: Burada dikkat edilecek en önemli husus fonksiyonların rolden farklı
olmasıdır. Bir rol kanununi olarak bir dizi beklenen davranış olarak gözlenir.
Bu yüzden tüketicinin beklentileriyle rolünü tanımlamasında bir yararı vardır.
Profesyonel bir kişinin rolünü gerçekleştirmekle meşgul olduğu aktiviteler fonksiyon
olarak görülür. Bu yüzden yerine getirilecek fonksiyonların kararı rolün normatif
beklentilerini yerine getirdikleri sürece meseğin imtiyazı olarak kalır. Fonksiyonlar
oturumdan oturuma ve verilen oturumda danışman amacı belirlenmiş öğrenci davranışını
oldukçe değişik fonksiyonlar yerine getirebilirler daha sonraki oturumda bile
danışman suçlu çocuklarla yüzleştirilebilir. Bu çocuklardan biri hissi olarak
rahatsız diğeri onun yaşaması gereken toplumun bölümüne uyarlanmıştır. Bu yaklaşım
ve prosedürler, oturumdaki bireylere en iyi hizmet verecek şekilde farklılık
gösterir.
KONU 10: Okul danışman psikolog mudur? Yoksa eğitimci midir?
1- Eğitimcidir çünkü: Okul danışmanı bütün çalışanların belli beklentilerinin
olduğu eğitim kurumunda çalıştırılır.
2- Okul danışmanın hizmet ettiği hastaların tümü evrensel olarak belirli bir
nüfusa sınırlama olmadan hizmet verir.
3- Danışmanın işinin en önemli hamlesi uzun vadeli yeteneksizliğin ortadan kaldırılmasını
yönetilmesi değil fakat kolaylaştırılmasına doğru bir süreçtir.
4- Okul danışmanının mezuniyet dışı ve mezuniyet hazırlıkları onun psikolog olarak
gerektirmez.
Psikologtur. Çünkü:
1- Psikoloğun öğrencilerler olan çalışmasının başarısı insan davranışınını ne
kadar iyi anladığına bağlıdır.
2- Eğitimcinin danışmanlıkta hazırlanması kişiler arası ilişkilerde danışmanlıktaki
testlerin kullanımında kişilik ve danışmanlık teorisinde grup süreçlerinde öğretimi
içerir ve bunların hepside psikolojinin alanında yer alır.
Tartışma: Açıkça belirtilmelidir ki bu konu alanında ışıktan çok ısı üreten anlamsız
ve sahte bir işareti temsil eder. Konunun tüm yönleri işin ve aktivitenin yeri
kadar fonksiyon ve oturumunda karıştırabilir, en azından dolaylı olarak psikoloji
ve danışman doktorların alt yapısı ve demode olmuş eğitimleri sınırlı hale getirmek
lazım. Bundan başka bir çalışma oturumu özel bir yönde yapılanırsa statü ve başarı
iş durumunun taleplerini takip eder. Belki de daha önemlisi böyle hatalı ve basite
indirgenmiş kavramlar bu konuya karşı çıkan görüşleri daha kışkırtır ve düşmanlık
kampları oluşturur. Eğitimsel bir oturumda okul danışmanlarının fonksiyonlarının
eğitim açısından büyük oranda düzeldildiğine dair çok az tartışma konusu vardır.
Ve okul danışmanları çocukların öğrenme tecrübelerini kolaylaştırmayı üstlenir.
Okul danışmanlarının zorunluluklarını karşılamak için kullandıkları araçlar danışman
hazırlığı sırasında aldıkları eğitim açıktır ve onların kişisel eğilimleri kendilerinni
tıpkı psikolog gibi davranmalarını gerektirir. Bu iki görüş birbiriyle bağdaşmaz
ve bağdaşmamasıda gerekir.
Bir kampın aşırı uçları kabiliyetsizliklerinden dolayı ileri gelen konulardan
dolayı, danışmanlar için uygun olan bu konuyu sık sık değişik alanlara çekenler.
Eğitim kutbunda yer alan aşırı uçlar danışmanda büyük bir nüfusa hitap eden bir
öğretmen ya da özel öğretmen olarak görev yapmasını beklerler onların düşündüğü
aktiviteler suistimal edilen disiplinle ilgili mesleki bilgiyi temsil etmeyi
içerir. Öğrencileri değerlendirerek karara varılabilir. Diğer kutubtaki aşırı
uçlar danışmanın ilişkilerini seçilmiş bir grup öğrenciyle sınırlandırmasını
beklerler ve hissi olarak herhangi bir şekilde yüklü olmayan düşünceden kaçınırlar
ve eğitimsel, mesleki herhangi bir bilginin kullanımından önce gelir ve tamamen
öğrenmenin temelinin yer aldığı bilgi havuzunu görmemezlikten gelirler. Sigmund
Freud bile Amiral rickoner’sin okulunda fazla kalmadı.
İnsani olarak yönlendirilmiş danışmanlar temel eğitimin geleneksel savunucularıyla
bir okulda çok az bir şansa sahiptir. Aynı şekilde musamahakar çocuk merkezli
bir oturumda bireysel gelişmeyi vurgulayarak çalışmaya gayret eden eğitimci danışman
çok az bir ödül bekler.
KONU 11: Danışman aktivitesi ya da rehberlik aktivitesi okul danışmanı için önemli
bir odak nokta oluşturmalı mıdır?
Danışmanlık aktiviteleri oluşturmalıdır. Çünkü :
1- Danışman zamanın büyük bir kısmını bireye ya da küçük öğrenci gruplarının
ilişkisine harcar.
2- Ancak danışmanlık yoluyla rehberliğin amaçları başarılır.
3- Diğer personelden rehberlik aktivitelerinin yerine getirilmesinde faydalanılabilir.
Rehberlik Aktiviteleri Oluşturulmaz Çünkü:
1- Öğrencilerin çoğu özel bilgi türüne ihtiyaç duyulur.
2- Eğitim sınırlamaları rehbere danışman olarak etkili bir biçimde görev yapmasına
izin vermez.
Tartışma: Bu konuda yer alan asıl husus danışmanın uzmanı yoksa yöneticilemi
olduğudur. Tarihsel olarak yöneticidir ve çoğu zaman öğretmen ve danışma yoluyla
çok rolle meşguldür. Çağdaş danışman sürekli bir durumu elinde bulundurur, ne
rehberlikten arta kalan hizmetler arasından danışmanlık görevine konsantre olur.
Bilgi hizmeti ve öğrenciyi değerlendirme hizmeti gibi rehberlik hizmetlerinin
var olduğu güvcnilir bir tartışma yapılabilir, ne bilgi hizmeti ve öğrenciyi
değerlendirme hizmeti danışmanlık hizmetine katkıda bulununcaya kadar. Bu tür
bilgilerin verilmesinin danışmanlık olarak adlandırıldığı yanlış bir anlama gelmemelidir.
Burada esas olan konu bu değerli bilgi türlerinin gerçek bir danışmanlık parçası
olarak akıllı bir şekilde kullanılmasıdır.
Bir de danışmanların okul danışmanı ya da rehber uzman olarak adlandırılıp adlandırılmamalarıdır.
Başlık beklentileri etkileyebilir. Bu konu genellikle müşteri için bir uğraş
niteliği taşır. Kendilerine rehberlik edilmesine karşı gelenler hemen bir danışmanın
hizmetini kabul edebilerler. Ümit edilir ki okul danışmanı ünvanı tamamen kabul
edilir ve ima ettiği hizmetin türünü yansıtır. Bu ünvan altında çalışanlar danışmanın
fonksiyonunu gerçekten yerine getirirler ve danışmanlığı bilgi vermek için bir
maske olarak kullanmazlar.
KONU 12: Danışman okula hem bir değişikliğin temsilcisi olarak mı, hemde danışman
olarak mı hiztem etmelidir.
Evet. Çünkü:
1- Her iki fonksiyonda da başarıdan sorumlu olan faktörler temel olarak aynıdır:
insanları anlama, kurumları anlama.
2- Danışman öğrencilere samimi bilgi sağlayan bir türden bilgiya sahip kimsedir.
Direkt olarak kurumdan ortaya çıkan zorlukları aşmada da öğrenciye bilgi sağlar.
3- Bir çok öğrenci sadece danışmanlıkla problemlerini çözemez çünkü problemler
nadiren tamamiyle içten gelmektidir. Fakat bireyin çevreyle olan etkileşiminden
ileri gelmektedir. Fakta bu bireyin çevreyle olan etkileşiminden ileri gelmektedir.
Sonuç olarak danışmanların çevredeki değişimi etkilemesi beklenir.
Hayır. Çünkü:
1- Çok az danışman okulun güç yapısını etkileyecek topluluğun değişimini etkileyecek
bilgiye sahiptir.
2- Danışmanlar genellikle mizaçsal olarak dönüşsel bir yerdeki değişikliği teşvik
etme ve tamamlama da bazı güçlükler edindikleri için bu konuya uygun değillerdir.
3- Etkili kurumsal değişiklikteki liderlik yönetimin merkezinde yatmaktadır.
Tartışma: Bir ço kişi geçmiş bir kaç yıl içinde danışmanı okul değişikliğinin
mümessili olmaya zorladı. Görünüşe göre, bir zan üzerine dayalı bu kişilerin
iddiası, yöneticiler artan bir şekilde, öğrencilerden, okul personelinden ve
eğitimsel liderlik rollerinden soğutulmuşlardır.
KONU 13: Okul danışmanı gerçek bir danışmandır. Kesinlikle öğrencilere tavsiyelerde
bulunmaz.
Doğru. Çünkü:
1- Öğrenciler tavsiyeyi öğretmenlerinden, anne-babalarından ve arkadaşlarından
alabilirler. Danışman bu kişilerden farklı görülmelidir.
2- Şayet danışman öğrencilerin takip ettiği konularda onlara gerekli tavsiyeleri
sunarsa, öğrencilerin başarı için sahip oldukları sorumluluk veya hareketlerinin
başarısızlığı danışmana bağlı olur.
3- Öğrenciler danışmanlardan tavsiye beklemezler; onlar kendi kendine anlamayı
sağlayacak bir ilişki kurmanın yollarını ararlar.
Yanlış. Çünkü:
1- İçerisinde güven ve anlayışın mevcut bulunduğu herhangi bir ilişkinin fonksiyonu
konusunda tavsiyeyi zamana göre ayarlamak yerine bir davranıştır.
2- Tavsiye, gelecekteki tehlikeli bir işin başarı olasılığını tahmin etmek için,
yersiz endişeleri göstermeyen ve kendi kendine iyi bir anlamaya sahip öğrencilere
verilebilir.
Tartışma: Şayet tavsiye öğrenciye hazır yapılmış bir çözüm olarak tanımlanırsa,
bir çok danışman bu tür bin aktiviteden kaçınacaktır. Çözümler sağlamanın tek
amacı kendi kendine yeterliliği sağlama sorumluluğunu arayan danışmanlık hizmetinin
amaçlarındaki başarıyı muhtemelen bozguna uğratmaktır. Diğer taraftan, tavsiyede
bulunmak bağımlılığı teşvik ederek bireyin ilerlemesini ve karar verebilme sürecinini
tıkar. Hiç şüphesiz birçok danışman duruma göre tavsiyelerde bulunurlar. Bir
çok örneklerde bireyler tavsiye isterler, çünkü onlar karışık, kompleks kararlar
verebilmek için gerekli bilgiden yoksundurlar.
Danışmanın, tavsiye istemenin bilgi eksikliğinden mi yoksa daha karışık olan
diğer kişisel sebeplerden mi kaynaklandığını bilmesi esastır.
Şayet kişisel sebeplerden kaynaklanan bir durumsa, bu tür istekler uzun süreli
bir ilgiyi gerektiren isteklerse bunlar bir problemin belirtileri olarak dikkate
alınmalıdır. Her istek tartışılmaz apaçık gerçeğe hayal kırıklığı yaratır ve
bazende tamamen çok kabul görmüş olan danışmanlık hizmetinin amaçlarındaki başarıları
engeller.
Kanun gibi, tıp gibi ve pratisyenler diğer yardım edici meslekler çok fazla olarak
tavsiyede bulunmaya güvenirler. Çünkü bu alanlar danışanları (hastaları) için
bulunması çok olan hayli yüksek karışık bilgiyi kapsar. Eşit olarak danışmanın
kompleks ve tknik bilgisi yalnızca bireysel danışıcının bilgisiyle birleştirilerek
uygulanabilir.
Kanun ve tıp için önemli olan nokta, çözümler danışma hizmeti bilgisinin bağımlılığından
doğarlar. Bireyin çözümü kendi kendine anlamadan ve haberdar olmadan kaynaklanır.
KONU 14: Okul danışman öğrencilerin aktivitelerini koridorlarda, yemek salonlarında,
çalışma salonları gibi yerlerde denetlemekten muaf tutulmalıdır.
Evet. Çünkü:
1- Bu aktiviteler danışma hizmetinin zamanını alır.
2- Bu tür aktivitelere katılmak profesyonel becerilerin ve yeteneklerin boş yere
harcanmasını temsil eder.
3- Bu tür aktiviteler yönetimseldir ve yöneticiler tarafından gerçekleştirilmelidir.
4- Bu tür durumlarda, değerlendirici, disipline edici veya düzeltici fonksiyonları
olan danışmanın rolünün öğrenciler arasındaki tanımı bir takım karışıklıklara
sebebiyet verir.
Şüphesiz, bu kişilerin aktiviteleri danışmaı değişiklik için sorumlu kılarak
bir liderlik boşluğu yaratmak için danışmanın çalışmasını baltalamaktır. Bu çaba
faziletsiz değildir, güç ve etki arayan bir kişi çekici olmayan bir ödevde değildir.
Buna rağmen etiminde bulunan genel yönetici hiyerarşi bu rol üzerindeki zor tamamen
küstahçadır. Kurumsal değişikliğin temsilcisi olmaya zorlanan bir çok danışman
bu işi yapacak genel kişi özelliklerden yoksundurlar. Uyuşma sanatı üzerindeki
inanç ve politik kavrayış ilgisizliğin yüzünü oluşturan saldırganlık, ikna edicilik
ve ısrar kavramlardır. Bireylerle iç içe çalışan ve olumlu özellikleri olan okul
danışmanını bu tip atıflarla karekterize etmek yanlıştır. Bazılarının, danışmanın
geçmişi ve eğitimini açık, bariz özellikler olarak görmeleri dikkate alınmalıdır.
Bu görüş danışmanı gizli bir ikna edici, manevra yapıcı ve olayları idare edici
gibi yanlış imajlardan danışmanın çarptırılmış görüşünden türetilir.
Muhtemelen daha geçerli olan görüş, danışmanı bir değişikliğin temsilcisi olmaktan
ziyade bir katalizör olarak görmesidir.
Bu durumda danışman öğrencilerin bilgisinden ve onu yetiştiren öğretmenlerden
oluşturulan sınıf bilgisini kurmada danışman fonksiyonu görür ve danışmanın ilişkileri
anne-babalar, iş verenler ne toplumlardır. Etkili bir değişiklikten sorumlu kişilerle
görüşlerini değişikliği tanımalam ve algılamak diye düşünülmesi yanlış bir görüştür.
Hayır. Çünkü:
1- Her kurumun bünyesinde doğal olarak bulunan, özelliklerde geniş aktivite ağıyla
kamu okulundaki bu aktiviteler direk olarak kurumun temel maksadıyla direk ilişkili
değillerdir.
Hemen hemen her işçi bu aktivitelere belli bir derecede katılmak zorundadır.
2- Öğretmenler, bu tür çalışmalardaki gözlemciliği paylaşan danışmanları daha
hazır bir şekilde tanımlayacak, kabul edecek ve de onlara saygı gösterecektir.
3- Danışman bu tür işleri gerçekleştirerek öğrenciler hakkında çok şeyler öğrenebilir.
Tartışma: Bu daima okul personeli arasında sürekliliği olan bir konudur. Bu durumdaki
denetleyiciliğe en makul karşı gelme, bu çalışmaların genellikle memurlar tarafından
yapılmış olmasıdır. Hatta daha ikna edici gerçek koridorların denetlenmesi, çalışma
solanlarının denetlenmesi ve bunun gibi çalışmalar eğitim sürecine çok az katkıda
bulunurlar.
Belki de en fazla söylenen karşı gelme genellikle danışmanın rolüyle uyuşmayan
bu tür çalışmaya büyük bir yükle girmesidir.
Yukarıda belirtilen aktivitelerin doğası gereği bu çalışmaları denetlemek oldukça
zordur ve sürekli disiplinle ilgili problemler yaratır. Asıl amaç düzen ve disiplini
sağlamak, sürdürmek, ve hiçbirşey danışmanın imajını öğrencilere aktarmasını
engelleyemez. Danışmanın disiplini sağlayan bir kişi olarak hareket etmesinden
beri, 15. Konuda tartışılan problemlerle sık sık karşılaşılmıştır. Sık sık yöneticilerin
tarafından kullanılan verimli hale getirme, öğrenci aktivitelerini denetlemek
isteyen danışmanlara öğrencileri tanımak için altın bir şans sunar bu yüzden
danışmanlar bunun haklılığını kanıtlamak durumundadırlar. Malesef, diğer birçok
verimli hale getirme çalışmaları gibi. Bunda da biraz gerçeklik payı vardır.
Diğer taraftan bu gibi denetleme işi öğrenci hakkındaki gerçek bilgiye tekniğe
daha az zararla vasıtalarla ulaşma konusunda akılda soru işareti bırakan hoş
bir tuzağı temsil edebilir. Buna ilaveten danışmanın ünü öğrenciler arasında
değerini yitirdiği zaman, özellikle de şayet danışman bir muhbir gibi hizmet
etmek zorunda kalırsa, danışman çok ciddi şekilde zedelenebilir.
KONU 15: Okul danışmanı öğrenci disiplin sürecinden muaf tutulmalıdır.
Evet. Çünkü:
1- Duygularını ve hareketlerini tavsiye etmek için danışmanlık hizmetine en fazla
ihtiyacı olan olumsuz davranan kişilerdir.
2- Şayet danışman disipline edici durumlara katılmazsa, onların etkililiği iyi
davranan öğrenciyle sınırlı olur.
3- Yanlış davranışların nedenleri teşhis edilerek ona göre değerlendirilmesi
gerekir, danışmanlar bu alanla ilgili okuldaki bilgili kişiler olarak bu durumlarla
katılmalıdır.
4- Disiplinsel iş engelleyicidir ve danışmanın yeteneklerini ve tavırlarını bu
engelleyici işe uygundur.
5- Kendi kendini kontrol, kendi kendini yönlendirme, kendi kendine büyüme ve
gelişme gibi disiplinin amaçları danışma hizmetiyle birbirlerine uygunluk gösterirler.
Evet. Çünkü:
1- Gözetim ve yönetmeliklerin güçlendirilmesi idarenin (yönetimin) sorumluluğudur.
2- Disiplin aktivitelerine katılan danışmanlar otoriteye sahip kişiler olurlar,
bunun sonucu olarak, etkili bir danışma hizmetini gerektirdiği kabul edilen yargısal
olmayan rol tehtit edilir.
3- Disiplin olaylarının yeterli seviyede idare edilmesi diğer öğrencilerle birlikte
yeteneklerini kullanması için danışmana az bir zaman dilimi kullanmasına izin
veren geniş çaplı araştırmayı gerektirir.
4- Danışma hizmeti disiplini karakterize eden mecburi bir ilişkiden ziyade, izin
verici kendi kendine ön ayak olmuş bir ilişkiyi gerektirir.
5- Disiplin, onaylamayı güçlendiren bir kamu sürecidir, danışmanlık ise özel
ve kendine has özellikleri olan bir süreçtir.
Tartışma: Danışmanın öğrencileri disipline edici çalışmalara direk olmayan yollardan
katılması çağdaş bir eğilim gibi görünmesine rağmen, bu konu bu alandaki çözülmemiş
en eski konudur.
En uygun görüş disiplin sürecinde danışmanlar sorumluluktan, kaçınırken, onlar
disiplinci kişiler olarak hizmet etmezler.
Bir çok kişi disiplin sürecinde öğrencilerle birlikte çalışan danışmanın rolünü,
disiplini gerektirecek bir davranışta bulunan öğrencilere yardım ederek onların
bu davranışı değiştirmelerini sağlayara, öğrencilere ceza veya çalışmayı getiren
alanlarla ilgili önlem almak olarak görür.
Disiplini ve danışmanlığı eşit olarak gören hala bir çok kişi vardır. Onlar danışmanın
etkisini göz ardı ederler ve daha kötüsü danışmanı görevini, kurumsal kurallara
ve isteklere uyum sağlamakta öğrenciyi yönlendirmekle ikna edici ve kandırıcı
olarak görürler. Okul kurallarının ciddi bir biçimde ihmal etme ile karşılaşıldığında
hiç kimse danışmadan yetişkin sorumluluklarını kaldırmasını beklemez. Herhangi
bir yetişkin kimse gibi danışmanda ciddi davranış ihlallerini görmezlikten gelip
kaçamaz. Bununla birlikte, bu durum sürekli olmak disiplin otoritesini gerektiren
bir durumda kasıtlı olarak yer alan olaylar dizisinden farklıdır.
KONU 16: Mesleki danışmanlık, uzmanlık alanı içinde farklı bir uzmanlık alanı
mıdır?
Evet, çünkü:
1- Mesleki kararların sürekli artan karmaşıklığı bu alanda uzmanlaşmış bir uzmanı
gerektirir.
2- Onun görünürdeki dar özgürlüğüne rağmen, bu tür yardım ilişkisi oldukça karmaşıktır.
3- Mesleki seçim yaşamdaki doyumu ve mutluluğu gerçekleştirmede en temel faktördür
bu yüzden özel muameleyi haklı kılar.
Hayır, Çünkü:
1- Mesleğin seçimi tamamiyle bireyin yaşam seçeneklerinden ayrılamaz.
2- Kendi imtihan etmeye ve farkında olmaya dayalı bir karara varma, bütün danışmanlıkların
temel sonucudur ve sadece mesleki değil yaşamın tüm alanlarına uygulanmalıdır.
3- Mesleki uğraşlar mutlu ve başarılı bir yaşam için diğerlerinden daha fazla
bir temel teşkil etmezler.
Tartışma:Danışmanlık tarihi içinde mesleki seçimle ilgili ilk ve temel olan uğraş
sadece büyük bir problemin varlığının bir parçası olarak mesleki kararları gözden
geçirme tarafndan takip edilmiştir.
Kariyer eğitimi üzerine yazılmış en son eser mesleki danışmanlıktaki ilginin
yeniden diriliğini gösterir, tabii bu durum sürekli artan bir şekilde büyük orandaki
genç insanların liseyi bitirdikten sonra direkt olarak iş alanına girmesinden
kaynaklanmaktadır. Eleştirmenler ılımlı olarak okul nüfusunun yarısında fazlasında
tahmin edilmiş olan bu grubun çok az yardım aldığını ileri sürüyorlar. Danışmanlar
eğitimini sürdüren öğrencileri tercih ediyorlar. Ve sonuç olarak mesleki seçimler
yapmakta baskı altında tutulmuyorlar. Danışmanlıktaki dar kapsamlı olan mesleki
vurguyu kaldırmaktaki esas sebeplerden biri de mesleki seçimlerin karmaşıklığının
farkına varılmasıydı.
Yüzeysel olarak basit bir karar gibi görünen bu şeyler iş isteklerini ve işçi
özelliklerinin değerlendirilmesi gibi faktörleri içerir. Bir çok kişi geçen 50
yıldaki müthiş ilerlemelere rağmen danışmanların mesleki problemlerle 10 yıl
öncekinden daha iyi uğraşamadıklarını tartışmaktadırlar. En son bilgilerde bu
problemin çözümünden ziyade daha fazla karmaşıklığına fayda getirmiştir. Tek
mantıklı çözümün bütün yaşam boyunca her durumda mesleki olsun, eğitimsel olsun,
sosyal ya da kişisel olsun bireylere mevcut olan en iyi kararı sağlayacak yardımı
vermek gibi görünüyor.
GENEL EĞİLİMLER
Eğilim 1: Danışmanların sayısı arttırmak bir çok değişik oturumlarda kullanılır.
Bu projeksiyonun dökümanı yıldan yıla çalıştırılan danışmanların sayısı, bunların
maaşları için harcanan paraların miktarı ve hazırlık programlarının referansıyla
yapılır geçen 10 yıl boyunca danışman çalıştırmanın yılılk büyüme oranı yaklaşık
olarak %6’daydı. 1970 yılının projeksiyonları ise yıllık gelişme oranının yaklaşık
%3 olduğunu göstermektedir. Danışmanlık hizmetleri temel eğitimden yüksek eğitime
kadar genişletilmiştir. Danışmanların okul dışı istekleri artmıştır. Bu istekler
iş kurul vs. gibi şeylerdir. Bunların azaltılmış bir oranda devam ettiğinin göstergeleri
vardır. Açıkçası iyi eğitilmiş danışmanın iş rekabetinde avantajı vardır. Bu
ana farklı olarak sadece iş oturumun seçmesini değil, üstelik iş isteklerini
belirlemede ve teklif edilen hizmetleri tanımlamada da etkili olur.
Eğilim 2:Okul danışmanlığında profesörleşme yoğunlaşacaktır. Okul danışmanın
rolünü ve fonksiyonlarını yorumlamada profesyonel organizasyonlar gittikçe daha
etkili olacaktır. Gittikçe daha büyük bir orandaki okul danışmanı aktif bir biçimde
danışmanın işinin büyümesini etkisini ve yönetimini belirleyecek mesleki organizasyonlara
katılacaktır. Okul danışmanları arasındaki profesörleşme daha iyi eğitim programlarıyla
paralellik gösterir. Bu danışmanın arzu ettiği ve kendisi için hastalarıyla olan
ilişkisinin türünün arttığı ve kendisinin uygun çalışma ortamı olarak gördüğü
imajın gelişmesi kolaylaştırmaya devam edecektir.
Eğilim 3: Danışman eğitiminde ve danışmanlık uygulamasındaki sayışım sorumluluğu
etkiyi ortaya çıkarmaya devam edecektir.
Sayışım sorumluluğu üzerindeki son vurgular eğitim teşebbüsünün bütün yönünde
uygulanmaktadır. Bu danışmanların hazırlanmasını ve onlar çalıştırıldıktan sonra
sağladıkları hizmetleri de içermektedir. Şüphesiz ki nesnelerin daha büyük şekilde
belirlenmesindeki ilerlemeler daha açıkçası tanımlanmış fonksiyonlar ve geliştirilmiş
değerlenmesindeki ilerlemeler daha açıkçası tanımlanmış fonksiyonlar ve geliştirilmiş
değerlendirme profesörleri, hem mesleğe hem de kamu yararına fayda sağlayacaktır.
Danışman Eğitiminde ve Denetiminde Eğilimler
Eğilim 4: Danışman eğitim programlarındaki değişimler geçen 10 yıldakinden daha
yavaş bir oranda devam edecektir. 1950’li yılların danışman eğitimiyle 1970’li
yılların danışman eğitimi karşılaştırıldığında muazzam değişiklikler olmuştur.
Kalitedeki artış, disiplinden arası işin merkezi ve arttırılmış, gözetilmiş danışmanlık
tecrübeleri bu alanda mevcut olan iki alanla ilgili yoğunlaşmadan meydana gelmiştir.
İlgili disiplinler danışmanların hazırlanmasına, bir çok çalışmanın katkıda bulunan
disiplinler psikoloji ve sosyolijidir. Psikoloji birbiriyle çok yakından alakalı
ve çok yerde de iç içe girmiştir. Çok büyük bir olasılıkla arttırılmış yoğun
programlar bu alanlara geçmiştekinden daha fazla bilgi verecektir. Labaratuvar
çalışması ve canlı hastalarla direkt tecrübe son zamanlarda kaliteli hazırlık
programlarında daha etkili bir duruma sahiptir. Muhtemelen bunlar hem kendilerinin
eğitim periodu boyunca yayılması ve hemde sağlanan tecrübelerin türünün ayrılması
ve miktarın yoğunlaştırılması daha sonraki eğitim devrelerinde daha büyük bir
oranda vurgulanacaktır. Okul dışı temsilcilikler için danışman isteği artarken
deneyimli practicum ve internlik tecrübeleri ise daha geniş değişik oturumlarda
mevcut olacaktır. Büyük bir olasılıkla danışman eğitimi programları okul dışı
oturumların avantajlarıyla okulla ilgili tecrübelerin bütünleştirilmesini sağlayacaktır.
Esas odak noktası belirli bir oturumdaki çalışma için hazırlanmadan ziyade tecrübenin
değişikliği ve genişliği üzerinde olacaktır. Denetleyicilik uygulamaları geliştirilecek
ve mekanik aletlerin daha iyi kullanımı denetmenlik sürecini kolaylaştıracaktır.
Şimdiye kadar en dikkat çekici olan şey ses kayıtlarından daha üstün olan ve
çoğu zamanda direkt gözlemden daha az bozucu, yıkıcı avantaja sahip olan video-type
mülakat oturumlarıdır. Televizyonun kullanılmasında göz ardı edilemeyecek diğer
bir fayda ise denetmenlik aktivitelerini sağlamadaki esnekliktir. Bir çok yüksek
kalitedeki danışman eğitim programları öğrenci verilerine oldukça duyarlıdır
ve katkı yapmaya devam edecektir. Hiç şüphesiz ihtiyatı (dikkat) bu alanda bütün
değişikliklerin içeriği gibi çalışacaktır.
Eğilim 5: Danışmanlık alanına başladıktan sonra denetim ve eğitim devam edecektir.
Profesyonelliğe doğru ilerleme kadar geliştirilmiş ve yaygınlaştırılmış eğitimde
danışman hakimler arasında sürekli danışmayı ve iyileştirmeyi gerektirecektir.
Daha iyi kalifiye personelin gelmesi acemi danışmanların iş üzerindeki denetiminin
artmasıyla sonuçlanacaktır. Danışman çalıştıran okulların sayısı arttıkça onların
aktivitelerinin denetlenmesi ve koordine edilmesi kaçınılmaz olacaktır.
Bu aktivite sadece yönetimin rehberlik hizmetlerinde ileri gidecektir ve danışmanlık
practicumunda, internlik tecrübelerinde alınan denetime benzer olacaktır. Eğer
danışmanlar gerçek profesyonellerse hem formal eğitimle hem de ilaveten düzenlenen
hizmet içi eğitimle becerilerini sürekli olarak arttırmaya gayret ederler. Bu
textte kullanıldığı gibi hizmet için eğitim mesleki danışmanlık benzerlerinin
arttırılması ve diğer okul personelinin aldığı eğitim türünden ziyade kişisel
gelişmeyi gerektirir.
Danışmanın Rolü ve Fonksiyonundaki Eğilimler
Eğilim 6: Artan okul danışmanlığı yaşam boyu bir kariyer olacaktır. Danışmanlığı
yaşam boyu bir kariyer olmada çekici kılan bir çok faktör vardır. Ülke çapında
eğitim personelinin maaşları artmıştır ve sonuç olarak eğitim kurumları öncekinden
daha fazla güce sahip olmuşlardır. Yönetimin maaşlarıyla diğer basamaklardaki
personelin maaşı arasındaki çelişkinin azaltılmasıyla yöneticinin pozisyonlarının
cazibesi azalmıştır. Bundan başka yönetim danışmanlıktaki uzmanlaşmış hazırlık
programları mesleki çabanın alanlarının değişmesini hafifletecektir. Eğitim programları
arasındaki farkların paralelliği genişletilmiş eğitim tecrübesi üzerinde sürekli
artan bir vurgudur. Böylece bireyin bir alandaki esas seçimi ve uzmanlaşmış eğitime
olan aykırımı bu alana daha büyük bir eğilim ve çaba katacaktır. Ayrıca profesyonelleşmeye
doğru atılan çabaları muhtemelen danışmanın güçlü bir şekilde tanımlayabileceği
ortamı danışman artık statüyü emniyet altına almak için ve tanıması için çaba
gösterdiği mesleğin dışına çıkmayacaktır.
Eğilim 7:okul danışmanlığındaki uzmanlık yoğunlaşıp devam edecektir.
Kamunun danışmanlık hizmetlerini kavraması, danışman için kullanma ve beklentiler
artan bir şeklide pişkinlik kazanacaktır.
Belli insan sınıflarının bilgisi değişik problem türlerine en iyi yardımı sağlayabilir
bu da değişik servis alanlarındaki seçimi hızlandıracaktır. Birçok okulların
çalıştırdıkları birçok danışman öğrencilerin belli ihtiyaçlarında olduğu gibi
okulun personeliyle ilgili yeteneklerde, ilgilerde ve güçlerle ilgili olan çalışmalar
yapmaktadır.
Bu yüzden örnek olarak, en büyük güven mesleki eğitim ve yerleştirmede bir uzman
olan danışman üzerindedir.
Yukarıda tartışılan eğilimlerde olduğu gibi bu eğilime ilaveten danışmana belli
tür danışmanlık aktiviteleri için önceliklerini ve yeteneklerini kullanmasına
izin veren uzatılmış eğitim faktörü vurgulanmaktadır.
Eğitilen bireyler muhtemelen yaptıkları en iyi işin farkında olacaklardır ve
bundan hoşlanacaklardır. Örnek, diğer müşteriler mantıksal olarak müşterilerle
ve kişisel sosyal problemlerle çalışırken kendi güçlerini görürler. Eğitimsel
ve mesleki problemlerle uğraşan müşteriler gibi
Eğilim 8: Giderek artan bir şekilde, okul danışmanı, öğretmenlere yöneticilere,
anne-babalara ve diğerlerine bir müşavir olacaktır.
Danışmanın yetenekleri, öğretmenler, anne-babalar ve yöneticiler gibi öğrenciyle
günlük iletişimde bulunan kişilerle direkt çalışılarak, öğrenci nüfusuna endirekt
olarak hizmet etmede kullanılacaktır.
Literatürdeki en son adaklaşan nokta danışmanın müşavirlik rolünü çevresel değişikliğin
bir temsilcisi gibi görülmesidir.
Danışmanın en kadar müşavirlik yapması gerektiğini anlamanın temel noktası, danışmanlık
aktivitelerin ve tecrübelerini sağlayan danışmanın aldığı eğiimle ve kurumla
ilgilidir.
Görünen o ki, eğitime tecrübeler katılmadığı sürece, hazırlık çalışmaları pratiği
arttıracaktır, belli yetenekleri, bilgiyi ve kalıcılığı gerektiren danışmanlık
çabalarını mesleki danışmanının yapması zordur.
Geçen beş yıllık zaman dilimi içinde bir çok lise danışmanı anne babalarla ve
öğretmenlerle oldukça başarılı ilişkileri kaydetmişlerdir. Hiç şüphesiz, bu çalışmalar
öğrenciler için oldukça faydalı sonuçlar verdiği sürece, bu tür çalışmalar devam
edecek ve artacaktır.
Eğilim 9: Küçük grup danışmanlığı, okullarda daha fazla vurgular alacaktır. 15.
Bölümde avantajları belirtilen küçük grup danışmanlığı artan bir şekilde çekici
olacaktır.
Ayrıca, bir dizi hazırlık programları grup prosedürlerindeki eğitimle işbirliği
yapacaktır. Grup prosedürleri sık sık kullanıldığı zaman, bu prosedürlerin belli
müşteriler ve problem durumlarına uygunluğu ve verimliliği daha fazla öğrenilmiş
olacaktır.
Eğilim 10: Profesyonel olmayan veya desteklenmiş personel danışmanlık profesyonelleri
tarafından kullanılacaktır.
1964 yılında profesyonel olmayan kişiler için hazırlanan program (örnek=sebep
programı) bu tür personelin kullanımı ve özellikleri üzerinde çok fazla kargaşalık
yaratmıştır. Bir çoğu için, danışmanın rolü ve fonksiyonundan meydana gelen tehdit
hakkında çok az şey biliniyor.
İlk ifadeler belirsizdi, ve yanlış anlamalar meydana çıktı.
Desteklenmiş personelin profesyonel hazırlık ve standart komitesinin bir alt
komitesi tarafından formüle edilmiş bir ifadeye bu kargaşalık sebep olmuştur.
Kasım 1996 yılında APGA Yönetici konsili tarafından kabul edilmiştir. Bu ifade
desteklenmiş personelin mesleğini geliştirmeye rehberlik edecek hususları sağlar.
Destekleyici personel hem direkt hem de endirekt yardım etme ilişkilerine katılacaklardır
ve onların uygun kullanımı danışmanın işini kolaylaştıracak ve uzatacaktır ve
ayrıca danışmanın bütün gayretini daha etkili kılacaktır.
Eğilim 11: Kargaşa, ihtilaf ve profesyonel farklılıklar okul danışmanlığı alanını
karekterize etmeye devam edecektir.
Bazı konsensüs durumları var olduğu ve devam ettiği sürece, değişiklik ve ilerlemeden
meydana gelen, ihtilafsız, tartışmasız hiçbir hayati ziyade cesaret harici bir
durumu temsil eder.
Eğilim 12:Danışmanın işi kendi ofisinde meydana gelen hiçbir şeyle sınırlandırılamaz.
Ofisinde oturup hatalarını bekleyen birisini bekleyen birisi olarak danışman
kavramı yavaş yavaş yetişilmesi zor olan aktiviteleri için bir görevle karşılaşıyor.
Bu tür aktiviteler öğrencilerin sınıf dışı zamanlarında katıldıkları resmi olmayan
oturumlardaki mini kurslar gibi değişiklik gösterirler. Bir çok avantajlar geleneksel
rolün terk edilmesinden meydana gelir. Bu faydalardan birisi okul nüfusunun büyük
bir kısmı danışmanlarla ilişkiler kuracaklardır. Yani, danışmanın bütün hastaları
artık koleje yönelenleri ve disiplinsel davranışları bozmaya teşebbüs edenleri
içermeyecektir.
Diğer bir faydası ise danışman direkt olarak hastalarının yaşadığı ve mücadele
ettiği gerçeklerle yüz yüze gelir. Danışman artık ikinci elden tanımlamalar duymayacaktır.
Veya gerçekte ne olup bittiğinden ziyade okulun yapmayı tasarladığı zan üzerine
dayalı bir dizi inanışlara karşı gelmek zorundadır. İlaveten diğer faydası ise
danışmanın ilişki alanları anne babaları, toplumdaki kişisel müşavirleri ve büyük
bir çapta okul personelini kapsayacak şekilde genişletilmektedir. Bütün aktivitenin
en kayda değer noktası danışmanın etkililiğini ve uygunluğunu arttırmaktadır.
Danışmanlık hizmetinin tabii doğası olarak. Hiç şüphe yok ki danışmanın zamanının
büyük bir kısmı özel olarak bireylerle çalışmaya harcanacaktır. Ve çok fazla
sözcükten sonra bu konuyu kapatmamız gerekiyor. Danışmanlar gerçekten insanın
başarısı için sağladığı yardım edici ilişkilerden dolayı her zaman ihtiyaç duyulacaktır.
Danışmanların taahhüdünden dolayı, bu meydan okuma danışmanların aktiviteleriyle
ilgili anlam ve maksat verir.