
A. Eğitimde Drama Sürecindeki Öğeler
Drama süreci birbirini tamamlayan çeşitli öğelerden
oluşan ve bu öğelerin aralarındaki ilişkileri belirleyen bir
bütündür. Drama sürecindeki öğeler şu şekilde sıralanabilir:
Çalışma mekanı (çevre, araç ve gereçler).
Oyun grubu (katılımcılar).
Çalışmanın kendisi (uygulama).
Drama lideri (öğretmen).
1. Çalışma Mekanı (Çevre, araç ve gereçler)
Drama etkinliklerini uygulamak için öncelikle uygun
bir çevre olmalıdır. Çevre ya da alan çok büyük olmak zorunda
değildir. Ancak çocuklara yeterli bir alan sağlanması önemlidir.
Özellikle rahatlama ve konsantrasyon çalışmaları sırasında çocukların
birbirlerine dokunmayacakları kadar geniş bir alanın olması gerekir.
Ayrıca ayakkabısız çalışmaların yapılacağı, gürültüsüz, güvenilir,
sıcaklığı ve aydınlatma koşulları uygun, rahat bir ortam olmalıdır.
Drama uygulanan çevre, çocuğa her ayrıntıyı hazır sunmalıdır. Bu nedenle drama
yapılan yerde, çocuğun zihinde canlandırmasına olanak verecek gerçek veya gerçeğe
benzeyen nesnelerin bulunması ve önceden yerleştirilmeleri gerekir.
Drama sürecinde kullanılan araç, gereç ya da materyallerin diğer eğitim ortamlarına
göre farklı bir özelliği vardır. Bu özellik araç, gereç ya da materyalin aslında
farklı amaçlar için kullanılması, biçiminin değiştirilmesi ya da birkaç nesnenin
birarada farklı işlevler üstlenmesi biçiminde açıklanabilir. Ancak önemli olan
aracın katılımcının eline ve kullanıma sunulmasıdır. Araç, gereçler drama çalışmalarında
güdülemede kullanıldığı için çocuğun duyularına hitap etmeli ve devamlılığı
sağlamak için yapılandırılmalıdır.
Dramada en sık kullanılan araç teyp, ses bantları ya da müzik ileten diğer
araçlardır. Teybin yanı sıra resim, fotoğraf, poster, yazı, gösterim tahtası
gibi görsel araçlar, karton, resim kağıdı, kukla, renkli boya kalemleri, oyuncak,
süs eşyası, kutu, vazo, eski giysiler, ayakkabı gibi bozuk gerçek eşyalar,
ev eşyaları, kitap, dergi, gazete, afiş, broşür, gazete ve dergilerden kesilmiş
haber, yazı, duyuru, fotoğraf gibi basılı materyaller, slayt ya da tepegöz,
projektör gibi aygıtlar önemli araç gereçlerdir. Ayrıca dramada öncelikli temel
amaç katılımcı olduğundan, dokunma, koku ve tad alma duyuları da çalışmalarda
uyarıcı araç olarak kullanılabilir.
Drama uygulamasında kullanılacak araç-gereçlerin çocukların (katılımcıların)
ekonomik durumuna uygun, kolay bulunabilen, fiziksel olarak zarar vermeyen,
birçok amaç için kullanılabilen, hareket özgürlüğünü kısıtlamayan, her an ulaşılabilen
nitelik taşımasına dikkat edilmelidir. Araç gereçler cinsiyet farkı gözetmeksizin
kullanılabilmeli ve çocuklarla birlikte oluşturulan araç sepeti, sandığı ya
da kutusunda saklanmalıdır.
2. Oyun Grubu (Katılımcılar)
Drama grup ile yapılan bir çalışma olup, drama grubu
bireylerden oluşur. Bireylerin herbiri farklı deneyim ve özelliklere
sahiptir. Bu yüzden drama programında dikkate alınması gereken
noktalardan biri de katılımcılardır. Gruptaki katılımcıların
yaşları, gelişim seviyeleri, cinsiyetleri, ilgi ve ihtiyaçları
dramanın nasıl yönlendirileceğini ve çalışmanın zamanını etkiler.
Araştırmacılar, çocukların okulöncesi dönemden başlayarak drama etkinliklerine
katılmaya hazır olduklarını ortaya koyan çalışmalar yapmışlardır. Sembolik
oyunun iki yaşında başladığını belirten çalışmalar, dramada önemli olanın mükemmel
sonuç olmadığını vurgulayarak, her yaştaki çocuğun yapabildiği kadarıyla drama
etkinliğine katılmasını uygun görmektedir. Hangi etkinliğin, hangi yaşta uygun
olduğunun kesin olarak belirlenmesinin güç olması, bu konuda ölçüt olarak çocukların
gelişimsel düzeylerinin dikkate alınmasını gerektirir. Çocukların gerek oyuncu,
gerekse izleyici konumundayken, konuya ilişkin önceki deneyimlerini hatırlayabilecekleri
ve yansıtabilecekleri bir ortam içerisinde olmaları gerekir. Bu ortamda eleştiriler
yapabilmeleri, sosyal, duygusal ve bilişsel yönden bireysel farklılıklarının
farkına varabilmeleri, duyuya yönelik durumları yorumlayabilmeleri, dramanın
alt tekniklerini kullanabilmeleri duyusal ve heyecan verici durumları keşfedebilmeleri
sağlanır. Ayrıca çocukların yaratıcı hayal gücü ile ilgili olarak nesne, çevre
ve kavramlara tepki gösterebilmeleri, soyut kavramları ifade edebilir hale
dönüştürebilmeleri, düşüncelerini, hislerini hareketle ifade edebilmeleri,
bireysel gözlem ve sosyal etkileşimlerinde dili kullanabilmeleri, kendini ve
farklı karakterleri vurgulamada seslerini kullanabilmeleri gerekir. Tüm bunların
yan sıra sorumluluk sahibi olduklarını gösterebilme, sosyal disiplin gösterme,
kendinin farkında olma, kendini keşfetme, benzer ve farklı yönlerini keşfetme,
grup ortamında bireylerle etkileşim kurma, problem çözme, doğaçlama, rolleri
üstlenme, oyun kurma ve yazmaya yönelik gelişimsel yeterlilikte olmaları gerektiği
de dikkate alınmalıdır. Görüldüğü gibi drama etkinliğinde gruba katılanların
kronolojik yaşı değil, herhangi bir etkinliğe dikkatini yoğunlaştırması, ilgi
göstermesi ve gerekli hareketleri yapabilmesi için isteklilik ve gelişim seviyesi
önemlidir.
Drama grubunda birlikte yaşama, üretme ve paylaşma süreci yaşandığından tüm
paylaşımlardan haz alınması için gönüllülük esası da dikkate alınmalıdır. İyi
bir işbirliği ve iyi bir grup ortamı yaratmak için zamana karşı yarışılmamalı
ve acele edilmemelidir. Bunun için dramaya ayrılan süre, aşağı yukarı ne kadar
zaman aldığı, denemeler yolu ile belirlenmelidir. İlk kez drama yapılan grupta,
çalışmalara basitten başlanmalı ve karmaşık çalışmalara doğru gidilmelidir.
Sağlıklı sonuçlar alabilmek için grubun sayısı önceden belirlenmelidir. Yaş
ve gelişim düzeyiyle birlikte grubun özellikleri dikkate alınarak gruptaki
çocuk sayısına karar verilmelidir. Sayı bu niteliklere göre değişmekle birlikte,
10-12 kişilik grupların ideal olduğu unutulmamalıdır.
Grubun belirlenmesinden sonra seçilecek etkinliklerde çocukların görüşleri
dikkate alınmalıdır. Çocuklar kendi seçtikleri etkinliklere daha iyi konsantre
olur ve kendi seçtikleri etkinliklerden daha fazla zevk alırlar. Bunun yanısıra,
göz-önünde bulundurulması gereken noktalardan biri de, herhangi bir rolü oynarken
başarısız olma risk ve gerginliğini çocuğa yaşatmamaktır. Bu açıdan gerekli
önlemler alınmalıdır.
3. Çalışmanın Kendisi (Uygulama)
Her drama etkinliğinin belirli bir yapısı ve düzeyi
vardır. Doğaçlama türü de dahil olmak üzere dramada belirlenen
etkinliğin bir başlama noktası, geçtiği bir yer ve oynanacak
roller bulunur. Başlangıç için bu yolları gösteren bir plan yapılması
gerekir. Hazırlanan planda bazı noktalar gözönüne alınmalıdır.
Gözönüne alınması gereken noktalar şu şekilde sıralanabilir:
Tema seçimi:
Çocukların ne öğrenmesi isteniyor? Örneğin; İşbirliği, para.
Çevre düzenlemesi:
Öğrenme en iyi hangi ortamda gerçekleşebilir.
Örneğin; Müze, süpermarket.
Çocukların rol seçimi:
Çocuklar kim olacak? Çocuklar deneyim kazandıkça değişik roller seçebilirler.
Örneğin; Yolcu, müşteri.
Öğretmenin rol seçimi:
Kim olacağım? Öğretmen olarak kalıp, dramayı dışarıdan mı yönlendireceğim,
yoksa drama içinde yer alacak mıyım?
Çerçevenin belirlenmesi:
Bu dramadaki rollerin hangi bakış açısından ele alınacağını belirler ve konsantrasyonu
arttırır.
Örneğin; Makasını kaybetmiş terziler.
Odak noktası seçimi:
Drama hakkında çözülecek problem nedir?
Eylem seçimi:
Çocuklar ne yapacaklar?
Örneğin; Malları raflara yerleştirecekler.
Püf noktasının belirlenmesi:
Başlangıçta çocuğun konuya dikkatini çekebilmek için ne kullanılacağı belirlenir.
Bu işi öğretmen yapabileceği gibi, herhangi bir mektup, herhangi bir kumaş
parçası, herhangi bir resim yapabilir.
Örneğin; Öğretmenin Noel baba kıyafetiyle sınıfa gelmesi.
Her drama etkinliğinden sonra etkinlik hakkında konuşulmalıdır. Ayrıca tüm
drama etkinliklerinde ödül ve ceza yoluna başvurulmamak, sözel ödülün aralıklı
pekiştireç olarak verilmesine özen gösterilmelidir. Drama çalışmalarının asla
bir oyuncu eğitimi olmadığı, dolayısıyla çalışmaların seyircilere oynanan bir
temsil olarak hazırlanmaması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
Drama programında dikkate alınacak noktalar dramanın hedeflerini gerçekleştirirken,
başarılı bir uygulamanın gerçekleşmesine neden olacaktır.
4. Drama Lideri (Öğretmen)
Drama etkinliklerinden beklenen yönde yarar sağlanabilmesi, önemli oranda öğretmenin
yaklaşımına, davranışlarına bağlıdır. Öğretmen yönetici, yönlendirici ya
da en çok kullanılan haliyle drama lideri, drama çalışmalarında katılımcılara
rehberlik eden kişidir. Drama lideri drama sürecinin temellerinden ve önemli
öğelerinden biridir. Çünkü grup içinde bireylerin bir yaşantıyı ya da bir
olayı kendi deneyimlerini de işin içine katarak, oynayarak canlandırması
ve anlamlandırması liderin hedefleri ve yöntemleri ile belirlenir. Drama
sürecinde ilk komutu veren, sunan, değerlendiren ve yeniden uygulayan kişi
drama lideridir. Drama çalışmalarını planlayan, uygulayan değerlendiren kişi
olan liderin, eğitimde drama açısından karakteristik olan özelliği animatör
bir kişiliğe sahip olmasıdır. Çocuğun oyun oynama yetisini koruyup geliştirecek
olan bu kişinin, pedagojik formasyonu olan bir kişi olması, aynı zamanda
ısınma çalışmalarını, oynama, doğaçlama ve oluşumları gösteriye hazırlamayı,
danışma - görüşme ve bilgi edinmeyi, oyun grubunun alıştırmalarını yürütmeyi
ve en sonunda bu tür çalışmaları grupla birlikte geliştirmeyi öğrenmiş olması
gereklidir. Bütün bunların gerçekleştirilebilmesi için de liderin nitelikli
bir eğitim donanımına sahip olması gerekir. Ayrıca çocuklarla çalışan bir
kimsenin çocuk gelişimi ve eğitimi konusunda bilgi sahibi olması da gerekir.
Bununla birlikte gelişim ve dramada eylem ve hareket önemli olduğundan, etkinliklerde
doğru ya da yanlışın sözkonusu olmaması nedeniyle liderin sağlıklı ve tutarlı
bir kişiliğe sahip olması beklenir. Görüldüğü gibi, her yaş için yürütülecek
olan drama etkinliklerinde drama liderinin mesleki formasyonu; eğitim, psikoloji,
gelişim psikolojisi, tiyatro, müzik, plastik sanatlar, oyun ve tiyatro pedagojisi
gibi alanları kapsamalıdır. Drama lideri disiplinler arası bir ilişkide kendini
yetiştirmeli, yaratıcı nitelikler taşıyan, değişmeye açık bir kişiliğe sahip
olmalıdır.
Drama liderinin bir öğretmen olarak da öğretmen dayanışlarını sergilemesi,
ayrıca diğer belirli kişilik özelliklerini taşıması gereklidir. Buna göre drama
öğretmeni iletişime açık, istekli ve hazır olmalıdır. Lider, anında durumlara
çözüm getirici yaklaşımlar bulabilen, gerektiğinde hemen karar verebilen, yetersiz
kaldığında hangi bilgi kaynaklarına ulaşması gerektiğini bilen, kendini ve
başkalarını tanıyan, uygulamada aktif olan bir kişidir. Aynı zamanda lider
iyi bir dost, iyi bir sırdaş iyi bir arkadaş olmalıdır. Sabırlı, tutarlı, hoşgörülü,
güler yüzlü, anlayışlı olmalı grubun güvenini kazanmalı ve drama eliğine sahip
olmalıdır. Drama etiğine (ahlakı) sahip olabilmek için liderde bulunması gereken
nitelikler şu şekilde sıralanabilir:
Öğretmenin kendi değerleri olmalı,
Atölyede yaşananlar orada kalmalı,
Lider demokratik, insana saygılı olmalı ve insana değer vermeli,
Sürekli araştırmak ve kendini geliştirmekle sorumlu olmalı,
İyi bir dinleyici olmalı,
Grubun durdurma, değiştirme, yönlendirme hakkına saygı göstermeli,
Sempatik ve doğal olmalı,
Dramaya katılanlarda bir etik oluşturmaya çalışmalı,
Grubu olumlu yönde geliştirmeye, birleştirmeye çalışmalı,
Lider kendisinin de gelişip öğrendiğinin farkında olmalı,
Dramanın sınırlarını bilmeli,
İşbirliği içinde olmalı, dürüst bir şekilde hareket edebilmeli,
Dramaya katılanların kendi yorumlarını, yargılarım, değer ve bakış açılarını
oluşturmalarına fırsat tanımalıdır.
Drama lideri, öğretmen davranışlarının sergilemesi açısından öncelikle etkinlikler
sırasında iyi bir gözlemci olmalıdır. Sınıfta ne olup bittiğini bilimsel bir
yaklaşımla analiz etmeli, görsel olarak yakaladığı noktaları yüksek sesli tahminlerle
çocuklara açıklamalıdır. Öğretmen gözlemi etkinlikler dışında değil de kendiside
etkinliklere katılarak yapmayı tercih etmelidir. Sınıfta olumlu bir hava kurmalıdır.
Her çocuğun hislerinin ve duygularının önemli olduğunu kabul etmelidir. Psikolojik
yönden serbest bir ortam yaratmalıdır. Çocukların fikirlerini ve davranışlarını
kabul etmelidir. Çocukların daha çok yaşantı geçirmelerine izin vermelidir.
Yaşantı ortamını, aktif öğrenme ortamı olarak düzenlemeli ve bu süreçte çocuğun
ilgi istek ve yeteneklerini gözönünde bulundurmalıdır. Çocuğun kendi içindeki
gelişimini esas almalıdır. Çocuğa öğrenmenin yollarını göstererek öğrenme eğitimi
vermelidir.
Bütün bu sayılanlar öğretmenin mesleki donanımı ile ilgilidir. Onun sahip olduğu
meslek bilgisi, yapacağı çalışmaları ne şekilde planlayacağı, gerçekleştireceği
ve değerlendireceğini etkiler. Mesleki bilgisini uygulayabilmesinde faydalı
durum ortaya çıktığında önceki planını bırakma yeteneği ve istekliliğine, esnekliğine
sahip olma etkinliğin başarıya ulaşması açısından büyük önem taşır. Dinlemenin
karşılıklı bir süreç olduğu unutulmamalıdır. Dinleme yeteneği ve nitelikli
uyarıcı sorular sorma yeteneği hedeflere ulaşma açısından gereklidir. Ancak
öğretmenlik mesleki bilgisine ilave olarak eğitimde dramayı kullanmayı planlayan
bir öğretmen, öncelikle dramanın değerine inanmalı ve kendine "Dramanın,
eğitimdeki önemine inanıyor muyum?" sorusunu sormalıdır. Dramayı uygulamaya
kesin karar verdikten sonra etkinliği organize edebilmesi ve kontrol altında
tutabilmesi için etkinlik sırasında neler yapacağını net bir şekilde kestiremese
de, organizasyon için şu sorulan cevaplandırması gerekir:
Gruplar nasıl bölünecek?
Dramaya nasıl bir giriş yapılacak?
Drama için malzeme ve kostüm gerekli mi?
Yansıtma çalışmaları (Örneğin; hissettiklerini resimleme gibi) gerekli olacaksa,
uygun kaydetme malzemeleri (kalemler, boyalar, kağıt gibi) kolayca temin dilebilir
mi?
Sınıfın alanı nasıl kullanılacak?
Başka ne gibi kaynaklar gerekir?
Lider grupla çalışmaya başlamadan önce, bu sorular doğrultusunda hedeflerini,
içeriğini, yöntemlerini, değerlendirmesini planlamış, kullanacağı malzemeyi
sağlamış, çalışma ortamını da çalışma yapabilecek hale getirmiş olmalıdır.
Grup dinamiğine giden yolda katılımcıların tanışma ve kaynaşmalarını sağlayacak
iletişim, uyum, gözlem, etkileşim çalışmalarını uygularken haz alma ve eğlence
boyutunu gözardı etmemek gerekir. Dramada liderin amaçları şu şekilde sıralanabilir:
Grubun etkileşim sürecine katılmasını sağlamalıdır.
Çocuğun dramada grup bilincine ulaşması, değer ve fikirlerine yanıt verip,
geliştirmesi, bir rolü benimseyip oynayabilmesi, rolü ve çeşitli durumları
söz ve devinimlerle inceleyebilmesi için deneme olanağı sağlamalıdır.
Çocuğun gelecekte kendi duygu ve düşüncelerini seçip, bunları drama ile şekillendirip
sunması ve yaşam deneyimini artırması için cesaret vermelidir.
Lider, çocukların sözlü ve yazılı dil kullanım alanlarını genişletmeli, etkili
bir dil kullanımına ve gelişimine ilgi göstermelidir.
Lider, çalışmalarda çocukların hoşnutluklarını ve eleştirilerini geliştirmede,
kendilerinin ve başkalarının değerini saptamada etkili ve yardımcı olmalıdır.
Lider bu amaçlarını gerçekleştirirken etkinlik sırasında göz önünde bulundurması
gereken bazı önemli noktalara dikkat etmelidir. Bunlar şu şekilde sıralanabilir:
Öğrencinin yaşantısına uygun olarak oluşturulan drama ortamında, çeşitli araç-gereçlerin
yapılıp kullanılmasında öğrencileri bağımsız bırakmalı, ancak onlara katılarak
eksiklikleri gidermeye çalışmalıdır. Bazı etkinliklerde kullanılması gereken
araç-gereç ve malzemeyi çocuğun ulaşabileceği bir yerde bulundurmalı, araç
gereçlerle çocuğa deney ve keşif olanağı sağlamalıdır.
Eleştirici olmalı, ancak kısıtlayıcı olmamalıdır. Çocukların yapabileceklerini
onların yerine yapmamalı, öğrencilerin başarı duygusunu tatmalarına olanak
sağlamalıdır. Çocukların tüm yeteneklerini kullanmalarına zemin hazırlamalı,
liderlik duygularını ortaya çıkarılması için rehberlik etmelidir.
Çocuk hata yapmaktan korkuyorsa, çocuğun hatasını ve kendisini kabul ettirmeye
yönelik çalışmalar yapmalıdır.
Çocukların duygularını ifade etmesinde öğretmenin davranışları ve tutumu önemlidir.
Çocukların duygularını ifade etmesinde öğretmenin iki davranışı etkili olur.
Bunlardan birincisi öğretmen kendi duygularını çocuklarla paylaşarak, gocuklara
model olmalı, ikincisi ise çocuğun duygularını bastırmak yerine kabul edici
tutum göstermelidir. Böylece çocuğun kendine güven kazanması sağlanabilir.
Dramatik oyunlar sırasında deneyim arttıkça ortaya çıkan dialog kargaşası ve
gürültüden öğretmen endişelenmemelidir. Gürültü öğrenme, paylaşma, yaratıcılık,
gelişme ve heyecan unsurlarını içeren bir esastır. Problem çözmeye yönelik
olduğu sürece kaygılanmaya gerek yoktur.
Öğretmen gerek etkinliğin başlangıcında, gerekse etkinlik sırasında ve sonunda
çocuklarla iletişim kurmaya, onların anlayabilecekleri sözcükleri kullanmaya
deneyimlerini paylaşmaya özen göstermelidir.
Etkinliğe katılım isteğe bağlı olmalı, çocuk asla zorlanmamalıdır. Ancak kailim,
sözcük kullanımı ve davranışlarla davet edici, özendirici bir tavırla gerçek-eştirilmelidir.
Etkinliğe davet ederken etkinliğin oyun değil, drama olarak adlandırılmasına
özen göstermelidir. Böyle bir açıklama, etkinliği çocuğun kendine özgü bir
çalışma olarak algılamasına neden olacaktır.
Öğretmen çalışma konusunu önerebileceğini, neyin canlandırılacağını söyleyebileceğini,
ancak nasıl yapılacağını tarif etmemesi gerektiğini unutmamalıdır.
Öğretmen dramada müdahale edeceği yerleri iyi bilmelidir. Bu durumlar şu şekilde
sıralanabilir:
Etkinliğine başlamayı bildirme,
Dramayı başlatma,
Sahneyi tanıtma, rolleri dağıtma, uygun malzemeyi yerleştirme,
Çocukların dağılıp pasifleştiğini hissettiğinde toparlayıcı ve harekete geçirici
sözel yönergeler verme,
Etkinlik sırasında etkinliğin oyun tarzındaki sürecini durdurup, gruba ya da
belli çocuklara soru sorma,
Etkinliği sona erdirme,
Etkinlik sonrası soru sorma ve tartışmayı başlatma,
Drama etkinliklerinden çıkarılacak (varsa) ders ve yargıları özetleme,
Etkinlik sonrasında yapılacak çalışmalara çocukları yönlendirme,
Çocuklara yaptıkları resim ve benzeri çalışmalarla ilgili soru sormadır.
Öğretmenin tüm bu müdahale aşamalarında yönerge verirken ses tonuna, kısa ve
net açıklamalar yapmaya özen göstermesi gerekir. Öğretmen sözel anlatımı güçlendirecek
biçimde tüm bedenini ve uygun yüz ifadesini kullanabilmelidir.
Etkinlikler ve oturumlar arasında bir geçiş ve devamlılık yaratmaya özen göstermelidir.
Öğretmen, dramada müdahale ettiği durumlardan biri olan tartışma ve değerlendirme
aşamalarında katılımcıları teşvik etmelidir. Tartışmada açık uçlu soruların
olması gerektiği ve soruların tek bir doğru cevabı olmayacağını göz önüne alarak,
eleştirilerin kişiye değil role yapılması gerektiğini unutmamalıdır.
Son olarak öğretmen, drama etkinliklerinin asıl amacının çocukların diğer insanları
anlaması, kendilerini onların yerine koyması olduğunu göz önünde bulundurarak,
çocuklardan iyi bir oyuncu olmasını beklememelidir.
Dünyada yaşayan bütün çocukların birbirlerini daha iyi anlama ve değerlendirmeleri
için başarılı bir drama liderine ihtiyacı bulunmaktadır.
B. Eğitimde Dramanın Uygulama Basamakları
Dramada birbirinden biçim olarak farklılaşan ve her çalışmada
bütün olarak
alan üç aşama vardır. Bunlar;
Isınma ve rahatlama çalışmaları.
Oynama.
Rahatlama ve değerlendirme çalışmalarıdır.
1. Isınma ve Rahatlama Çalışmaları
Bir drama atölyesinde ilk olarak yer verilen çalışmalardır.. Bu çalışmalarda
grubu oluşturan bireylerin birbirleriyle bütünleşmesine yönelik alıştırmalara
yer alır. Katılımcılar, birbirleriyle tanışır ve etkileşim kurarlar. Yaşayacakları
yaşantılar için hazırlıklı ve istekli hale getirilirler. Tanışma ile başlayan
güven ısınmaya, uyum sağlamaya, beş duyuyu kullanmaya, gözlem yetisini geliştir-e
ve bedenini ve beynini duyumsamaya yönelik çalışmalar bu aşamada yer sınma
çalışmaları müzik ya da ritm eşliğinde yürüme, koşma, zıplama, çek-itme, hayvan
yürüyüşleri, çeşitli zemin ve zamanlarda yürüme, gösterilen kete uygun ritm
tutma gibi çalışmalardır.
Isınma çalışmalarında bireyin kentle ilgili bilişsel, duyuşsal ve devinimsel
özellikleri incelemesi ve bu incele-onucunda karşısındaki bireyi de bu açıdan
görmesi sözkonusudur. Bu ısın-şamasının kuralları kesin olarak belirlenmiştir
ve sadece lider tarafından yürütülmelidir. Güven kazanma, uyum sağlama, beş
duyuyu kullanma, gözlem ye-geliştirme, bedenini ve beynini duyumsama genel
olarak kaynaştırma ve konsantrasyon çalışmaları ile mümkün olmaktadır.
a. Kaynaştırma Çalıştırmaları
Bu aşamada tüm grubun birbiri ile kaynaşması hedeflenir. Kaynaştırma çalıştı
grubun rahatlaması ve çalışmanın sağlıklı başlayıp, devam etmesi açısından
son derece önemlidir. Kaynaştırma çalışmalarına isim öğrenme ve tanışma ile
başlamak en uygun çalışma şeklidir.
ÖRNEK l :
Katılımcılar, müzik eşliğinde iç içe iki daire halinde zıt yönde yürürler.
Öğretmen (lider) müziği durdurduğunda her iki dairedeki katılımcılar dururlar
ve bulundukları yönden arkadaşlarına dönerek birbirlerine isimlerini söylerler.
Daha sonra hem ismini söyler, hem el sıkışırlar, daha sonra birbirlerine "nasılsınız?" diye
sorarlar.
ÖRNEK 2:
İsim Zinciri
Katılımcılar yan yana ya da daire biçiminde oturur. Biri adını söyler. Onun
solunda oturan, ilk başlayanın adını ve kendi adını söyler. Onunda solunda
oturan ilk ikisinin adlarını ve kendi adını söyler. Böylece en sondaki çocuk,
kendisinden önce gelen tüm çocukların isimlerini ve kendi ismini söylemeye
çalışır.
b. Konsantrasyon Çalışmaları
Kaynaştırma çalışmalarının sonunda katılımcıların artık birbirleriyle daha
iyi iletişim kurabilmeleri beklenir. Konsantrasyon çalışmalarının amacı ise,
grubun dikkatini bir noktaya toplamak ve drama etkinliğine yönlendirmektir.
ÖRNEK
Üçgen Oyunu
Tüm grup üçe ayrılır. Üçgenin tepesinde olanlar grup başkanı olarak seçilirler.
Üçgenin diğer üyeleri en baştakinin yaptığı izleyerek, tekrar ederler. Burada
önemli olan grup başkanını gözlerken ona dosdoğru bakmak değil, tam karşıya
bakarken görüş alanına dikkat ederek yapılmasına özen göstermektir. Başın hep
aynı yöne bakması önemlidir.2.
2. Oynama (Esas Çalışma)
Belirlenmiş kurallar içinde özgürce oyun oynama ve
bu oyunları geliştirme çalışmalarından oluşur. Oyun, kişiliğin
gelişimi sürecinde diğer insanlarla pay-aşarak, onları taklit
ederek gerçekleştirilir. Sözü edilen oyunlar bu temel görüşen
yola çıkarak uygulama içinde yerini alır. Yaratıcılık ve imgeleme
(hayal) bo-'utları oyunlarla işin içine girer. Bu aşamada liderin
(öğetmenin) dikkat etmesi ;ereken nokta oyunlarda aşırılığa kaçmamak
ve katılımcıları gereğinden fazla 'ormamaktır.
Çalışma grubunun özelliklerine uygun olarak oyunlar seçilir. Oyun oluştur-na
için pandomim, rol oynama, doğaçlama, öykü oluşturma, dramatizasyon gi-ıi etkinliklerden
biri veya bir kaçı seçilerek uygulama yapılır. Bu oyunlar kimi aman sözcük
dağarcığını, duyuları ya da dikkati geliştiren oyunlar, kimi zamanla taklide
dayalı yarışma oyunları olabilir.
a) Pandomim
Pandomim fikirlerin sözcük olmadan ifade edilmesidir. Oyuncunun
sözcük-îr olmadan hareketlerle bir şeyi anlatması ya da oynaması şeklinde
tammlana-ilir.
Gelişimin ilk yıllarında pandomim sözcük kullanmadan mimikler, hareketler ullanılarak,
bazen de sesler ilave edilerek basit bir şekilde yapılır. Çocuklar yaratıcı
dramayı çocuklara tanıtmada ön çalışmalardan biri olan pandomimden çok oşlanırlar.
Böylece, belirlenmiş bir olayı, karakterlerin hareketlerini ve durum-ırını
ifade edebilirler. Anaokullarında bazı temel (koşma, yürüme, sekme gibi) hareketler
çocukları pandomime hazırlar. Bu çalışmalar müzik eşliğinde çocuk-ıra daha
hoş gelir. Çünkü koşan atların sesinin, zıplayan kurbağanın hareketi-in, yarışan
arabaların gürültüsünün çıkarılmasında müzik etkili olur.
Pandomim çalışmaları uygulanırken, çocukların gözlemlerinden ve yaşadık-ırı
tecrübelerden yararlanılmalı ve bu tecrübeler gözönünde bulundurulmalıdır.
Örneğin, deniz görmemiş bir çocuğa, sandala binme ve kürek çekme taklidi yap-tırılamıyacağı
gibi, hiç kar görmemiş bir çocuğa da karda yürüme ya da kardan adam yapma taklidi
yaptırılmamakdır. Örneğin, hayvanat bahçesine yapılan bir gezinin ardından,
çocuklardan hayvanat bahçesini ve buradaki hayvanları gözlerinde canlandırmaları
istenebilir. Daha sonra çeşitli hayvanların taklitleri yapılır. Çocuklar önce
bir fil gibi yürürler, sonrada filin hortumu ile birşeyler yemesini taklit
ederler. Daha sonra da arslanlarm kafesi önünde durup, arslanlar gibi kükrerler.
Çocuklar pandomim ortamında geçmiş yaşantılarını hatırlamak için dikkatlerini
yoğunlaştırırlar. Okudukları veya gördükleri bilgileri anımsamaya çalışırlar
ve zihinsel olarak bunları resimleyip, şekillendirirler. Bu beceriler hemen
hemen bütün öğrenme süreçleri içinde gereklidir. Pandomim etkinlikleri sırasında
yapılan çalışmalarla öğrenme süreçleri daha da kuvvetlenir.
b) Rol Oynama
Rol oynama, imgelemeyle (hayali olarak) ya da açıkça, bir başkasının
veya başkalarının işlevlerini yerine kabullenmedir. Özgün şekliyle G.H. Mead
tarafından kişinin ve toplumun felsefi çözümlemelerinde bir araç olarak kullanılan
rol oynama, günümüzde psiko-terapi, grup dinamiği ve eğitimde kullanılmaktadır.
Öğretim etkinliğini doğrudan somut olgulara dayamak ve öğrenme konusuyla ilgili
olayların kendilerini incelemek her zaman mümkün değildir. Böyle durumlarda
kullanılabilecek en aktif öğretim yöntemlerinden biri rol oynama yöntemidir.
Rol oynama yöntemi; bir düşünce, durum, problem veya olayın bir grubun tümü
tarafından ya da grup önünde gruptan seçilen belirli üyelerce dramatize edilmesine
dayanan bir öğretim yöntemidir. Rol oynama yönteminin esasını dramatizasyon
teşkil eder. Böyle bir durumda bir fikir, durum, sorun ya da olay grup önünde
dramatize edilir.
Değişik gruplardaki çocuklar için tavsiye edilen drama çalışmalarına bakıldığında,
dramatik oyunda olayların ve durumların canlandırıldığı görülür. Rol oy-lamada
ise oyundaki karakterlerin özellikleri ve hisleri canlandırılır. Doğaçlama
5e her iki yöntemin karışımıdır. Rol oynama etkinliklerine başlarken çocukların
'basmakalıp, yüzeysel karakterleri oynamalarından çok, farklı meslek grupların-an
ve bu meslek grupları içinde de görevleri farklı olan insanlardan oluşmuş >plum
tanımları ve bu kişilerin toplum içindeki rollerini kavramaları çok önemdir.
Rol oynamanın en kolay yolu toplumdaki farklı kişilerin mesleki görevlenin
oynandığı, mesleki pandomimle başlamaktır.
Rol oynama yöntemiyle sadece öğrenme konusu olan problem durumların azümü değil,
rol oynayanların tüm sosyal, kültürel, doğal davranışlarını anla-lalarını ve
insan ilişkilerindeki problemleri kavramaları da sağlanmış olur. Bu-anla birlikte
günlük yaşamın öğretim ortamında canlandırılması, çocukların îrdeki yaşamlarında
karşılaşacakları sorunların çözümünde etkili bir deneyim ; yaşama hazır olmayı
sağlar.
Bu yöntem sayesinde, örneğin, anne rolünü oynayan çocuk, annesinin davra-şlarını
anlayabilir. Şoför rolünü oynarken bir şoförün davranışlarını anlayabi-\ Konunun
canlandırılmasında oynayanların tüm vücut hareketleriyle aktif hale getirilmesi
gerekir. Bu aynı zamanda hareketi de beraberinde getirir.
Özellikle konuşmayı gerektiren rol oynama sırasında çocuk, ses yüksekliği,
aksiyon, telaffuz gibi konuşulan dilin unsurlarını ve konuşma sırasını bekleme,
nleme, başkasının sözünü kesmeme gibi iletişim unsurlarını doğrudan doğru-çalışmış
olur. Rol oynamanın önemli bir yararı da, o roldeki kişiyle empati rabilmek
için gerekli olan, kendini diğer kişinin yerine koyabilme becerisinin zanılmasıdır.
Rol oynamaya başlamanın en kolay yolu, oyunun lider (öğretmen) tarafından şlatılmasıdır.
Daha sonra çocuklarla bazı roller paylaşarak dialog yaratılabilir. >1 oynamaya
başlama ile ilgili örnekler aşağıda sunulmuştur:
Piaget rol oynamanın çocuğun eğitimindeki önemini vurgulamıştır. Piaget'e göre
kişisel yaşantılarda karar verme becerisinin gelişiminde, tarihsel ve sosyal
konuları anlamada rol oynama etkili bir öğretim tekniğidir. Piaget özellikle
küçük çocukların rol oynarken hem nesnel, hem de sosyal çevreyi canlandırarak
çok iyi deneyimler kazandığını ileri sürer.
ÖRNEK l :
Çocukların herbirine sinirli bir postacı, yorgun bir öğretmen, kızgın bir otobüs
şoförü gibi karakterler verilebilir. Uygulamalar sırasında birkaç karakter
biraraya gelerek bir olay yaratılabilir.
ÖRNEK 2:
Çocuklardan denizin altında neler olduğuna dair fikirler geliştirmeleri istenir.
Bu etkinlik için resimler, posterler gerekebilir. Bazı deniz hayvanları tanımlandıktan
sonra, çocuklardan sırayla istedikleri deniz hayvanım seçmeleri ve sonra da
kendilerine göre nasıl canlandıracaklarına karar vermeleri istenir. Daha sonra
ikili - üçlü gruplar oluşturularak bir oyun içinde rol oynamaları istenir.
c. Doğaçlama
İş alanı, terapi, eğitim ve bireysel gelişim gibi alanlarda geniş bir kullanıma
sahip olan doğaçlama genel olarak monotonluktan ve tek tip olmaktan kurtulup,
aniden gelişen olaylar karşısında yaratıcı olmak şeklinde tanımlanabilir. Yeni
tanışan iki insanın birlikteliğinde doğaçlama süreci çok iyi gözlenebilir.
Böyle bir durumda hiçkimse bir diğerinin daha sonra ne söyleyeceğini ve nasıl
söyleyeceğini bilemez. Samimi ve içten olmanın yolu yapay davranmamaktır. Bir
çocuğun tüm hareketleri, davranışları ve düş gücünü kullanarak oyun oynaması
da tipik bir doğaçlamadır. Çocukların yetişkin oluncaya kadar geçirdikleri
yaşam oyununda önceden belirlenmiş roller, görevler, mekanlar, olaylar, yani
bir senaryo yoktur. Bu sebeple yaşamda sürekli bir doğaçlama yapılır.
Beklenmedik bir olayla karşılaşıldığında ne yapılması veya nasıl yapılması
gerektiği konusunda, çoğunlukla pek uzun uzadıya düşünmeden, doğrudan olay
yaşanmaya başlar ve olayın bitiminde, nasıl yaşandığının değerlendirmesi yapılır.
İşte insanlar bunu doğaçlama olarak adlandırmadan yaşarlar. Gündelik yaşamlarındaki
bu doğaçlama onların son derece doğal davranışlardır. Doğaçlamanın birbirinden
kolayca ayırdedilebilir nitelikte, belirli evreleri yoktur. Doğaçlama süreci
yazarak ya da kaydederek değil, o anda zihinde canlananı oynayarak yaşanır.
Bu çalışmalar sırasında, önceden ayrıntılar saptanmadığı için, süreç özgün
bir şekilde gerçekleşir. Diğer bir deyişle doğaçlamaların ana kaynağı bireyin
kendi yaşantısıdır. Bu nedenle, katılımcıların kendilerini rahatça ortaya koyabildikleri,
bireysel olarak keyif alabildikleri bir aşamadır.
Doğaçlama çalışmalarında çocuklar yetişkinlere göre daha fazla zorlanırlar.
Çalışmada daha önceden canlandırılacak durum veya hikaye bilinse de, çocuklar
arasındaki konuşma kolayca gerçekleşmez. Bu yüzden de doğaçlamayı uygulamak
çocuklara rol oynamaktan daha zor gelir. Başlangıçta en basit hikayeler bile
karışık gelir. Bazen anlatılan hikayenin bir bölümü alınıp geliştirilebilir.
Ses efektleri, materyaller, kostümler de fikirlerin oluşmasında ve hayal gücünün
yarılmasında etkilidir. Ayrıca maskeler ve kostümler kullanılarak farklı karakterler
yaratılabilir.
Doğaçlama çalışmalarında diğer bütün aşamalarda olduğu gibi, katılımcı özellikleri
gözönünde tutularak, kimi zaman da saptanan bir hedefe doğru belli aşamalar
planlanarak yol alınır. Konunun ya da temanın seçilmesinde ölçüler, gurubun
daha önceden geçirdiği yaşantılar ve grubun ne amaçla bu çalışmaya katıldığına
bağlı olarak değişir. Ancak hangi ölçüt göz önünde tutulursa tutulsun, doğaçlamalar
hemen hemen her yaratıcı drama çalışmasının temelini oluşturur.
Doğaçlama oyun gelişiminde bir araç olarak yer alır. Amacı oynayan kişinin
deneyim kazanmasıdır. Doğaçlama yapan kişi çalışmasını nasıl planlaması gerektiğini,
yaratıcı olmayı ve olayları geliştirmeyi, durumlar yaratmayı öğrenir. Bağımsız
düşünebilme, karar alabilme, sorumluluk üstlenme, işbirliğine girebilme, sosyal
duyarlılık yaratma, sözel ve eylem olarak daha iyi anlatım kazandırmada yardımcı
olur. Doğaçlama yapmada başarısız olmak diye bir şey yoktur. Doğaçlama aksine
bireye tekrar tekrar deneme fırsatı verir. Doğaçlama yapan kişi hatalarından
yola çıkarak yeni şeyler öğrenir ve başka oyuncuları da gözlemleyerek doğruları
bulmaya çalışır. Doğaçlamanın insanları düşünme konusunda eğitme işlevi de
vardır. Edinilmiş düşünce alışkanlıklarının her zaman sonuca ulaşmada başarı
getiremeyeceğini göstererek, yeni düşünme yolları kazandırır. Böylece kişi
farklı durumlarda yeni yönelişler üretir.
Drama çalışmalarının bu aşamasında doğaçlamanın çeşitli türlerinden yararlanılabilir.
Bunların başlıca bilinenleri, kişilerin ve onların özgün kimliklerini konu
alan karakter doğaçlamaları, objelerin kullanılmasından ya da düşlenme-sinden
yararlanılarak geliştirilen doğaçlamalar, kendi bedenini ya da gruptakilerin
bedenini kullanarak bir nesne, eşya, yapı, organizma, araç oluşturma amacıyla
yapılan doğaçlamalar, sonu veya tam ortası verilen bir şiir, öykü, masal ya
da filmin sonunu tamamlama ya da bir kısmı gösterilen portre, resim ya da fotoğrafın
bütününü düşleme ile ilgili doğaçlamalar, bir kentin pazar yerini, okulunu
canlandırma gibi insanlar arası etkileşimin kolaylıkla gözlenebileceği ortamlara
yönelik olan, durumdan kaynaklanan doğaçlamalardır.
ÖRNEK 1:
Durumlardan kaynaklanan basit doğaçlamalar
Çocuklar yarım ay şeklinde sandalyelere otururlar. Lider (öğretmen) çocuklara "sizler
bir mahallede yaşayan, bir grup insansınız." diyerek, çocukların ilgisini
yapılacak olan doğaçlamaya çeker. Lider "bu mahallede çeşit çeşit lezzetli
dondurmalar satan bir dondurmacı var. Bu kişinin özelliği, dükkanına gelen
mahalle sakinlerinin özel hayatlarını ve günlük yaşantılarını detaylı bir şekilde
bilmesidir" diyerek, çocukları, mahallede yaşayan bir karakteri seçmeleri
ve bu karakterlerle ilgili olan özellikleri düşünmeleri konusunda yönlendirir.
Kendiside dondurmacı rolünü oynar. Sonra çocuklardan dondurmacı ile konuşmalarını,
diğer katılımcılara kim oldukları konusunda (öğretmen, tamirci, avukat, doktor,
satıcı vb.) ipuçları vermelerini ister. Daha sonra meslekler konusunda tartışılır.
ÖRNEK 2:
Lider içeriye Noel Baba kıyafetinde girer ve o günün yılbaşı olduğunu hatırlatarak, "Ben
Noel Baba'yım. Çocuklar evlerinde benden oyuncak bekliyorlar. Bana bu konuda
yardım edebilir misiniz?" diye çocuklara sorar. Daha sonra katılımcılara,
onları bir gezintiye çıkartmak istediğini ve bu gezinti ile çocuklara hangi
hediyeleri alabilecekleri konusunda bir karar verebileceklerini söyler. Daha
sonra lider ve çocuklar bir ulaşım aracı bulmak için düşünürler. Herkes kendi
istediği bir ulaşım aracıyla ülkeyi gezmeye başlar. Ülkedeki çocukların istedikleri
oyuncaklar belirlendikten sonra, çocuklar hangi oyuncak olacaklarına karar
verirler. Daha sonra lider, oyuncak olan çocukların ellerinden tutarak ülkedeki
diğer çocuklara dağıtır.
ÖRNEK 3:
Objelerle oluşturulan doğaçlamalar
Çocuklar daire şeklinde yere otururlar. Lider dairenin ortasına parlak ve süs-ü
bir hediye paketi koyar. Ve içinde ne olabileceğini düşünmeleri için çocukla-oa
süre tanır. Daha sonra çocukları gruplara ayırır ve birbirlerine bu hediyenin
lereden geldiğini, nasıl geldiğini anlatmalarını ister. Her grup hediye kutusu
lakkında bir hikaye yaratır ve anlatır.
ÖRNEK 4:
Bedeni kullanarak oluşturulan doğaçlamalar
Lider gruptaki katılımcılara kare, dikdörtgen, üçgen ve piramit olmaları konusunda
görevler verir. Katılımcılar hep birlikte bu şekilde kendilerini benzetmeye
çalışırlar.
d. Oluşumlar
Isınma ve rahatlama çalışmalarıyla başlayan, oyunlarla sürdürülen, doğaçlamalarla
geliştirilen drama çalışmalarında artık ulaşılması hedeflenen en son aşamaya
gelinmiştir. Bu aşama oluşumlardır. Oluşumlarla anlatılmak istenen sürecin
özellikle önceden hiç belirlenmemiş bir çıkış noktasından başlamasıdır. Bu
süreçte etkinliklerin nasıl gelişeceği ve nereye varılacağı önceden belirlenemez.
Dramanın bu son uygulama yöntemi katılımcıların yaratıcılıklarının en üst düzeyde
gözlenebildiği bir süreçtir. Yine bu aşamada yardımcı pek çok araç - gereç
ya da materyalin kullanılması ile farklı yaşantıların geçirilmesi sözkonusu
olabilir.
3. Rahatlama ve Değerlendirme Çalışmaları
Rahatlamada hem fiziksel, hem de zihinsel rahatlama söz konusudur.
Eklem yerlerinin rahat hareket ettirilmesi, kasların yumuşatılması ve çocukların
sakinleştirilmesi amacıyla etkinliklerin sonunda kullanılır. Rahatlamayı
kolaylaştırmak için ortamda sakin bir müzik ve sözel yönergeler kullanılır.
Burada amaç; çocuğu rahatlatmak ve olayın tamamlandığını hissettirmektir.
Drama çalışmasının aşamalarının her birinin ya da bir kaçının ardından tartışma
açılması, "ne yaşadınız?", "neler hissettiniz?", "nerede
güçlük çektiniz?" gibi soruların sorulması ve katılımcıların yanıtlaması
drama çalışmalarının önemli aşamalarındandır. Bu çalışmanın ardından başkalarının
davranış biçimleri, duyguları, düşünceleri, deneyimleri ile ilgili bilgi sahibi
olmak bireyin kendi yaşamına bilinçli bir şekilde göz atması açısından önemlidir.
Çalışmanın bu aşamasında diğer bir amaç da katılımcıları içinde bulundukları
ortamdan kurtararak gerçeğe döndürmektir. Böylece birey yaşadığı süreci daha
iyi gözlem ve analiz etme imkanı bulabilecekti
C. Eğitimde Dramada Yararlanılabilecek Kaynaklar
Eğitimde drama çalışmalarında, çocukların ilgisini çekerek,
onları teşvik edebilecek ve kendi eğlenceli oyunlarını doğaçlamalarına
yardımcı olabilecek masal, öykü, efsane, roman, şiir gibi çeşitli
kaynakları kullanmak mümkündür. Bunun yanında, günlük hayatta
karşılaşılan, güncel olaylar ve haberleri liderin (öğretmen)
drama çalışmalarında kullanabileceği diğer kaynaklardır. Bu bölümde
eğitimde drama çalışmalarında kullanılabilecek kaynaklar sırasıyla
örneklenerek açıklanacaktır.
1. Masallar
Genellikle olağanüstü kişilere, olaylara, serüvenlere yer verilen
ve ağızdan ağıza, kuşaktan kuşağa anlatılarak geçen hayal ürünü hikayelere
masal denir.Masallar çok eskiden beri, çocukların ilgisini çeken bir yazı
türü olup, gerek özgün, gerekse çeviri örnekleriyle edebiyatın içinde yerini
almaktadır.
Masalı diğer yazı türlerinden ayıran sadece olağan üstü olayların olması değil,
aynı zamanda olayın geçtiği yer ve zamanın da bilinmemesidir. Masallarda genellikle
yer ve zaman, "uzak ülkelerin birinde", "yıllar önce ve "Kaf
dağının ötesinde" şeklinde verilir. Masalda olay kahramanlarının değişmez,
belli özellikleri vardır. Prensler yakışıklı, prensesler güzel, üvey anneler
kötü, ejderhalar ve devler korkutucudur. Masal konulan genellikle padişah (kral),
şehzade (sultan, prens), fakir kız veya delikanlı gibi kahramanlar çerçevesinde
gelişir. Bazen de özellikleriyle gerçek insana benzemeyen kişiler de bir masal
kahramanı olarak karşımıza çıkabilir. Bütün bu açıklamalarda da görüldüğü gibi
olağanüstü özellikler masala özgüdür. Ancak küçük çocuklar bu olaylar hakkında
neden ve nasıl sorularını sormakta ve cevabını bulmakta zorlanmaktadırlar.
Çünkü somut işlemler dönemindeki çocuklar, tüm bu anlatılanları gerçek olarak
kabul etmektedir. Çocuklar ancak altı yaşından sonra bu soruların cevabının
masala özgü olduğunu düşünürler. Bu nedenle altı yaştan önce klasik masallar
yerine, masalımsı, özellikler taşıyan, ancak kahraman ve olaylarının çocuğun
somut düşünmesine uygun, hayal gücü sınırlarının dışına taşmayan masallar olmasında
fayda vardır.
Masallar, çocuğun hayal gücünü zenginleştiren, anadilini geliştiren, dinleme
alışkanlığı kazandıran ve öğrenmeye hazırlayan bir araç olduğu için drama ile
ilişki içindedir. Özellikle çocuklarla yapılan drama çalışmalarında doğaçlama
etkinliği için masallardan faydalanılabilir. Bir drama liderinin (öğretmenin)
masalı drama etkinliğinde nasıl kullanacağına dair, şöyle bir örnek verilebilir:
ÖRNEK
Derekuşu ve Çiçekler (Halk Masalı) :
Bir varmış, bir yokmuş. Bir yaz varmış ama ne yazmış. Sıcak mı sıcak. Güneş
çevreyi yakıyormuş. Günlerdir bir damla yağmur düşmemiş toprağa. Bütün çiçekler
boyunlarını bükmüşler. Susuzluktan ölmek üzereymişler.
Kenarda bir dere akıyormuş. Ama çiçekler derenin suyuna nasıl ulaşsınlar? Çiçekler
ağustos böceğine yalvarmışlar. "Bize dereden biraz su taşı, yoksa öleceğiz" demişler.
Ama böcek yerinden kıpırdamamış ve çiçeklere su taşımamış. Kelebeğe söylemişler.
O da güzel kanatlarını göstererek "suya yaklaşırsam kanatlarım bozulur" demiş.
Sonra uçup gitmiş. Çiçeklerin sesini bizim derekuşu duymuş ve onlara çok acımış.
Gagasıyla onlara dereden damla damla su taşımış. Böylece çiçekler ölmekten
kurtulmuşlar. Ama derekuşu son çiçeğe de su getirdikten sonra, yorgunluktan
çimenlerin üstüne düşmüş. Orada uyuya kalmış.
Derekuşu uyurken yağmur başlamış. Çiçekler çok sevinmişler. Suya kavuşmuşlar,
kurtulmuşlar ölmekten. Ama içlerinden biri, "şu derekuşu olmasaydı, yağmur
yağana kadar hepimiz çoktan solmuştuk. Bizi asıl o kurtardı" demiş.
Bütün çiçekler onu haklı bulmuşlar ve derekuşunu korumaya karar vermişler.
Çiçekler eğilerek yapraklarını uyuyan derekuşunun üzerine germişler. Böylece
derekuşu yağmurdan hiç ıslanmamış. Rahat rahat uyumuş. Ama masal bu ya, çiçeklerin
renkleri yağmurdan kuşun üstüne akmış. Derekuşunu renk renk boyamış. Uyandığında
öteki kuşlar "Renkli kuş, güzel kuş sen kimsin?" diye sormuşlar.
Çünkü onu tanıyamamışlar. Küçük derekuşu şaşırmış. Derenin kenarına uçup suya
bakmış. Suya bakınca ne görsün? Renkli renkli tüylerle bezenmiş, güzel bir
kuş olmuş. Tabi derekuşu buna çok sevinmiş."
Lider masalı çocuklara okuduktan sonra, çocukların masalı doğaçlama ile canlandırmalarını
isteyebilir. Fakat amaç masalı olduğu gibi oynamak değil, masalı bir çıkış
noktası olarak kabul edip, buna göre yeni çözümler oluşturabilmek olmalıdır.
Böyle bir masal için maske, makyaj ve kostüm kullanılması uygun olur.
Lider masalın başını okuduktan sonra, sırayla kahramanları seçer. Bunun için
de küçük bir oyun kullanabilir. Çünkü gruptaki herkesin derekuşu olma şansı
yoktur. Örneğin, adil bir oyun olması açısından sandalye kapmaca oynanabilir
ve bu oyunun sonucunda birinci olan kişi derekuşu rolü için seçilebilir. Grubun
diğer üyeleri de masal kahramanları rollerini üstlendikten sonra, masal konusu
doğaçlanır. Masaldaki sonuçtan farklı bir sonuca ulaşılabilir. Bütün masallar
bu ve bunun benzeri tekniklerle dramatize edilebilir.
Masalımsı Hikayeler (Fobi) : Çocuğun hayal edebileceği olağanüstü özelliklerle
süslenmiş, ancak çocuğun yaşantısında karşılaştığı olaylarla işlenmiş masalımsı
hikayeler çocuklar için oldukça ilgi çekicidir. Masalımsı hikayelerde, klasik
masallardaki olağanüstü kahramanlar, sihir, büyü gibi olağanüstü unsurlar mevcut
değildir. Canlı ya da cansız kahramanlar, yaşamdan alınan olaylar, hayal unsurları
ile süslenmiştir. Çocuğun bu hayal unsurlarını somutlaştırarak kullanması ve
düşünmesi mümkündür. Örneğin, hayvan kahramanlarının okula gitmesi, dişini
fırçalaması, uzayda arkadaş edinmesi, bulutların arkadaşlığı, çocuğun şemsiyesi
ile konuşması gibi olaylar onlara daha ilgi çekici gelmektedir.
Burada da yine masalımsı hikayelerin dramatik oyunda kullanılması sözkonusudur.
Kullanılacak masalın seslerle canlandırılması da bir drama tekniğidir.
ÖRNEK
Küçük Tren
Evvel zaman içinde bir küçük tren varmış, îki istasyon arasında gider gelirmiş.
(Çocukların dikkatini çekmek için tren kelimesi yüksek sesle söylenir ve çocukların
hep beraber trenin çalışma sesini çıkarmaları için beklenir). Küçük bir lokomotifi
olduğu için tek bir vagonu varmış ve yalnız posta taşırmış. Bir gün yükünü
almış. Yola koyulmuş, gidiyormuş. Önüne büyük bir tren çıkmış (çocukların daha
yüksek bir tren çalışma sesi çıkarmaları beklenir). Büyük tren bozulmuş ve
içindeki yolcular inmişler.
İstasyon şefi trendeki öğrencilerin okula yetişmesini istiyormuş. "Şu
küçük treni öne alalım, postayı boşaltalım, sonra öğrenciler binsin. Belki
onları taşıyabilir" demiş. Hemen küçük treni öne almışlar. Sonra peşine
iki vagon eklemişler. Küçük tren buna çok sevinmiş. Çocuklar vagonlara doluşmuşlar.
Tren düdüğünü çalmış. (Çocuklar ses çıkarır).
Küçük tren hareket etmiş. Başlamış çekmeye (çocuklarla birlikte önce yavaş
yavaş, sonra hızlanarak trenin çuf çuf sesini çıkarırlar). Çocuklar yol boyunca
sevinçle el çırpmışlar, şarkı söylemişler.
2. Hikayeler
Belirli bir zaman ve yerde bir veya birkaç kişinin
başından geçen, gerçeğe uygun bir olayı anlatan veya birtakım
kimselerin karakterlerini çizen ve çoğu kez birkaç sayfa tutan,
kısa yazılar "hikaye" olarak tanımlanır.
Okulöncesi dönemdeki çocuklar yaşamlarından alınmış olayların hareketli bir
anlatımla verildiği hikayeleri zevkle dinlerler. Hikayelerde gerçek olayların
ele alınması nedeniyle çocuğun bilgi kazanması ve toplumsal beklentilerin gerçekleştirilmesi
kolaylaşır. Yaşadığı toplumun kültürel yapısını öğrenmesine de hikayeler yardımcı
olur. Hikayeler de kullanılan farklı karakterler çocuğun ;örüş açısını genişletir,
deneyim kazandırır. Eğlendirici özelliklerin, mutlu olayların ele alınması
çocuğun hoş vakit geçirmesine, mutlu olmasına yardımcı olur. Çocuklar bunlardan
dolayı hikaye dinlemekten hoşlanırlar. Çocuklara anlatılan bir hikaye zaman
zaman dramatize ettirilebilir.
Dramatizasyon çalışmalarında öğretmen çocuklara yakın davranan ve sözlü anlatımın
gelişmesinde rehber olan kişidir. Öğretmen hikayenin yorumlanması sırasında,
çocukların oyuna kendilerinden bir şeyler katmaları için cesaretlendir. Bunun
için aynı hikaye birkaç kez dramatize edilse bile, birbirine benzemez e her
defasında yeni bir oyun gibi canlı ve tazedir.
Dramatizasyona uygun hikaye kitabı seçerken bazı noktalar göz önünde bulundurulmalıdır.
Çünkü hikaye seçimi dramatizasyonun başarıya ulaşmasındaki ilk basamaktır.
Seçilen hikayenin hem öğretmene, hem de çocuğa hitap etmesi, kolayca oynanabilecek
nitelikte, dilinin anlaşılır olması gerekmektedir. Hikaye seçimi dramatizasyonun
ilk adımıdır. Daha sonra hikaye dramatize edilir. Dramatizasyon olay ve durumların
oynanmasıdır. Hikaye ya okunur ya da liderin kendi kelimeleriyle anlatılır.
Hikaye anlatımında hangi metot kullanılırsa kullanılsın, üzerinde durulması
gereken nokta, çocuğun hikayedeki hareket ve karakterlerinin birbirleriyle
etkileşimini anlamasıdır.
Dramatizasyona başlarken "kimsenin daha önce duymadığı yeni bir hikaye
oluşturacağız" şeklinde bir açıklama yapmak etkinliğe başlamak için iyi
bir yoldur. Daha sonra gruptaki çocuklar, daire olarak yere otururlar. Öğretmen
hikayeyi başlatır. Örneğin; "Bir gün bir ülkedeki kral uykudan kalkmış
ve aynaya bakmış. Bir de ne görsün..." Liderin (öğretmen) sağında oturan
çocuk, öyküye kendisinden bir parça ilave eder ve gruba söyler. Örneğin "saçları
bembeyaz olmuş"... Daha sonra kendine sıra gelen diğer bir çocuk, öyküye
bir cümle daha der ve çalışma böylece devam eder. Oluşturulan hikaye çocuklar
tarafından oynanır.
3. Efsaneler
Doğa üstü varlıkları, hayali olayları konu alan ve bir halkın yaşadığı
olayların ya da o halkın aile düzeni ve toplumsal ilişkilerini temellendiren
yapıların anılarını düşselleştirerek yansıtan halk ya da edebiyat anlatışına
efsane (mit) denilmektedir.
Efsanelerin içerikleriyle ve birçok kuşak arasında yayılma biçimleriyle önemli
toplumsal işlevleri vardır. Ayrıca efsaneler sık sık ayinlerle de birleşirler.
Örneğin, Afrika'da belli bir yaş sınırı için düzenlenen geçiş ayininde, aşiretin
kurucusu olarak görülen ilk insanın efsanesi yinelenir.
ÖRNEK
Ar akne
Eski çağlardan birinde Arakne adında çok iyi dokuma yapan bir kız yaşarmış.
Arkadaşları dışında kimse onun çok iyi dokuma yaptığını bilmezmiş. O ülkenin
bir de dokuma tanrısı varmış ve tanrı kendi dokumalarının dünyanın en iyi dokumaları
olduğunu söylermiş. Fakat Arakne kendi dokumalarının da tanrının dokumaları
kadar güzel olduğunu düşünüyormuş. Arakne çevresindekilere kendi dokumalarının
tanrılarının dokumalarında daha güzel olduğunu söylemeye başlamış. Bir gün
bu sözler tanrının kulağına gitmiş ve Arakne'yi bulup onu cezalandırmaya karar
vermiş. Tanrı Arakne'yi bulmuş ve ona, başkasının kılığına girerek bu düşüncesinin
halen devam edip etmediğini sınamış. Arakne ısrarla kendisinin dokumalarının
daha güzel olduğunu iddia etmiş. Bunun üzerine tanrı onu ölümle cezalandırmış.
Halk ve arkadaşları buna çok üzülmüş ve tanrıya gidip yalvarmışlar. Tanrı düşünmüş,
taşınmış ve Arakne'yi dünyaya bir örümcek olarak tekrar getirmiş. Bu yüzden
de örümcekler kendi evlerini çok güzel dokurlar.
Efsaneler öykü ve hikaye de olduğu gibi dramatizasyon ile canlandırılabilir.
Bununla birlikte efsanenin bir kısmı okunup kalan kısmının çocuklar tarafından
tamamlanarak doğaçlanması yapılabilir.
4. Romanlar
Daha çok insanların serüvenlerini, karakterlerini, düşünce
ve duygularını ayrıntılarıyla, kendine özgü bir biçimde anlatan
uzun düz yazılara verilen isimdir.
Romanda anlatılanlar hayali veya gerçek hayat durumlarına dayanabilir. Roman
konuları,
Roman konuları,
Yakın çevre ile ilgili,
Hayvanlarla ilgili,
Mizahi,
Serüven ile ilgili,
Duygusal konularla ilgili,
Tarihi konularla ilgili,
Gezi ile ilgili olabilir.
Hikaye ve roman edebiyat türü olarak birbirlerine çok benzerler. Ancak ha-bakımından
farklıdır. Yani romanlar sayfalara yazılabilirken, hikaye birkaç sayfadan oluşur.
Çocuklar romanlarda, çeşitli konulara ilişkin olarak çözülmesini gerekli gördükleri
sorunların karşılığını, olayların sebebini açıklayan bilgileri ve yorumları bulabilirler.
Romanlar çocuğun hayat tecrübelerini zenginleştirir, türlü insan tipleri üzerinde
düşünmelerine imkan sağlar. Geliştirmekte oldukları değer yargılarının daha açıklık
kazanmasına yardımcı olur.
5. Şiirler
Şiirler hayal gücü, duygusallık, uyum ve ölçü gibi kendine özgü anlatım
biçimi olan edebiyat türüdür. Çocuğa güzellik, insanlık duyguları kazındırır.
Şiirler ritm ve ahenk sağladığından çocuklar tarafından sevilir. Kafiyeler, kelime
oyunları, çocuklardaki ritm ihtiyacını besler.
Olayların, insanların, cansız varlıkların duygulu, renkli ve etkili bir biçimde
ildiği şiirler her dönemde olduğu gibi, okulöncesi dönemdeki çocukların da duygusal
ihtiyaçlarına cevap verir ve onlara duygusal zenginlik sağlar. Şiirler zamanda
çocuğa düşünce zenginliği ve esnekliği de kazandırır.
Çocukların şiirle ilişkisi önce dinlemekle başlar. Sonraları kendileri okuyarak,
ezberleyerek bu ilişkiyi sürdürürler. Şiirler zevkli tekerlemelerle başlayıp,
ileri yaşlarda estetik duygusunun gelişmesine neden olur. Çocukların sevdikleri
şiirler canlı, hareketli, melodik, vezin ve kafiyeli şiirlerdir. Bu yüzden öğretmen
şiir seçerken, çocuğun düşünme ve olayları algılayış biçimini, duygularını ifade
ediş biçimini, sözcük dağarcığını, dikkat süresi gibi özelliklerini dikkate almalıdır.
Seçilen şiir çocukta anlama ya da söylemede güçlük yaratacak olursa, çocuğun
şiire karşı olumsuz tavır geliştirmesi söz konusu olabilir.
Şiirler okulöncesi çocukların anlayabileceği kadar basit ve ilgi çekiciyse
hemen öğrenilip ezberlenebilir. Bu tip şiirlerin içine "parmak oyunu" denilen
tekerleme türü şiirler de girmektedir. Parmak oyunları söylenirken, parmak
ve vücut hareketlerinin de yapılması drama ile ilişkilendirilebileceğini ortaya
koymaktadır. Bununla birlikte parmak oyunları oldukça yalın bir dramatizasyon
türüdür. Okunan ve dinlenen basit durumların eylemleştirilmesinde bu tür seçilir.
Eylemleştirmenin tamamı parmakla yapılır. Öğretmen önce kendisi yaparak çocukların
parmak hareketlerini nasıl yapacaklarını gösterir. Parmak oyunları dra-manın
diğer türlerine bir geçiş olarak da düşünülebilir. Başka bir deyişle, okulöncesi
dönemdeki çocuklarla yapılan çalışmalardaki rahatlama ve ısınma çalışmasında
bu teknik kullanılabilir.
ÖRNEK l :
İki ev
Tepede iki ev var (iki el yumruk yapılır, öne uzatılır). Bu evde Ayşe oturur
(Bir yumruk öne uzatılır, baş parmak çıkarılır). Bu evde Ali oturur (Diğer el
yumruk yapılır, öne uzatılır ve baş parmak çıkarılır). Bir gün Ayşe evinden çıktı.
(Baş parmak gösterilir). Tepeye tırmandı, tepeden aşağı indi. (El yukarı, aşağı
hareket ettirilir). Fakat kimseleri göremedi. Ayşe evine girdi. Kapısını kapattı.
(Baş parmak avuç içine saklanır). Ertesi gün Ali evinden çıktı. (Yukarıdaki sözler
ve aynı hareketler tekrarlanır). Bir başka gün Ayşe ile Ali evlerinden çıktılar
(İki elin baş parmaklan kaldırılır). Tepeye tırmandılar, birbirlerini gördüler.
Ayşe Ali'ye "Günaydın nasılsın?" dedi (baş parmaklar hareket ettirilir).
Sonra el e tutuştular ve okula gittiler (İki baş parmak birleştirilir).
Yaratıcı dramada şiir çalışmaları bireyin imgelem gücünü geliştirmedeki önemli
anahtarlardan biridir. İmgelem gücünü geliştirmeye yönelik şiir çalışmaları genellikle
daha büyük yaştaki gruplarla uygulanan bir tekniktir. Bu sayede rey, düş gücünü
de harekete geçirir. Şiir çalışmaları aynı zamanda bireyin sözcük dağarcığını
da geliştirir. Bireyin kelime hazinesine yeni sözcükler katar. Günlük dili eskimiş
sözcüklerden arındırır. İletişimsel becerileri artırır. Şiir okuyucusu ve dinleyicisi
olarak bireyi geliştirir.
ÖRNEK 2:
Öğrenciler dört gruba ayrılır. Her grup için kendilerine verilen şiirlerin okun-ısı
sağlanır. Şiirlerin okunması bitince, gruptan bu şiiri canlandırmaları ister.
Canlandırdıkları şiirler için her gruba, tek sözcükten oluşan bir başlık bulmaları
söylenir. Gruplar tarafından bulunan başlıklardan yola çıkarak her öğrencinin
kendi şiirini yazması istenebilir. Seçilen sözcüklere ve belirlenen satırlara
üç satır örnek olarak verilebilir.
"Çocuktum, güzellik, doğa,
Yaşam, sevgi, bekleyiş,
Bahar, mutluluk, aşk"
Bu sözcüklerden ve belirlenen satırlardan sonra yazılan şiire Sare Ünal'ın yazdığı
örnek verilebilir.
Çocukluğum doğada güzelliklerle geçti,
Bekleyiş dolu sevgili yaşam,
Aşk mutluluktur, baharsa sevgi.
Öğrencilerin kendi şiirlerini yazmaları için belli bir süre verilir. Daha sonra
isteyenlerin kendi şiirlerini gruba okumaları sağlanır.
6. Güncel Olaylar
Kitle iletişim araçları, bireylerin dış dünya ile ilişki kurmalarını, bilim ve
teknikteki gelişmeleri izlemelerini, çok uzaklarda meydana gelen toplumsal, kültürel
ve politik olaylardan, çağdaş sorunlardan haberdar olmalarını sağlar. Drama sürecinde
kitle iletişim araçlarım düşsel olarak yararlanmak çocuklar için zengin yaşantılar
sağlar. Diğer taraftan bu araçlar hakkındaki olumsuz algılamaların düzeltilmesi
ya da varolan düşüncelerin analiz edilmesi konusunda yeni fırsatlar oluşturur.
Birey bu süreci yaşarken, mevcut resim, fotoğraf, gazete kupürleri gibi malzemeleri
farklı biçimlerde değişik amaçlar için kullanır. Bu çalışmalar içinde öğrenir.
ÖRNEK l:
Öğrencilerin sırtlarına kitle iletişim araçları yoluyla tanınan siyasetçi,
sporcu, sanatçı, gazeteci, öykü yazarı, sunucu, şak gibi kişilerin resimleri
bantla yapıştırılır. Oyunun her öğrencinin kendi sırtındaki resmin kime ait
olduğunu buluncaya kadar sürdürüleceği söylenir. Resmin kim olduğunu bulmada
önemli olan kural, yanıtı evet ve hayır olan değişik soruları, istediği arkadaşlarına
sormaktır. "Türk
müyüm, yaşıyor muyum?, kadın mıyım?, son kitabım ödül aldı mı?" gibi sorular
sorulabilir.
ÖRNEK 2:
Öğrenciler dört eşit gruba ayrılır. Her gruba, gazete ve dergilerden kesilmiş
çeşitli renklerde ve büyüklüklerdeki resimler verilir. Gruplardan bu resimleri
çeşitli biçimlerde sıralayarak ya da gruplayarak televizyon programları oluşturmaları
istenir. Bunu yaparken görüntünün arkasındaki seslerin kendileri olacağı, programın
türüne göre konuşmacıların bu resimleri kullanacakları anlatılır. Her grubun
bulunduğu alanın bir televizyon stüdyosu olduğu hatırlatılır. Çocuklara kendi
televizyon haberlerini oluşturmaları için gereken süre verilir.
Öğrencilerin hazırladıkları sonra dört ayrı televizyon kanalının programlan ırayla
izlenir ve alkışlanır. Daha sonra, her öğrenciden izlediği televizyon programları
ile ilgili eleştiri, öneri ve dileklerini yazmaları istenir. Daha sonra bu eleştiri
ve öneriler okunur. Bir sonraki aşamada da mektubu yazan kişilere nasıl ir cevap
verileceği konusunda tartışılır. Grubun kararına uygun olan cevap azılır. Bu
aşamaların tümünde her gruba canlandırmalar için belli bir süre verir.
Kaynak : www.egitim.com
Geri Git