
Knight Online Premium ve Goldbar
Knight Türkiye
21. YY.’a girdiğimiz şu günlerde teknoloji çok hızlı ilerliyor. Biz buna uyum sağlamak ve yaşantımızı buna göre düzenlemek zorundayız.
İNSAN doğumundan itibaren bilinçli veya bilinçsiz sürekli bir şeyler öğrenir.
Öğrendiklerini ihtiyaç duydukça davranışa dönüştürerek yaşantısına katar. Bildiğiniz gibi bilinçsiz olarak elde edilen bilgiler, çevreden edinilen ve alışkanlıklar yoluyla sahiplenilen bilgiler olarak nitelendirilebilir. Bilinçli olarak sahip olunan bilgiler , tamamen kişinin kendi iradesiyle bilerek ve isteyerek elde edilir. Tabii HEDEF arzu edilen bilinçli ve ihtiyaca uygun bilgilerdir.
Mesleklerinde başarılı bir noktaya gelmiş insanların yaşamları incelendiğinde,başarılarını mesleklerine uygun ,sürekli eğitim alma ve bunlara kendi yetenek ve becerilerini katarak uygulamalarına borçlu oldukları görülür.
Biz öğretmenler , öğretmenlik mesleğinde yaptığımız çalışmaları daha üst noktalara nasıl taşıyacağımız kaygısını sürekli olarak duymaktayız. Yapacağımız bu çalışmalarla sınıf içi uygulamalarda görülen eksikliklerin giderilmesini sağlayabilmektir. Yapılan bu çalışmalar arttıkça uygulamaya yönelik ihtiyaçlara ve kafamızdaki bir çok soruya yanıt bulabileceğiz.
Şunu hiç bir zaman unutmamalıyız ki meslek edinmede aldığımız bilgiler,hayatımız boyunca ihtiyaçlarımıza cevap verebilecek yeterlilikte değildir. Her geçen gün yeni bilgilere ihtiyaç duymaktayız. İçinde bulunduğumuz bilgi çağında biz öğretmenler için önemli olan ,bilgiye ulaşmada gelişmekte olan teknoloji ürünlerini yerinde kullanabilmektir.
Büyük bir hızla gelişmekte olan bu çağda öğretmenin pozisyonu
Bilen,bilgisini bir hatip edasıyla öğrencilerine aktaran ve ezberci öğretime ağırlık veren öğretmenin yerini ;bilen ,bildiklerini öğrencilerine sağladığı rehberlik yoluyla sunabilen ve öğrencinin neyi ,nereden ,nasıl bulabileceğinin yolunu gösteren öğretmen almıştır.
Meslek öncesi bilgilerle yetinen öğretmenin yerini ;araştıran ,gelişmelere uyum sağlayan ,sürekli kendisini yenileyen ,günün şartlarına uygun bilgi ve teknik donanıma sahip olan,ufku oldukça açık öğretmen almıştır.
Artık çağımızın öğretmeni;demokrat, insan haklarına saygılı, ve yaşadığı toplumu çağdaşlaşmanın üst noktalarına çıkarmayı hedefleyen öğretmendir.
Bilgi çağının öğrencisi;
Görsel işitsel araçlarla donatılmış eğitim ortamında yetişen, Yaparak-yaşayarak eğitim öğretimin uygulandığı, Düşünen ve düşündüklerini ortaya koyan, Araştıran ve sonuçlarını toplum yararına sunan öğrencidir.
Okulda verilmesi gereken
Şüphelenmek ve doğru soru sormak ile neyi, nereden, nasıl öğrenebileceğini öğrenmektir.
EĞİTİM TEKNOLOJİSİ TANIMI
ÖĞRETMENİN ROLÜ
ÖĞRENMEDE YENİ YAKLAŞIM ÖĞRENCİ MERKEZLİDİR
ZAMAN SABİT TUTULMAK ÜZERE İNSANLAR ;
Okuduklarının %10’ unu,
*İşittiklerinin %20’ sini,
*Gördüklerinin %30’ unu,
*Hem görüp hem işittiklerinin% 50’ sini,
*Söylediklerinin % 70’ ini,
*Yapıp söyledikleri bir şeyin ise % 90’ ını
hatırlamaktadırlar.
ÇAĞDAŞ EĞİTİM
Teknolojiyi kullanıp öğrenciyi aktif hale getiren uygulamalı bir eğitim vermektir.
Çağımızın gerektirdiği işgücünün verimliliği bunun ölçüsüne bağlıdır.
EĞİTİM TEKNOLOJİSİNİN AMAÇLARI
Eğitim teknolojisinde kullanılan araçlar
Eğitim aracı,öğrenme öğretme etkinlikleri sırasında öğrencinin öğrenmesi ve öğretmenin etken bir öğretim sağlayabilmesi için bilgilerin kavratılmasında, üzerinde gözlem ve araştırma yapmada kullanılan her türlü öğretme ve öğrenme yardımcılarına denmektedir.
Genel olarak araçlar; (Gelişim sırasına göre)
ARAÇLARIN DUYU ORGANLARINA HİTAP ETME BİÇİMLERİNE GÖRE SINIFLANDIRILMASI
1.Görsel Araç ve Gereçler
A. Üç boyutlu materyaller; a- Numuneler , b-Modeller
2.İşitsel Araçlar :
3.Görsel-İşitsel Araçlar :
ÖĞRETİM ARAÇ-GERECİNİN SEÇİMİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN ÖZELLİKLER:
GÖRSEL-İŞİTSEL ARAÇ KULLANIMINDA GENEL AMAÇLAR
Araç kullanılmasının gereği ve önemi
1- Öğretmen,konuşma yeteneğini geliştirmeli
2-Ders iyi bir şekilde planlanmalı,
3-Öğrenci ihtiyaçları,yetenek ve ilgileri değerlendirilmeli,
4-Öğrencilerin ilgisini dağıtan durumlar ortadan kaldırılmalı,
5-Birden fazla duyu organına hitap eden araç gereç kullanılmalı,düz anlatımdan kaçınılmalıdır.
6-Zor ve çok teknik olan öğretim araçları kullanılmamalıdır.
ARAÇ SEÇİLİRKEN
EĞİTİM ARAÇLARININ ÖĞRETMENE SAĞLADIĞI YARARLAR
-Öğretmenin ders anlatmak için harcadığı zaman önemli ölçüde azalır,
-Tahta kullanımı ihtiyacı azalır,
-Daha kaliteli çizim,şekil ve grafiklere kolayca ulaşılabilir,
-Öğrencilerin bireysel niteliklerine uygun çok sayıda örnek, araçlar sayesinde sağlanır,
EĞİTİM ARAÇLARI KULLANIM İLKELERİ
ARAÇ KULLANMA YÖNTEM VE TEKNİĞİ
KULLANMADAN ÖNCE
KULLANMA SIRASINDA
KULLANDIKTAN SONRA
BİREYLERİN TEKNOLOJİK GELİŞMELERE BAKIŞ AÇILARI
Bazı kişiler;
Önemim azalır
İşimi kaybederim
Masraflı olur
Görevlerime yenileri yüklenir
Korkusu ile soğuk bakarlar.
EĞİTİM ORTAMLARININ DÜZENLENMESİ
Terminolojik ve kavramsal açıklamalar ışığında bakıldığında eğitim ortamlarının düzenlenmesi kavramının ifade ettiği anlamı : Eğitim olgusunun meydana geldiği çevre, mekân ya da alandaki insan gücü dışı öğelerin ön görülen hedefler doğrultusunda en verimli ve sağlıklı biçimde işe koşulması olarak tanımlamak mümkündür.
Eğitim ortamının düzenlenmesi işinin kapsamı ise, eğitim sitelerinden dersliklere kadar uzanan tüm fizik mekân ile öğrenci, uzman, öğretmen, veli ve diğer ilgililer olmak üzere tüm iş görenleri kapsayan sosyal ortamı içermektedir.
Diğer bir deyişle, eğitim ortamlarının düzenlenmesi etkinlikleri; eğitim davranış bilimleri, psikoloji, biyoloji, ekoloji, mühendislik, mimarlık, teknoloji, ekonomi vb. bilim dallarının kesişme noktasını oluşturmakta ve eğitimde insan ve çevre ilişkilerinin tüm boyutlarını kapsamaktadır.
ÖĞRETİM ORTAMLARI
Öğretimin gerçekleştirilmesinde yararlanılan ders kitabı, televizyon programı, deney, bilgisayar destekli öğretim, seminer, okul, sınıf gibi araç - gereç ve etkinliklerin her birine öğretim ortamları denir.
ÖĞRETİM ORTAMLARININ PLANLAMASI İLKELERİ
BAŞLICA ÖĞRETİM ORTAMLARI
Sınıf ortamlarının planlanmasında dikkat edilecek adımlar şunlardır :
1. Adım : Sınıfın fiziki ortamının dersin durumuna göre aktif öğrenmeye hazırlanması.
2. Adım : Düzenlenmiş öğretim ortamının ne kadar bu şekilde kalacağının belirlenmesidir.
SIRALARIN YERLEŞİM ŞEKİLLERİ
Her öğrenciye tek kişilik bir sıra ve bir sandalye olacak şekilde sınıf düzenlemesi esas alınarak;
Sıralar ve masalar, sınıfın boyutları ve öğrenci sayısı dikkate alınarak genel olarak “U” şeklini koruyarak yerleştirilebilir.
“ U ” Şeklinde Yerleşimin Faydaları
Şeklinde yapılan sıraları yerleştirme şeklidir.
Ekip Çalışması Yerleşim Şekli düzenlemesinin
Faydaları
1. Elips veya dairesel bir düzenleme olup, ekip çalışmasını kolaylaştırır.
2. Karşılıklı oturan öğrenciler birbirleri ile kolaylıkla iletişim kurabilirler.
3. Bu yerleşimde gerektiğinde bazı öğrenciler sandalyelerinin yönünü değiştirerek tahtayı
veya perdeyi rahatlıkla izleyebilirler.
Eğer masalar dikdörtgen şeklinde ise en kolay yerleşim şeklidir.
Konferans Masası yerleşim Şekli düzenlemesinin Faydaları
1. Bu yerleşimde öğretmenin önemi minimuma
inerken sınıfın önemi ön plana çıkar.
2. Öğretmenin masanın ortasında oturduğu yerleşimde ise öğrenciler öğretmen ile daha
kolay iletişim kurabilirler.
3. Bu yerleşimin en önemli dezavantajı ise daha resmi bir iletişim ortamı yaratmasıdır.
Masa olmadan sadece sandalyeler kullanılarak
çabuk ve kolaylıkla oluşturulabilen bir yerleşim şeklidir
Öğrencilerin üzerinde yazı yazacakları ve kullanacakları
materyalleri yerleştirecekleri bir çalışma alanı gerekiyor
ise sandalyeler ile birlikte masalarda çevrilerek yerleşim yapılabilir.
Daire Şeklinde Yerleşim düzenlemesinin faydaları
Tartışmacı ve gözlemci gibi farklı gruplar oluşturulması
Grupların Gruplanması Yerleşim Şeklinin Yararları
1. Bu yerleşim şekli, rol yapma, münazara veya grup
çalışmalarını gözlemleme gibi etkinliklerde kullanılabilir.
2. En fazla uygulanan biçimi ortada birleştirilen masaların çevresinde ikişer grubun yerleştirilmesi, diğer kenarlara da grup çalışmasını gözlemleyecek grupların yerleştirilmesidir.
Aktif laboratuar çalışmaları için uygun bir yerleşimdir.
Her çalışma istasyonu çevresine iki öğrenci yerleştirilir.
Öğretmen nelerin yapılması gerektiği uygulama ile gösterdikten sonra öğrenciler işbirliği yaparak verilen çalışmayı yapar.
Geniş bir alanda oluşturulan farklı çalışma gruplarıdır.
Proje veya Özel Çalışma Grupları yerleşim Şeklinin Yararları
toplantı salonlarında uygulanabilecek bir yerleşimdir.
Eğer yukarıda önerilen yerleşim şekilleri
sınıfların büyüklük, donanım, kalabalık öğrenci
gibi sınırlıklar nedeniyle uygulanamıyorsa
klasik sınıf yerleşim şekli uygulanabilir.
ÖĞRENME NASIL OLMAKTADIR ?
Son yıllarda,öğrenmenin oluşumu bilgisayarların çalışmasına benzetilmektedir. Bilgisayarlar, birçok bakımdan insan beynine benzemekle birlikte , henüz insan beyninin sahip olduğu yetenekleri gösterebilecek bir bilgisayar üretilememiştir ve asla üretilemez görünmektedir.
Dünya bilgiyle doludur ve biz de her an çevremizden gelen görüntü , ses, tat, koku vb. uyarıcı bombardımanına tutulmaktayız. Acaba bu uyarıcı bombardımanı karşısında ne yapmaktayız ?
ÖĞRETİM :İçsel bir süreç ve ürün olan öğrenmeyi destekleyen ve sağlayan dışsal olayların planlanması, uygulanması, ve değerlendirilmesi sürecidir. Eğitimin gerçekleşebilmesi için öğretimin, belli hedeflere dönük öğrenmeleri oluşturmak üzere planlaması, uygulaması ve değerlendirmesi gerekir.
ETKİLİ ÖĞRETİM:
Öğrenme olayının doğasını ve değişik gelişim aşamalarındaki öğrencilerin nasıl öğrendiklerini anlamayı gerektirir.
"Öğretim ya da öğretmenlik öğrenciye bilgi aktarma değildir".
ÖĞRETME: Öğrencinin öğrenmesine rehberlik faaliyetidir.
Öğretmen: Okulda istendik öğrenmelerin oluşmasına rehberlik eden kişidir.
İçsel bir süreç olan öğrenmenin dışsal etkinliklerle desteklenmesi gerekir. Bu dışsal etkinliklerin düzenleniş biçimi değişik öğretme model ve stratejilerinde farklılık göstermektedir. Ancak hepsinde ortak nokta; Öğrenme,öğrencinin öğretme ortamına aktif olarak katılımıyla gerçekleşmektedir.
AKTİF ÖĞRENME
Öğrenme, öğrencilerin fikri katılımını ve uygulamasını gerektirir.
Öğrenmeyi aktif yapan nedir?
Öğrenme etkin olduğunda, işin çoğunu öğrenciler yapar. Beyinlerini kullanırlar, fikirleri düşünürler, problemleri çözerler ve ne öğrendilerse uygularlar.
Aktif öğrenme hızlıdır, eğlencelidir, destekleyicidir.
Öğrenci sıklıkla sırasından uzakta, hareketli ve yüksek sesle düşünür.
Öğrenme neden Aktif olmalıdır?
Bir şeyi iyi öğrenmek için, onu duymak, görmek, onunla ilgili sorular sormak, başkaları ile görüş alış verişinde bulunmak, yapmak gerekir.
Biliyoruz ki, öğrenciler en iyi, yaparak öğrenirler.
O halde sınıfınızı canlandırarak, Öğrencilerinizi neşelendirerek ve ferahlatarak Öğrenmeyi aktif duruma getirmeniz gerekmektedir.
Bu amaçla ilk olarak öğrenmenin nasıl gerçekleştiğinin anlaşılması gerekir
NASIL ÖĞRENİYORUZ?
Yaklaşık 2400 yıl önce Konfiçyus’un ;
Ne duyduysam, unuttum.
Ne görürsem, hatırlarım.
Ne yaparsam, anlarım.
Bu söylemi aktif öğrenmeye uyarlayacak olursak
Ne duyduysam unuttum.
Ne duyar ve görürsem,biraz hatırlarım.
Ne duyar, görür ve onunla ilgili soru sorar veya birisi ile tartışırsam, anlamaya başlarım.
Ne duyar, görür, tartışır ve yaparsam, bilgi ve beceri kazanırım.
Başkasına ne öğretirsem, iyice öğrenirim.
Anlattığınız dersin unutulmasının en önemli nedeni,
Öğretmenin konuşma hızı ile öğrencilerin dinleme hızı arasındaki farklılıktır. Çoğu öğretmen dk‘da yaklaşık 100-200 kelime kullanarak konuşmaktadır
Öğrenciler, bütün dikkatleri ile dk.’da 50 veya 100 kelime dinleyebilmektedir. Öğrenciler dinlerken daha çok düşünmektedirler.
Yapılan araştırmalar göstermektedir ki,
Öğrenciler ilk on dk’da dikkatlerini %70 oranında toplayabildikleri halde bu oran son on dk’da %20’ye düşmektedir.
Sonuç olarak
Anlatılan konu ne kadar ilgi çekici olursa olsun,
Öğrenciler ne kadar dikkatli dinlerlerse dinlesinler ve
Öğretmen bilgiyi ne kadar sıralı ve yavaş anlatırsa anlatsın
Dinleyerek öğrenme sınırlı kalmaktadır.
Aktif Öğrenmenin gerçekleşemediği anlatım yönteminin sürekli olarak kullanılmasının ortaya çıkardığı sorunlar.
Öğrencilerin dikkati her geçen dakika azalmaktadır.
Sadece dinleyerek öğrenen öğrencilere hitap etmektedir.
Ezbere öğrenmeyi desteklemektedir.
Bütün öğrencilerin aynı bilgiye ihtiyaç duyduğu ve hepsinin aynı hızda öğrendiği varsayımına dayanmaktadır.
Öğrencilerin hoşuna gitmemektedir.
Anlatıma görsel unsurların eklenmesi, akılda kalıcılığı %14’ten %38’e yükseltmektedir.
Resim kullanılarak yapılan anlatım sadece kelimeler kullanılarak yapılan anlatımdan üç kat daha fazla etkilidir.
Hem görsel,hem işitsel unsurlar birlikte kullanılırsa daha çok öğrencinin öğrenmesine yardımcı olunacaktır.
GENELLİKLE UYARICI BOMBARDIMANI KARŞISINDA YAPILAN İŞLEMLER
-Göze, kulağa ve diğer duyu organlarına gelen fiziksel uyarıcılar seçilerek sinirsel mesajlara dönüştürülmekte,
-Daha sonra bu mesajlar, depolanabilme ve hatırlanabilmeleri için sinir sisteminde başka değişimlere uğramakta,
-Bilgiyi hatırlamak için ise;depolanan mesajlar kasların hareketlerini kontrol edebilecek bir başka mesaj türüne dönüştürülmektedir.
Öğrenme ya da bilgiyi işleme süreci doğrudan gözlenemediğinden, bu süreci somutlaştırmak ve daha kolay anlamamızı sağlamak üzere bir model geliştirilmiştir.
(Ör: Bilgiyi İşleme Modeli)
Verilen bilgiyi işleme modelinde görülen yapılar ve öğrenmeyi sağlayan süreçler aşağıda maddeler gösterilmiştir:
Çevredeki uyarıcıların alıcılar(duyu organları)yolu ile alınması,
Duyusal kayıt yoluyla bilginin kaydedilmesi (Duyusal kayıt ),
Dikkat ve seçici algı süreçleri harekete geçirilerek duyusal kayıta gelen bilginin seçilmesi ve kısa süreli belleğe aktarılması,
Bilginin bir müddet kısa süreli bellekte kalabilmesi için zihinsel tekrarın yapılması(K. S. Bellek/ İşleyen bellek),
Bilginin uzun süreli bellekte depolanabilmesi için kısa süreli bellekte anlamlı kodlamanın yapılması,
Kodlanan bilginin uzun süreli bellekte depolanması,
Bilginin uzun süreli bellekten işleyen (Kısa süreli bellek)belleğe geri getirilmesi,
Bilginin işleyen bellekten yani kısa süreli bellekten tepki üreticiye gönderilmesi,
Tepki üreticinin bilgiyi vericilere (kaslara) göndermesi,
Öğrencinin performansını göstermesi,
Yürütücü kontrol sistemi tarafından tüm bu süreçlerin kontrol edilmesi,düzenlenmesi,
BİLGİYİ İŞLEME MODELİ
ÖĞRENMENİN OLUŞUMU :
Duyusal kayıt:
Çevreden gelen uyarıcılar öğrencilerin duyu organlarını etkiler ve duyusal kayıt yoluyla sinir sistemine girer, bilginin duyusal kayıtta kalış süresi çok kısadır (yarım saniyeden daha az), duyusal kayıt kendisinden sonraki öğrenme süreçleri için kritik bir öneme sahiptir, buraya gelen bilgiler anında işlenmezse çok hızlı bir şekilde kayıp olur, buraya gelen sınırsız uyarıcılardan sadece dikkat edilen, öğrencinin beklentilerine ve amaçlarına uygun olan az sayıdaki uyarıcı seçilerek kısa süreli beleğe gönderilir, diğerleri duyusal kayıttan yok olur, duyusal kayıttan kısa süreli belleğe bilgilerin geçişinde DİKKAT ve SEÇİCİ ALGI süreçleri süzgeç görevi yapar.
Bu nedenle aralıksız ve monoton bir biçimde üst üste verilen bilgiler, bireyin dikkat ve algı alanına girmediğinden duyusal kayıttan kısa süreli belleğe aktarılmadan kaybolmaktadır. ( Öğretmen tahtaya çizdiği bir şemayı öğrencilerin defterlerine çizmelerini söyleyip onlar çizerken öğretmen şemayı açıklamaya devam ederse öğretmenin açıklamaları duyusal kayıttan geçmez)
Kısa süreli bellek(İşleyen Bellek):
Dikkat edilen ve algılanan bilgi duyusal kayıttan kısa süreli belleğe geçirilir, bu belleğin birinci işlevi sınırlı bilgiyi kısa sürede olsa depolar, ikinci işlevi ise bu bilginin uzun süreli bellekte depolanmasını sağlamak ve bilgiyi uzun süreli bellekte geri getirerek hatırlamak için zihinsel işlemleri yapmaktır .
Bu nedenle bu belleğe İŞLEYEN bellek olarak da adlandırılmaktadır. Bu belleğin alan bakımından kapasitesi çok sınırlıdır.
3 yaşındaki bir çocuğun:üç, 7 yaşındaki bir çocuğun : beş, 10 yaşındaki ve yetişkinlerde ise bu kapasite :beş-dokuz birim arasında değişmektedir .
Bu bellekteki bilgilerin tekrar edilmediği ya da kodlanarak uzun süreli belleğe gönderilmediği takdirde en fazla 20 saniye kadar saklanabilmekte daha sonra yok olmaktadır.
Kısa süreli belleğin gerek alan bakımından gerekse süre bakımından sınırlı olması nedeniyle öğretmenin öğrenmeyi sağlayabilmesi için sınıfta bazı önlemler alması gerekmektedir;
-Sadece sözlü sunuya dayalı derslerde öğrencinin öğrenmesi büyük ölçüde engellenmektedir,
Bir birimlik bilginin kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe aktarılması 10 saniye almaktadır. Normal bir konuşma hızıyla anlatımda ise bir dakikada 150 sözcük söylenmektedir.
Bu sözcüklerden her beş sözcükte bir fikir üretilebilmektedir. Öğrenci bu fikir bombardımanı karşısında ancak çok önemli olan 15 'i ile yüz yüze gelse bile dakikada ancak bunların altısını işleyerek uzun süreli belleğe gönderebilecek kapasiteye sahiptir.
Kısa süreli belleğin sınırlı olmasından dolayı art arda gelen fikirleri anlamlandırıp uzun süreli belleğe göndermeden unutmaktadır.
-Yukarıdaki nedenlerden dolayı ,öğretmenlerin açıklamalarını sürekli ve hızlı yapmak yerine,öğrencilerin kısa süreli belleklerinde işlem yapmalarına olanak verecek biçimde yavaş, daha çok ana tekrarlara ve özetlemelere yer vererek yapılmalıdır.
Sunular çok kısa, öğretmen-öğrenci, öğrenci-öğrenci etkileşimi daha çok olmalıdır. Konunun anlaşılıp anlaşılmadığının kontrol edici sorular sorulmalıdır.
Yerinde ve etkili bir biçimde kullanılacak öğretim araç ve materyalleri kısa süreli belleğin aşırı yüklenmesini nleyecektir.
-Öğretmen,derste çok şey anlatıp öğrencinin çok az öğrenmesine neden olmak yerine, çok önemli şeyleri seçip öğrencilerin tam olarak öğrenmelerini sağlamalıdır.
-Alınacak başka bir önlemde birey yada öğrenciye otomatiklik kazandırmaktır. Otomatiklik kazanıldığı zaman bilgi yada işlemler kısa süreli bellekte çok az zihinsel çabayla sürdürülür, otomatik işlem sürdürülürken kısa süreli bellek de başka bir işle meşgul olabilir.
Uzun süreli bellek :
Kısa süreli bellekte tekrar edilerek yada anlamlandırılarak(kodlanarak)gönderilen bilgileri sürekli olarak sakladığımız depo, uzun süreli bellektir. Bu belleğin kapasitesi sınırsızdır.
Geri Git